<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültür ve Sanat &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<atom:link href="https://www.hakyoluhaber.com/category/kultur-ve-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<description>Hak Yolda, Doğru Haberle.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2026 18:37:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.hakyoluhaber.com/wp-content/uploads/2025/09/hak-yolu-haber-1-1-150x150.jpg</url>
	<title>Kültür ve Sanat &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uçakta rahatsızlanan Rus orkestra şefi Sergey Stadler hayatını kaybetti</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/ucakta-rahatsizlanan-rus-orkestra-sefi-sergey-stadler-hayatini-kaybetti/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/ucakta-rahatsizlanan-rus-orkestra-sefi-sergey-stadler-hayatini-kaybetti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 18:37:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=4184</guid>

					<description><![CDATA[St. St. Petersburg’dan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı seferini yapan uçakta bulunan dünyaca ünlü Rus kemancı ve orkestra şefi Sergey Stadler aniden rahatsızlanarak hayatını kaybetti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>St. St. Petersburg’dan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı seferini yapan uçakta bulunan dünyaca ünlü Rus kemancı ve orkestra şefi Sergey Stadler aniden rahatsızlanarak hayatını kaybetti.</p>



<p>St. St. Petersburg’dan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı seferini yapan uçakta bulunan Dünyaca Ünlü Rus Kemancı ve Orkestra Şefi Sergey Stadler aniden rahatsızlandı. Uçak Romanya Bükreş Havalimanı’na acil iniş yaparken, Rus şef tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>



<p>Edinilen bilgiye göre, 20 nisan Pazartesi günü İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na varmak üzere St. Petersburg’tan havalandı. Uçak, Romanya hava sahasında bir yolcunun aniden rahatsızlanması üzerine tıbbi acil durum ilan ederek en yakın meydan olan Bükreş’e yönlendirildi. Kokpit ekibinin hava trafik kontrolüne durumu bildirmesiyle transponder kodunu 7700’e alarak acil durum sinyali verdi ve saat 17.47’de Bükreş Henri Coanda Havalimanı’na güvenle indi.</p>



<p>Uçakta rahatsızlanan yolcunun dünyaca ünlü Rus kemancı ve orkestra şefi Sergey Stadler olduğu öğrenildi. Rus şef tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. St. Petersburg Valisi Aleksandr Beglov, konservatuvarın eski rektörünün vefatı nedeniyle taziye mesajı yayımladı. Açıklamada, &#8220;Aslen Peterburglu olan Stadler, genç yaşlardan itibaren hayatını müziğe adadı, Sankt-Peterburg Konservatuvarı’ndan mezun oldu. Onun adı, en yüksek icra sanatının simgesi haline geldi&#8221; ifadeleri kullanıldı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sergey Stadler kimdir?</h3>



<p>Virtüöz kemancı Sergey Stadler 1962 yılında Leningrad’ta doğdu. Stadler, 2008-2011 yıllarında Rimsky-Korsakov adını taşıyan Petersburg Konservatuvarı’nın rektörlüğünü yaptı. 2013 yılında Petersburg Senfoni Orkestrası’nı kurdu ve orkestranın sanat yönetmenliğini yaptı.2018 yılından bu yana Sankt-Peterburg Devlet Üniversitesi’nde &#8216;Keman Enstrüman İcracılığı&#8217; eğitim programının başındaydı.<strong>(DHA)</strong></p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> EVRENSEL</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/ucakta-rahatsizlanan-rus-orkestra-sefi-sergey-stadler-hayatini-kaybetti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanatın çizilmiş sınırları: Berlinale’den Filistin’e</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/sanatin-cizilmis-sinirlari-berlinaleden-filistine/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/sanatin-cizilmis-sinirlari-berlinaleden-filistine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 06:13:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=4040</guid>

					<description><![CDATA[Berlinale Film Festivali’nde “sanatçının siyasetten uzak durması gerektiği” söylemi, sanatın sermaye ile ilişkisini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Berlinale Film Festivali’nde “sanatçının siyasetten uzak durması gerektiği” söylemi, sanatın sermaye ile ilişkisini yeniden gündeme taşıdı.</p>



<p>Berlinale Film Festivali Jüri Başkanı Wim Wenders’in, festivalin ve Almanya devletinin Filistin meselesi konusundaki tutumuna dair soruya verdiği “Politikadan uzak durmalıyız” şeklindeki cevap tartışılmaya devam ediliyor. “Sanatçının siyasetten uzak durması gerektiği” söylemi yeni bir söylem olmamakla birlikte, bu anlayışla hayatın her alanında karşılaşıyoruz. Mesele sanat alanı olduğunda ise konunun kendine özgü yanları doğrudan ortaya çıkıyor.</p>



