Çinliler, yüzyılın başından bu yana Afrika’nın çoğu ülkelerinde dükkân kiralıyor. 35 ülkede 54 Konfüçyüs Enstitüsü açıldı. Yükselen güç Çin, Afrika’da ekonomik ve jeopolitik etkisini artırıyor. Bu durum bir kazan-kazan ilişkisi olarak değerlendirilse de tablo o kadar basit değil.
Çinliler, yüzyılın başından bu yana Afrika’nın çoğu ülkelerinde dükkân kiralıyor. 35 ülkede 54 Konfüçyüs Enstitüsü açıldı. Yükselen güç Çin, Afrika’da ekonomik ve jeopolitik etkisini artırıyor. Bu durum bir kazan-kazan ilişkisi olarak değerlendirilse de tablo o kadar basit değil
Afrika’nın devasa doğal kaynaklarına duyulan açlık, yeni pazarlar arayışı ve jeopolitik güç kullanma isteği… Çin, Afrika kıtasında ekonomik ve jeopolitik etkisini artırıyor.
Çinli esnaflar, yüzyılın başından bu yana Afrika’nın çoğu ülkelerinde dükkanlar kiralıyor. Ağırlıklı olarak kadınlara yönelik giyim ürünleri, tekstil, telefonlar ve her türden tüketim malı satılıyor. Afrika, adeta “Made in China” ürünleriyle dolup taşıyor.
Hammadde temini, Çin malları için pazar, küresel nüfuz stratejisinin bir parçası ve hatta yeni bir üretim üssü. Kimileri bunu, doymuş pazarlara sahip dünyanın en büyük ekonomisi Çin ile yükselen Afrika arasında bir kazan-kazan ilişkisi olarak değerlendiriyor. Ancak tablo sanıldığı kadar basit değil.
Çin’in Afrika’daki varlığı 15. yüzyıla kadar uzanıyor. Çin’inin BM konseylerinde bağımsızlığını ilan eden Afrika ülkeleri lehine tavır takınması ve bu ülkeleri ilk tanıyan BM daimi temsilci olması, Afrika halklarının sempatisini kazandı. 21. yüzyılın başında Çin’in ekonomik yükselişiyle yeni bir dönem açıldı. Korona döneminde maske, test kitleri, aşı yardımları, Afrikalıların Çin algısını olumlu etkiledi.
Çin; Güney Sudan, Kongo Cumhuriyeti ve Angola’dan petrol; Demokratik Kongo ve Zambiya’dan bakır, Kenya’dan alüminyum, Namibya’dan uranyum, Güney Afrika’dan platin, gümüş, elmas ve kurşun temin ediyor. Ayrıca Mozambik ve
Kamerun’dan kereste ithal ediliyor.
Buna karşılık Çin, Afrika’da stadyumlardan havaalanlarına kadar büyük altyapı projeleri finanse ediyor ve inşa ediyor. Aynı zamanda terlikten cep telefonuna, motosikletten makineye kadar çok ucuz tüketim ve yatırım malları satıyor.
Eski sömürgecilerin eskisi gibi hakim olamayacağı bir döneme girdi. Afrika ülkelerini kendisiyle eşit kabul etmeyi öğrenmemeli ve eşit olarak konuşmalı, üstten bakılmamalı. Diğer uygarlıkları eşit görmemesi, Çin’in işini kolaylaştırdı. ABD, Fransa, İngiltere’ye davet edilen Afrikalı devlet başkanları çoğu zaman alt seviyede bakan ve memurlarla görüşebiliyorlardı.
Çin-Afrika ticaret hacmi 2002’de 10 milyar dolar iken, 2025’te 348 milyar dolara yükseldiği tahmin ediliyor. Kıtanın dış ticaretinin %15- %20’i Çin’le ve Yuan ile yapıyor. 2024–2025’de Afrika’nın Çin’den aldığı güneş paneli kapasitesi: ~15 000 MW. Bir yıl içinde %60 daha fazla özel güneş paneli ithal edildi. En fazla ithalat yapan ülke: Güney Afrika (~3.8 GW), ardından Nijerya, Cezayir ve Fas geliyor.
Çin ile Afrika ticaret hacmi ABD’nin yaklaşık 3 katı, tek başına Fransa veya İngiltere ile olan ticaret hacimlerini çok geride bırakıyor.
Çin devlet kapitalizmi Afrika’da genellikle aynı modeli uyguluyor: China Exim Bank, Afrika hükümetlerine altyapı projeleri için kredi veriyor; karşılığında Çinli şirketlere ham madde çıkarma hakkı tanınıyor. Bugün Angola devlet tahvillerinin üçte birinden fazlası Çin’in elinde.
30 seneliğine düşük faizlerle verilen kredilerde ülkeler ödeme zorlukları çektiklerinde süre uzatılıyor veya ülkeler liman ve yol projelerini kendileri işletmiyorsa, Çinli firmaların işletmesi için kiraya veriliyor.
Afrika genelinde hayata geçirilen büyük altyapı projeleri, kıtanın ekonomik ve jeopolitik dönüşümünde önemli bir rol oynuyor. Kenya’daki Nairobi–Mombasa demiryolu ve Nijerya’daki Lagos–Ibadan hattı, ulaşım sürelerini ciddi biçimde kısaltarak bölgesel ticareti hızlandırmayı hedefliyor. Benzer şekilde Mozambik’teki Maputo–Katembe Köprüsü ve Namibya’daki Walvis Bay Limanı genişletmesi, Afrika’nın lojistik kapasitesini küresel ölçekte rekabetçi hale getirme iddiası taşıyor.
