“Aleviler ve Müslümanlar” Demek Kime Hizmet Eder?

“Aleviler ve Müslümanlar” Demek Kime Hizmet Eder?
Yayınlama: 09.01.2026
Düzenleme: 09.01.2026 12:06
182
A+
A-

Bazı cümleler vardır, ilk bakışta sade görünür; ama içine girildiğinde ağır bir zihniyet yükü taşır. “Aleviler ve Müslümanlar” ifadesi de bunlardan biridir. Bu söz, yalnızca bir dil tercihi değildir. Aynı zamanda bir ayrıştırma biçimi, hatta Aleviliği İslam’ın dışında görme eğiliminin açık bir yansımasıdır.

Sormak gerekir: Neden “Aleviler ve Müslümanlar”? Neden “Aleviler ve Sünniler” değil? Çünkü bu ifade, Aleviyi Müslüman kategorisinin dışına iten örtük bir kabule dayanır. Yani cümlenin alt metni şudur: “Aleviler Müslüman değildir.” İşte sorun tam da burada başlar.

Oysa Alevilik, Hak–Muhammed–Ali diyen, Ehlibeyt’i merkeze alan, adaleti, vicdanı ve insanı esas alan bir inanç yoludur. Hz. Ali’nin adını anıp, onun yolundan gittiğini söyleyen bir topluluğu İslam dışı ilan etmek; yalnızca Alevilere değil, İslam’ın kendi tarihine ve çoğul yapısına da haksızlıktır.

Bu dil, masum değildir. Çünkü dil, düşüncenin aynasıdır. Bir topluluğu dilde ayırırsanız, zihinde de ayırırsınız. Zihinde ayırdığınızda ise toplumsal hayatta dışlamanın önü açılır. Alevilerin yüzyıllar boyunca maruz kaldığı ötekileştirme, yok sayma ve baskı; işte tam da bu ayrımcı dilin ürünüdür.

Daha da vahimi, bu söylem İslam’ı tek bir yoruma indirger. Sanki İslam yalnızca bir mezhebin, bir fıkhın ya da bir tarih okumasının tekelindeymiş gibi davranılır. Oysa İslam tarihi, farklı yolların, yorumların ve irfan geleneklerinin birlikte var olduğu zengin bir bütündür. Alevilik de bu bütünün ayrılmaz bir parçasıdır.

“Aleviler ve Müslümanlar” demek, farkında olarak ya da olmayarak şunu söylemektir: “Biz Müslümanız, onlar başka.” Bu, ne ilmi bir tespittir ne de vicdani. Bu, ancak ayrışmadan beslenen, ötekileştirmeyi meşrulaştıran bir zihniyete hizmet eder.

Bugün gerçekten birlikte yaşamak, gerçekten barışı konuşmak istiyorsak; önce dili temizlemek zorundayız. Aleviliği İslam’ın dışında konumlandıran her ifade, toplumsal barışa atılmış bir çentiktir. Kapsayan bir dil, kapsayıcı bir toplumun ilk şartıdır.

Unutmayalım: Hak–Muhammed–Ali diyenleri ötekileştirmek, sadece Alevilere değil; adaletin, vicdanın ve hakikatin kendisine mesafe koymaktır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.