<p>Türkiye’de ve dünyada tekellerin ve çeşitli banka sermayelerinin sanat alanında kurdukları hegemonya, belki de “kaybedecek çok şeyi olduğunu” düşünen Wenders’ten bu sektörde kendine yer bulmaya çalışan bir sanatçıya kadar pek çok kişinin söyleminde ya da sanat eserinde bir şekilde ve bir noktada somutlaşıyor. Bu anlayış bir yandan İsrail’le ticari, askeri ve diplomatik ilişkilerine hız kesmeden devam eden Türkiye’nin tutumunda ve 2024 yılında Taksim Meydanı’nda İletişim Başkanlığı tarafından bir “sanat etkinliği” olarak düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi” ile karşımıza çıkarken, diğer yandan sınırları içinde bulundukları sektör tarafından çizilmiş kimi ünlü sanatçıların “Filistinsiz” Filistin ile dayanışma videolarında önümüze düşüyor. Bu konu özelinde Wim Wenders’in politikaya kendince çizdiği sınırın aslında baştan çizilmiş olduğu gerçeği, Berlinale Film Festivali’nden Türkiye’ye birçok örnekle yankılanıyor.</p>



<p>Sanatın piyasa tarafından dizayn edildiği ve sistemin neyin talep edileceğini, neyin görünür olup olmayacağını seçtiği gerçeği bugün yine Berlinale Film Festivali ile önümüze geliyor. Festivalde geçtiğimiz yıl “No Other Land”in en iyi belgesel ödülünü almasının ardından belgeselin yönetmenlerinden Yuval Abraham’ın yaptığı konuşmada “soykırıma son” sözlerine yönelik “antisemitik” olduğu yönündeki eleştiriler ve yönetmenlerin aldığı tehditler ise siyasetin nerede durduğunu kanıtlıyor.</p>



<p>Bugün Wim Wenders’in sözcülüğünü yaptığı “sanatın siyasetten uzak durması” gerektiği yönündeki mit, en somut örnekte, İsrail devletinin Filistin’e yönelik politikaları karşısında ayakta kalmaya çalışan Filistinli tiyatroculara, onların tiyatro topluluklarına ve mücadelelerine çarparak düşüyor. Bu tartışmayı sadece Wim Wenders’in şahsıyla sınırlamadan bir örnek vermek gerekirse sanatın siyasetten azade, steril ve toplumun üstünde olamayacağına dair Ramallah’ta bulunan ve 2022 yılından beri faaliyet yürüten TAKS Tiyatro Okulu’nun kurucularından bir cevap geliyor sanki: “Filistin’in sadece hastanelere değil, tiyatro binalarına da ihtiyacı var.”*</p>



<p>*Kübra Yeter, “Filistin’in Sadece Hastanelere Değil Tiyatro Binalarına da İhtiyacı Var,” söyleşi: TAKS Tiyatro Okulu (TAQS Theatre School), çev. Ali Karadaş ve Kays Abbas, Yeni-e Dergisi, sy. 78 (Şubat–Mart 2024): 78.</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> EVRENSEL</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/sanatin-cizilmis-sinirlari-berlinaleden-filistine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş Terkol’dan göç ve hafıza sergisi: &#8216;Epipe&#8217; Salt Galata’da</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/gunes-terkoldan-goc-ve-hafiza-sergisi-epipe-salt-galatada/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/gunes-terkoldan-goc-ve-hafiza-sergisi-epipe-salt-galatada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 07:49:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3711</guid>

					<description><![CDATA[Sanatçı Güneş Terkol’un “Epipe” adlı sergisi, Kazan Tatarları’nın Rusya’dan Çin’e, oradan Türkiye’ye uzanan göç hikâyesini aile hafızası ve kadın anlatıları üzerinden ele alıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanatçı Güneş Terkol’un “Epipe” adlı sergisi, Kazan Tatarları’nın Rusya’dan Çin’e, oradan Türkiye’ye uzanan göç hikâyesini aile hafızası ve kadın anlatıları üzerinden ele alıyor.</p>



<p><strong>Şeyma Akcan</strong><br>seyma_akcan@hotmail.com</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Sanatçı Güneş Terkol’un “Epipe” adlı sergisi, 30 Ocak – 8 Mart 2026 tarihleri arasında Salt Galata’da izleyiciyle buluşuyor. Sergi, Kazan Tatarları’nın 19. yüzyıl sonundan itibaren Rusya’dan Çin’e, ardından Türkiye’ye uzanan kademeli göç hikâyesini, aile hafızası ve kadın anlatıları üzerinden ele alıyor.</p>



<p>“Epipe”, Terkol’un 2002 yılından bu yana annesi Elmira Terkol ile birlikte yürüttüğü sözlü tarih ve arşiv çalışmasına dayanıyor. Sanatçı, bu araştırmadan elde ettiği anlatıları, eski ve yeni işleriyle bir araya getirerek göç yolları, kuşaklar arası aktarım, aidiyet ve bellek üzerine&nbsp; bir anlatı kuruyor.</p>