Enerji alanındaki mega projeler ise kıtanın kronik elektrik sorununa çözüm üretmeyi amaçlıyor. Nijerya’daki Mambilla Barajı, Angola’daki Caculo Cabaça ve Fildişi Sahili’ndeki Soubré hidroelektrik santralleri, yalnızca ulusal enerji arzını artırmakla kalmayıp komşu ülkelere elektrik ihracatını da mümkün kılacak ölçekte planlanıyor. Ancak bu projeler, çevresel etkiler ve yerinden edilmeler nedeniyle tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Öte yandan Tanzanya’daki Bagamoyo Limanı ve Mısır’ın Yeni İdari Başkenti gibi dev yatırımlar, Afrika’nın küresel ticaret ve finans ağlarına daha güçlü biçimde eklemlenme arzusunu yansıtıyor. Çinli şirketlerin birçok projede kilit rol üstlenmesi ise altyapı kalkınmasıyla birlikte yeni bir ekonomik bağımlılık tartışmasını gündeme taşıyor. Tüm bu örnekler, Afrika’nın hızla büyüyen altyapı hamlesinin büyük fırsatlar kadar ciddi riskler de barındırdığını gösteriyor.
Çin mallarının Afrika’ya akını, yerel sanayiyi zor durumda bırakıyor. Özellikle tekstil sektörü, Çin’in damping fiyatlarıyla rekabet edemiyor. Öte yandan bu ürünler ucuz olduğu için geniş halk kesimleri tarafından alınabilinir. Örneğin Çin yapımı cep telefonları, Afrika’daki orta sınıf için 50 dolara satın alınabiliyor ve bu durum dijital ekonomiyi canlandırıyor. Uzun sürede ise alım gücü artan bir orta sınıfın oluşmasını sağlıyor.
Ticaretin dengesizliğin ve rahatsızlıkların farkına varan Çin. Afrika ülkelere gümrükleri kaldırdı ve Çin’e ihracat yapmalarını kolaylaştırdı.
Etiyopya, Çin modelinin en dikkat çekici şekilde uygulayan ülkelerden biri. 100 milyon nüfuslu ülkede Çin, en büyük ticaret ortağı konumunda. 756 km uzunluğunda 4 milyar dolarlık elektrikli Addis Ababa–Cibuti demiryolu, 2018’de tamamlandı. Taşıma süresi günlerden 12 saate indi. Afrika Birliği binası ve sanayi parkları Çinli şirketler tarafından inşa edildi. Bu parklarda Etiyopyalı işçiler, sendikasız ve Çin’dekinin dörtte biri ücretle çalışıyor. Bu durum istihdam yaratırken, aynı zamanda “Afrika, Çin’in yeni üretim üssü oluyor”.
Çin, Afrika’yı yalnızca ekonomik değil, askeri ve kültürel stratejisinin de parçası olarak görüyor. Yeni İpek Yolu’nun deniz ayağı Afrika’nın doğu kıyısından geçiyor. Çin, Cibuti’de dünyada ilk askeri üssünü kurdu. ABD’nin dünyada 800 askeri üssü mevcut. Aden Körfezi’nde Çin donanması zaman zaman ticaret gemilerine refakat ediyor.
Çin, “yumuşak güç”e de büyük önem veriyor. 35 Afrika ülkesinde 54 Konfüçyüs Enstitüsü faaliyet gösteriyor. Çin’de okuyan Afrikalı öğrenci sayısı 2003’te 2 bin iken 2015’te 50 bine 2018’de 81 562’ye ulaştı. 2023’te yaklaşık 300 000 Afrikalı öğrencinin bulunduğunu tahmini ediliyor. Bu sayı ile Çin, Fransa’dan (~90’000) sonra Afrikalı öğrenci ağırlayan ikinci ülke konumunda.
Resmî rakam bulunmasa da tahminler 250.000 – 2.000.000 arasında Çinli Afrika’da yaşıyor. Çinli firmalar tarafından demiryolları, limanlar, yollar, barajlar, binalar ve altyapı projelerinde çalışmak üzere geliyorlar. iş bittiğinde çoğu geri dönüyor. ~350.000 Güney Afrika’da. Cezayir dahil diğer ülkelerde 40-80’000 civarında.
Çin bugün Afrika’da vazgeçilmez bir aktör. Eski sömürge güçlerini geride bırakmış. Dil ve kültürde İngilizce ve Fransızca üstünlüğünü koruyor. Afrika ülkeleri için asıl yeni durum, artık ticaret ortaklarını seçme şansına sahip olmaları. Bu da, doğru pazarlık yapılırsa, teknoloji transferi ve sürdürülebilir kalkınma için önemli bir fırsat sunabilir.
Ancak bazı ülkelerde borçlanma ve yeni tip sömürgeci anlayışa karşı basında ve toplumda tepkiler var. Bazı Afrika ülkeleri yeni anlaşmalarda genellikle hammaddelerin de kendi ülkelerinde rafine edilmesi şartları koyuyor. Bu daha fazla Afrikalının çalışmasını ve teknoloji transferini sağlıyor.
Kaynak: BİRGÜN