62. Altın Portakal Film Festivali ödüllerini buldu. “Tavşan İmparatorluğu” yedi ödülle öne çıkarken, festivalde yapay zeka kullanımı ve emek koşulları da tartışma yarattı.
Güven Turan Yazdı
Antalya – 62. Altın Portakal Film Festivali, 1 Kasım’da ödüllerin verilmesinden sonra 2 Kasım’da son buldu. Ödüllere baktığımızda ise karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor. En iyi film seçilen Tavşan İmparatorluğu, diğer yarışma ödüllerinin de ciddi bir çoğunluğunu aldı. Film; en iyi yönetmen, en iyi sanat yönetmeni, en iyi görüntü yönetmeni gibi ödülleri alarak yedi ödülle festivalden döndü. Ödüllerde bu kadar olumlu bir dönüt alan filmin seyircideki karşılığı ise daha karışık oldu. Genel kanının filme karşı karışık olduğu göze alınırsa, Tavşan İmparatorluğu’nun bu kadar çok ödülle festivalden dönmesinin çeşitliliğe zarar verdiğini söyleyebiliriz. Çünkü Altın Portakal’dan bir ödülle dönmek, o sinema ekibinin kariyerinin yeni filmlerle devam edebilmesi için önemli bir şans. Tek filme odaklanılan seçimlerde ise Türkiye sinemasının yeni projelerle karşımıza çıkması çok daha zor oluyor. Buna rağmen benim şahsi favorim Parçalı Yıllar ise en iyi müzik ve Yetkin Dikinciler’e verilen en iyi erkek oyuncu ödülünün sahibi oluyor. Yine beğendiğim ve güçlü bir kurgusu olan Noir ise en iyi kurgu ödülünü kazanıyor.
Ödül töreni dışında ise festivalde en dikkat çeken paneller arasında, Sinema Emekçileri Sendikası (SİNE-SEN)’in düzenlediği “Emeğin Halleri ve Haklarımız” ile “Mobbing, Taciz ve İfşa” paneli yer alıyor. Emeğin Halleri ve Haklarımız paneli, sinema sektöründe sömürülen tüm işçiler için bir umut doğuruyor aslında. Sektörün zorluklarını ve sömürüyü dile getiren SİNE-SEN avukatı Derya Yaman, çözümün sendikal mücadelede olduğunu dile getiriyor. Aynı zamanda parasını alamayan işçilerle verdikleri dayanışmanın da onları sonuca götürdüğünü anlatıyor. Çünkü tek başımızayken korkutucu bir güç oluşturamasak da kitlesel sendikalar, emekçilerin haklarını alması için önemli bir mücadele aracı. Panele katılan Oyuncular Sendikası Set Birimi Sorumlusu Cem Yiğit Üzümoğlu da sektörde sınıf bilincinin az olduğunu, fakat buna rağmen tüm oyuncuları dayanışmaya çağırdığını belirtiyor. Bunun yanında, açılış jeneriği yapay zekâyla yapılmış Altın Portakal’ı da eleştiriyor. Gerçekten de bu kadar büyük bir festivalin kolaylıkla çekilebilecek görüntüleri yapay zekâya yaptırması oldukça gülünç. Panel sırasında Cem Yiğit Üzümoğlu’nun bu eleştirisi ise oldukça yerinde ve değerli.
Mobbing, Taciz ve İfşa paneli ise özellikle setlerde kadınların yaşadığı zorluklara değiniyor. Türkiye’nin her yerinde olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği, tabii ki sinema sektöründe de kendini gösteriyor. Setlerde yaşanan tacizler ise bunun korkunç bir örneği. Bu noktada da tacizcileri ifşalamak için sendikal mücadele önemli bir yol teşkil ediyor. Sektörün kadınlar için daha güvenli bir hale gelmesi için tüm tacizcilerin ifşalanması ve gerekli yaptırımlara çarptırılmasının mücadelesinin verilmesi önemlidir.
Panellerin yanında festival işçilerinin durumu da oldukça kötü. Günde 14 saate kadar çalışmalarının yanında yedikleri yemeğin kalitesi de oldukça düşük. Aynı zamanda festival içindeki çalışan hiyerarşisinin, kendilerine yukarıdan bakmak üzerine olduğundan yakınıyorlar. Düzenli olarak festivale katılıp ortamı çeken Antalya Büyükşehir Belediyesi TV işçileri ise, gün gün çalışma saatlerinin 18 saate kadar çıktığından yakınıyorlar. Festivalin yüzeyinin altında yine tüm yükü sırtlayan, ağır koşullarda çalışan işçiler oluyor. İşte Altın Portakal bu koşullarda son buluyor. Ağır koşullarda çalışan işçiler, tartışmalı yapay zekâ kullanımı ve ödüllerinin yanında, şehrin kültürel dokusunu bittiğinde bile etkilemeye devam ediyor.
Kaynak: evrensel gazetesi