<p>Sergide çizim, animasyon ve dikiş işleri bir arada kullanılıyor.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading">Göç hikâyeleri atölyelerle derinleşti</h3>



<p>Serginin hazırlık sürecinde sanatçı, Kazan, Eskişehir ve Ankara’da çeşitli araştırma gezileri ve buluşmalar gerçekleştirdi. Bu süreçte göç hikâyeleri dinlendi, video söyleşiler yapıldı, aile arşivleri ve fotoğraf albümleri incelendi.</p>



<p>Araştırmanın son aşamasında ise Çin’den Türkiye’ye göç etmiş Tatar kadınlarının katılımıyla bir dikiş atölyesi düzenlendi. Atölyede paylaşılan kişisel anlatılar, eski Tatar şarkıları eşliğinde kumaşlara işlenerek kolektif bir pankarta dönüştürüldü. Bu çalışma, bireysel hafızaların ortak bir anlatı içinde buluşmasına imkân tanıdı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Bir halk şarkısından sergiye</h3>



<p>Sergi, adını dans eden bir kadın figürünü betimleyen bir Tatar halk şarkısından alıyor. “Epipe”, savaşlar, ekonomik krizler ve rejim değişiklikleri boyunca yerinden edilen bir topluluğun hafızasına, üretim pratiklerine ve yaşam enerjisine odaklanıyor. Zorunlu göçler sırasında korunan emek biçimleri ve bir aradalık hâlleri, serginin temel izleğini oluşturuyor.</p>



<p>“Epipe”, 8 Mart 2026’ya kadar Salt Galata’da ziyaret edilebilecek.</p>



<p></p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> evrensel</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/gunes-terkoldan-goc-ve-hafiza-sergisi-epipe-salt-galatada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiirden Şarkıya&#8230; Refik Durbaş</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/siirden-sarkiya/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/siirden-sarkiya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 10:34:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3623</guid>

					<description><![CDATA[Şiirleriyle toplumsal bellekte iz bırakan Refik Durbaş’ın dizeleri, farklı sanatçıların besteleriyle “Refik Durbaş’a Saygı” albümünde yeniden hayat buldu. 15 bestenin yer aldığı albüm, düzenlenen özel bir geceyle tanıtılırken usta şairin edebiyata bıraktığı mirasa müzikle saygı duruşu yapıldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şiirleriyle toplumsal bellekte iz bırakan Refik Durbaş’ın dizeleri, farklı sanatçıların besteleriyle “Refik Durbaş’a Saygı” albümünde yeniden hayat buldu. 15 bestenin yer aldığı albüm, düzenlenen özel bir geceyle tanıtılırken usta şairin edebiyata bıraktığı mirasa müzikle saygı duruşu yapıldı.Kendine özgü dili ve benzetmeleriyle şiirlerinde toplumu yansıtan Refik Durbaş, gazetemize de uzun yıllar emek veren bir isim. Usta şairin şiirlerinin şarkıya dönüştüğü, farklı sanatçılar tarafından bestelendiği ve seslendirildiği saygı albümünün ilk teklisi “Pusula”, Şirin Soysal’ın yorumu ve Pasaj Müzik etiketiyle platformlarda yerini almıştı.</p>



<p>Prodüktörlüğünü Süheyl Atay ve Orkun Tunç’un yaptığı albümden, her hafta farklı bir sanatçının şarkısı müzikseverlerle buluştu. “Refik Durbaş’a Saygı” albümü, 23 Ocak’ta altı farklı sesi bir araya getiren “Dar Vakit” şarkısı ile tamamlandı.15 BESTE&#8230;</p>



<p>Durbaş’ın İkinci Yeni’yle başlayıp, toplumsal şiir anlayışıyla devam ederek Türk edebiyatına miras bıraktığı şiirlerinden oluşan bu tribute albümde sanatçılar 15 beste ile, usta şaire saygı duruşunda bulundu. Albümde; Ferman Akgül, Sunay Özgür, Birol Namoğlu, Feridun Düzağaç, Sevda Deniz Karali, Rashit gibi farklı müzikal damarlardan sanatçılar yan yana geliyor. Albümün en özel anlarından biri Bilge Durbaş’ın, “Barış Koyun Çocukların Adını” adlı şiiri Deniz Atay’ın piyanosu eşliğinde seslendirdiği eser oldu.</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> cumhuriyet</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/siirden-sarkiya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyadan Filmler’de bu hafta: “The Official Story” gösterimi</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/dunyadan-filmlerde-bu-hafta-the-official-story-gosterimi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/dunyadan-filmlerde-bu-hafta-the-official-story-gosterimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 15:15:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3412</guid>

					<description><![CDATA[Merve Turmervetuur@gmail.com Leyli Sanat Derneği ile SPoD iş birliğinde düzenlenen Dünyadan Filmler etkinlik serisi, ocak ayında Arjantin sinemasına odaklanmayı sürdürüyor. Serinin ay içindeki ikinci buluşmasında, Arjantin sinemasının en güçlü politik yapımlarından biri olarak kabul edilen The Official Story izleyiciyle buluşacak. Film gösterimi ve analiz buluşması, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü Beyoğlu’ndaki Suna Sözer Topluluk Merkezi’nde, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Merve Tur</strong><br>mervetuur@gmail.com</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Leyli Sanat Derneği ile SPoD iş birliğinde düzenlenen Dünyadan Filmler etkinlik serisi, ocak ayında Arjantin sinemasına odaklanmayı sürdürüyor. Serinin ay içindeki ikinci buluşmasında, Arjantin sinemasının en güçlü politik yapımlarından biri olarak kabul edilen The Official Story izleyiciyle buluşacak.</p>



<p>Film gösterimi ve analiz buluşması, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü Beyoğlu’ndaki Suna Sözer Topluluk Merkezi’nde, katılımcı ve kapsayıcı bir ortamda gerçekleştirilecek.</p>



<p>1976–1983 yılları arasında Arjantin’de yaşanan askeri diktatörlük döneminin ardından toplumsal ve bireysel yüzleşme süreçlerini merkezine alan The Official Story, orta sınıfa mensup bir öğretmen olan Alicia’nın evlat edindiği kızının geçmişine dair şüpheler duymasıyla başlayan sarsıcı bir uyanış hikâyesini anlatıyor. Film, bu kişisel anlatı üzerinden devlet şiddeti, zorla kaybedilenler ve resmî tarih ile bastırılan gerçekler arasındaki çatlağı görünür kılıyor.</p>



<p>Politik olanla gündelik hayatı, kamusal hafıza ile bireysel vicdanı incelikli bir sinema diliyle buluşturan yapım, geçmişle yüzleşmenin yalnızca politik değil, aynı zamanda etik ve duygusal bir süreç olduğuna işaret ediyor.</p>



<p>Filmin yönetmeni Luis Puenzo, Arjantin sinemasında politik hafıza ve insan hakları temalarını merkeze alan çalışmalarıyla tanınıyor. The Official Story, yönetmenin en bilinen filmi olmasının yanı sıra, diktatörlük sonrası Arjantin sinemasının uluslararası alanda görünürlük kazanmasında da önemli bir rol üstleniyor.</p>



<p>Gösterimin ardından gerçekleştirilecek analiz ve açık sohbet bölümünde, hafıza ve unutma politikaları, resmî anlatılar, annelik ve aile, devlet şiddetinin gündelik hayattaki izleri ve sinemanın tanıklık gücü gibi başlıklar etrafında kolektif bir düşünme alanı açılması hedefleniyor. Söyleşi, katılımcıların farklı deneyimlerini paylaşabileceği açık ve etkileşimli bir formatta yürütülecek.</p>



<p>Etkinlik, 17.00–20.00 saatleri arasında yapılacak. Katılım ücretsiz ancak kontenjanla sınırlı olacak. Etkinliğe katılmak isteyenlerin&nbsp;<a href="https://forms.gle/L5wLEHWHBcBoxJ5L8" rel="noreferrer noopener" target="_blank">kayıt formu</a>&nbsp;üzerinden başvuru yapması gerekiyor; adres bilgisi kayıt onayının ardından katılımcılarla paylaşılacak.</p>



<p>Dünyadan Filmler serisi, farklı ülkelerin sinemalarına odaklanarak kültürlerarası diyaloğu güçlendirmeyi ve sinemayı birlikte izleme, birlikte düşünme alanı olarak ele almayı amaçlıyor.</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> EVRENSEL</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/dunyadan-filmlerde-bu-hafta-the-official-story-gosterimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Ocak 2026 &#8211; Sefer Selvi</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/23-ocak-2026-sefer-selvi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/23-ocak-2026-sefer-selvi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 06:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3360</guid>

					<description><![CDATA[Trump: Suriye’de Şara ile çalışacağız Kaynak: EVRENSEL]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.evrensel.net/upload/fotograf/fotograf_06ee7486d103b0a2381586cb9a7ebb91dd22de7c.jpg" alt="23 Ocak 2026 - Sefer Selvi"/></figure>



<p><a href="https://twitter.com/intent/tweet?text=SeferSelvi%20%C3%A7izdi%20-%20Trump:%20Suriye%E2%80%99de%20%C5%9Eara%20ile%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Faca%C4%9F%C4%B1z%20&amp;url=https://www.evrensel.net/fotograf/4/sefer-selvi/s/3106" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.facebook.com/sharer.php?u=https://www.evrensel.net/fotograf/4/sefer-selvi/s/3106" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.evrensel.net/fotograf/4/sefer-selvi/s/3106" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.evrensel.net/fotograf/4/sefer-selvi/s/3106"></a></p>



<p><a href="https://www.evrensel.net/fotograf/4/sefer-selvi/s/3105"></a></p>



<p>Trump: Suriye’de Şara ile çalışacağız</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> EVRENSEL</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/23-ocak-2026-sefer-selvi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Habip Aydoğdu’nun yeni sergisi ‘Bir Rengin Tanıklığı’, Brieflyart’ta görülebilir: Kırmızıyla açılan hafıza kapısı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/habip-aydogdunun-yeni-sergisi-bir-rengin-tanikligi-brieflyartta-gorulebilir-kirmiziyla-acilan-hafiza-kapisi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/habip-aydogdunun-yeni-sergisi-bir-rengin-tanikligi-brieflyartta-gorulebilir-kirmiziyla-acilan-hafiza-kapisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 08:13:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3190</guid>

					<description><![CDATA[Habip Aydoğdu’nun “Bir Rengin Tanıklığı” başlıklı sergisi, 10 yıl aradan sonra İstanbul’da yeniden izleyiciyle buluşuyor. Brieflyart’ta açılan sergi, resmi bir estetik nesneden çok, bir hafıza kaydı olarak okumaya çağırıyor.Beyoğlu’nda bir galerinin kapısından içeri giriyorsunuz, ama aslında bir mekâna değil, bir yüzeye giriyorsunuz: Üst üste binmiş izlerin, geri dönüp yeniden başlayan cümlelerin, aceleyle sürülmüş katmanların yüzeyine. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Habip Aydoğdu’nun “Bir Rengin Tanıklığı” başlıklı sergisi, 10 yıl aradan sonra İstanbul’da yeniden izleyiciyle buluşuyor. Brieflyart’ta açılan sergi, resmi bir estetik nesneden çok, bir hafıza kaydı olarak okumaya çağırıyor.Beyoğlu’nda bir galerinin kapısından içeri giriyorsunuz, ama aslında bir mekâna değil, bir yüzeye giriyorsunuz: Üst üste binmiş izlerin, geri dönüp yeniden başlayan cümlelerin, aceleyle sürülmüş katmanların yüzeyine. Habip Aydoğdu’nun “Bir Rengin Tanıklığı” sergisi (Brieflyart, 13 Ocak-22 Şubat 2026), resme bakma alışkanlığını kırıp resmi bir hafıza kaydı gibi okumaya çağırıyor. 10 yıl aradan sonra İstanbul’da yeniden kurulan bu buluşma, bir “dönüş” değil, bitmemiş bir anlatının kaldığı yerden sürmesidir.</p>



<p>Aydoğdu’nun dünyasında kırmızı, bir süs rengi değildir. Gösterişe değil, yaşanmışlığa yaslanır. Kimi zaman bir ıstampa izi gibi keskin ve damgalayıcı; kimi zaman kan kadar yoğun; kimi zaman da bir göç yolunun tozu kadar mat. Üstelik bu kırmızının başlangıcında çok insani bir hikâye vardır: Askerlik döneminde Nusaybin’de, malzeme yokluğunda dolmakalem ve kırmızı ıstampa mürekkebiyle resim yapmanın mecburiyeti. Kırmızının “yokluk”la akrabalığı belki buradan gelir ama zamanla o akrabalık, yalnız kişisel tarihe değil memleketin kaderine de dokunan bir çağrışıma dönüşür. Kırmızı artık tek başına bir renk değil; bir hatırlama biçimi olur.</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> cumhuriyet</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/habip-aydogdunun-yeni-sergisi-bir-rengin-tanikligi-brieflyartta-gorulebilir-kirmiziyla-acilan-hafiza-kapisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatın kenarındakileri yazıyorum</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/hayatin-kenarindakileri-yaziyorum/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/hayatin-kenarindakileri-yaziyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 08:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3160</guid>

					<description><![CDATA[Şahin Kelleci Urfa Suruç doğumlu Öykücü ve Resim Öğretmeni Mehmet Oral, şiirle başlayan yazı yolculuğuna bugün öykü kitapları ile devam ediyor. ‘Çerçevelenmeyen Kareler’ ve ‘Kurmaca Çalar Saat’ öykü kitapları okurla buluşan Oral, edebiyatı hem bir direnç alanı hem de duyarlılık çağrısı olarak görüyor. Gerçek olaylardan beslenen karakterleri, toplumsal meselelerle örülü kurguları ile güçlü bir atmosfer [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Şahin Kelleci</strong></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Urfa Suruç doğumlu Öykücü ve Resim Öğretmeni Mehmet Oral, şiirle başlayan yazı yolculuğuna bugün öykü kitapları ile devam ediyor. ‘Çerçevelenmeyen Kareler’ ve ‘Kurmaca Çalar Saat’ öykü kitapları okurla buluşan Oral, edebiyatı hem bir direnç alanı hem de duyarlılık çağrısı olarak görüyor. Gerçek olaylardan beslenen karakterleri, toplumsal meselelerle örülü kurguları ile güçlü bir atmosfer yaratan yazarla, yazma serüvenini ve öykü anlayışını konuştuk.<strong><em>Bir öyküyü yazmaya nasıl karar veriyorsunuz? Sizin için önemli olan nedir?</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/329345.jpg" alt=""/><figcaption class="wp-element-caption">Mehmet Oral</figcaption></figure>



<p>Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki her yanından öyküler fışkırıyor. Kadın ve çocuk ölümleri, iş kazalarındaki ihmaller, işsizlik, adaletsizlik, liyakatsizlik, dalkavukluk… Yani öyküleştirilecek fazlasıyla malzeme var. Öykülerimi kurgulasam da gerçeklerden bağımsız değiller. Karar vermekten çok bende etki uyandıran bir durum ya da olay kendini yazdırıyor. Buna bazen bir bakış, bir cümle, bir fotoğraf, bir haber, bir tiyatro oyunu, bir film neden olabiliyor. Öykülerimde insan haklarından hayvan haklarına kadar hayata dair birçok şeyi bulabilirsiniz. Aşkı konu edinen öykülerimde bile sınıfsal yalnızlıklar vardır.</p>



<p><strong><em>Öykü karakterlerinizi nasıl seçiyorsunuz? Genellikle hangi sınıftan oluyor?</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/329346.jpg" alt=""/><figcaption class="wp-element-caption">Çerçevelenmeyen Kareler öykü kitabı</figcaption></figure>



<p>Öykülerimde ideal karakterler yer almıyor. Günlük hayatta karşılaşabileceğiniz insanları gözlemleyip öykülerime katıyorum. Öykü yazarken kendimi öykü karakterlerinin yerine koyuyorum. Onlar gibi düşünüp onlar gibi hissediyorum. Yani yaşanılanlara onların penceresinden bakıyorum. Karakterlerin mizacı, davranışları, söyledikleri arasında tutarlılık olmalı. İnsanların kayıtsız kaldığı, yanından geçerken bakıp geçtiği ama görmediği, kendine ve çevresine yabancı, ötekileştirilmiş, yaftalanmış, örselenmiş, yoksul, hasta, yalnız, travmalı insanları öykülerimde görebilirsiniz.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>‘Hayatın içinden kesitler sunarak yazıyorum’</strong></h3>



<p><strong><em>Yazmaktaki amacınız nedir? Neden öyküyü seçtiniz?</em></strong></p>



<p>Temelde yalnızlık duygusu bana yazdırıyor diyebilirim. Ama bu yalnızlık, hayatı sorgulatan gönüllü bir yalnızlık. Farkındalıkları, duygudaşlıkları, tezatları, benzerlikleri içerdiğinden içinde bulunduğum dünyadan uzaklaşmamı sağlıyor. Sanatın insanı dönüştüren, direnç veren, duyarlı hale getiren, özgürleştiren güzel yanları var. Öte yandan ben de dahil her yazar ya da yazar adayının bilinç dışında bir yerde ölümsüzlük duygusunun yattığını biliyoruz. Yazma uğraşım şiirle başladı, denemeyle devam etti, öyküde karar kıldım. Süreç böyle ilerledi. Sanırım hayatın içinden kesitler sunmak yazmaya dair bir tatmin verdi ki bana, öyküler yazdım. Kim bilir, belki ileriki zamanlarda romana yönelirim.</p>



<p><strong><em>Sizce öykü nasıl olmalı? Nasıl tarif ediyorsunuz öyküyü?</em></strong></p>



<p>Çok şey söylenebilir. Öykü, duygu aktarımında iyiyse, özgünse, merak uyandırıyorsa, dili yalınsa, samimiyse, mantık hataları barındırmıyorsa, okuru dünyasına çekebiliyorsa, öykü okunduğunda etkisinde kalınıyorsa yani kısaca öykünün bir ruhu varsa okurda karşılık bulur. Kurmaca Çalar Saat kitabımdaki “Noksanlı Yıllar” adlı öykümün son cümlesi bu soruya yanıtım olsun:</p>



<p>“Geride, yalnızca ama yalnızca öyküler kalırdı bizimle ve öyküler kalırdı bizden.”</p>



<p><strong><em>Etkilendiğiniz önemli öykücüler var mı?</em></strong></p>



<p>Olmaz mı? Yabancı yazarlardan Anton Çehov, O. Henry takma adıyla bilinen William Sydney Porter, Art arda gelişen olay öykücülüğüyle meşhur Guy de Maupasant, geçen yıl kaybettiğimiz Yazar Alice Munro, Stefan Zweig, Flanery O’Connor. Yerli yazarlardan ise Sait Faik Abasıyanık, Fakir Baykurt, Aziz Nesin, Haldun Taner, Gaye Boralıoğlu, Cemil Kavukçu, Mahir Ünsal Eriş, Melisa Kesmez’i sayabilirim.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>‘Resim yapar gibi öykü yazmışsın’</strong></h3>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/329347.jpg" alt=""/><figcaption class="wp-element-caption">Çerçevelenmeyen Kareler</figcaption></figure>



<p><strong><em>Başka sanat alanında da çalışmalarınız var, neden öyküyü seçtiniz?</em></strong></p>



<p>Resim öğretmeniyim ve bu soruyla çok karşılaşıyorum. Neden resim yapmayı değil de öykü yazmayı seçtin, diye soruyorlar. Galiba plastik sanatlarda doyuma ulaştığıma inandım ya da edebiyat bana daha iyi geldi. Bununla alakalı yazar bir dostum bana şöyle demişti: “Öykülerini okurken şunu fark ettim. Resim yapar gibi öykü yazmışsın.” Bu açıdan düşünüldüğünde belki de görsel sanatlardan çok uzaklaşmış değilim.</p>



<p><strong><em>Kitap kapakların çok etkileyici. Bunları hazırlarken ne düşünüyorsunuz?</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/329348.jpg" alt=""/><figcaption class="wp-element-caption">Kurmaca Çalar Saat</figcaption></figure>



<p>İlk kitabım ‘Çerçevelenmeyen Kareler’in kapak görseli ve tasarımı bana ait. İkinci kitabım ‘Kurmaca Çalar Saat’in ise (illüstrasyon) görseli sevgili dostum Hakan Çapkan’a, kapak tasarım ve sayfa düzeni ise yine kıymetli dostum Mümtaz Çakar’a ait. İki kitap için de yanıtım aynı olacak. Kapak görseli ve tasarım, kitabın adını aldığı öykünün ruhunu taşımalı.</p>



<p><strong><em>Bir yazar olarak ‘Çerçevelenmeyen Kareler’ ve ‘Kurmaca Çalar Saat’ arasındaki en önemli fark ve en önemli ortak yanlar nelerdir?</em></strong></p>



<p>‘Kurmaca Çalar Saat’, uzun soluklu beş öyküyü, ‘Çerçevelenmeyen Kareler’ ise biri hariç on üç kısa öyküyü kapsıyor. İki kitap arasındaki en belirgin fark, birbirinden bağımsız sorunlara değinmesi, duygu yoğunluğu ağır basan öykülerden oluşması ve her öykünün farklı kurgularla yazılmasıdır.&nbsp;&nbsp;‘Kurmaca Çalar Saat’, ikinci kitap olması dolayısıyla ince elenip sık dokunmuştur, diyebilirim. Ortak yanları eleştirel, özgün, yalın, akıcı bir dille yazılması ve okuru öykü boyunca diri tutarak sıkmayan, merak uyandıran öykülerden oluşmasıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>‘O sergi işçi ve memurları sanatla buluşturdu’</strong></h3>



<p><strong><em>Geçen yıl “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” kampanyası için Adanalı sanatçılar da eserleriyle katkıda bulundular. Siz de tuval yerine işçi önlüklerinin kullanıldığı resim sergisine iki resimle katıldınız. Bu hazırlık ve sergi süreci size ne hissettirdi? Bununla bağlantılı olarak ‘resim’ yerine öykü istenseydi hangi öykülerinizi verirdiniz?</em></strong></p>



<p>“Çorbada benim de tuzum bulunsun” düşüncesiyle bu sergiye katılmıştım. İşçi ve memur emekçiler sanatla buluştu. Serginin özgünlüğü, özellikle işçi önlüklerini tuval yerine kullanma fikri yaratıcı bir fikirdi. Sergideki enstalasyon çalışmasına değinmeden geçemeyeceğim. Çok beğendiğimi belirteyim. İş kazalarının ihmale dayandığını ve aslında istense bu ihmallerin yaşanmayacağını net bir şekilde gözler önüne seriyordu. Resim yerine öykü istenseydi 2021 yılında Alarga edebiyat ve eleştiri dergisinde yayımlanmış “Karanlık ve Süt Kokusu” adlı bir öyküm vardı, o öykümle katılırdım. Öykü, inşaat işçisi bir babanın inşaatın onuncu katından düşüp ölmesi ve “Siyah lüks bir arabadan insanlığı yutmuş bir göbek indi” diye zihnime kazınmış cümlesiyle patronun olayı örtbas etme sahnesini ve işçi babanın kızı 22’nin yaşadıklarını anlatır. Kızın ismi 22 değildir ama sevgilisi 23 ile birbirlerine yaşlarıyla hitap ederler.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Mehmet Oral kimdir?</strong></h3>



<p>1983’te Suruç’ta doğdum. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümünden mezun oldum. 2004-2005 yıllarında Zu sanat dergisinin editörlüğünü yaptım. Çeşitli basın-yayın ve internet mecralarında şiir, deneme ve öykülerim yayımlandı. Bazı öykülerim kitap seçkilerinde yer aldı.&nbsp;&nbsp;Lise yıllarında şiirle başladığım yazma sürecim, günlüğüme not ettiğim kısa cümlelerle, şiirlerle, deneme ve kısa öykülerle devam etti. Kırk yaşına gelmek, saçlarımın ağarması ve sonrasında nitelikli bir kitap yazmak gibi bir hayalim vardı. “Çerçevelenmeyen Kareler” adlı ilk kitabım bu hayalin ürünüdür. Yaklaşık beş yılda yazdığım ilk kitabıma kıyasla “Kurmaca Çalar Saat” adlı ikinci kitabımı annemi kaybetmenin acısıyla iki yılda yazdım. Bu nedenle ikinci kitabımı anneme ve özlenen tüm annelere ithaf ettim. Kitaplarımdaki bazı öyküler hayatımdan izler taşır.</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> EVRENSEL</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/hayatin-kenarindakileri-yaziyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk tiyatrosunun usta ismi hayatını kaybetti</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/turk-tiyatrosunun-usta-ismi-hayatini-kaybetti/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/turk-tiyatrosunun-usta-ismi-hayatini-kaybetti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 07:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3053</guid>

					<description><![CDATA[Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Koray Ergun’un 68 yaşında hayatını kaybetmesi, sanat camiasını ve sevenlerini derin üzüntüye boğdu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Koray Ergun’un 68 yaşında hayatını kaybetmesi, sanat camiasını ve sevenlerini derin üzüntüye boğdu.Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Koray Ergun, 68 yaşında hayatını kaybetti. Uzun yıllar tiyatro sahnelerinde sergilediği performanslarla tanınan sanatçının vefatı, sanat camiasını ve sevenlerini yasa boğdu.</p>



<p>Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) ve Ekin Tiyatrosu başta olmak üzere birçok önemli sahnede rol alan Koray Ergun’un ölüm haberini çocukları sosyal medya hesapları üzerinden duyurdu. Paylaşımda, “Babamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Mekânın cennet olsun” ifadelerine yer verildi.BEYNİNDE UR TESPİT EDİLMİŞTİ</p>



<p>Uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği öğrenilen Ergun, geçtiğimiz yıl Şubat ayında sağ elinde güç kaybı şikâyetiyle hastaneye başvurmuştu. Yapılan tetkiklerde beyninde yaklaşık 3 santimetre çapında bir ur tespit edilen usta oyuncu, 6 Şubat 2025’te yaklaşık 5 saat süren bir mikrocerrahi operasyon geçirmişti. Ameliyatın ardından urun tamamen temizlendiği açıklanmıştı.</p>



<p>Tiyatro sahnesinde sayısız oyunda rol alan Koray Ergun, kariyeri boyunca sinema ve dizi projelerinde de yer alarak geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Sanatçının vefatı, Türk tiyatrosu için önemli bir kayıp olarak değerlendirildi.</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> cumhuriyet</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/turk-tiyatrosunun-usta-ismi-hayatini-kaybetti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cem Yılmaz duyurdu: Yeni GORA filminde kimler var?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/cem-yilmaz-duyurdu-yeni-gora-filminde-kimler-var/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/cem-yilmaz-duyurdu-yeni-gora-filminde-kimler-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakyolu Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:27:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3039</guid>

					<description><![CDATA[G.O.R.A, aradan geçen 20 yılın ardından yeni bir filmle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Cem Yılmaz, G.O.R.A evreninde geçecek yeni projenin adının GORA 4 GORA olduğunu daha önce duyurmuştu. Yeni filmin oyuncu kadrosu da Cem Yılmaz’ın sosyal medya paylaşımıyla netlik kazandı. Paylaşılan fotoğrafta şu isimler yer aldı: Cem Yılmaz, daha önce yaptığı açıklamada filmin önceki yapımların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>G.O.R.A, aradan geçen 20 yılın ardından yeni bir filmle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Cem Yılmaz, G.O.R.A evreninde geçecek yeni projenin adının GORA 4 GORA olduğunu daha önce duyurmuştu.</p>



<p>Yeni filmin oyuncu kadrosu da Cem Yılmaz’ın sosyal medya paylaşımıyla netlik kazandı.</p>



<p>Paylaşılan fotoğrafta şu isimler yer aldı:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Cem Yılmaz</li>



<li>Can Yılmaz</li>



<li>Bülent Şakrak</li>



<li>Özge Özberk</li>



<li>Uraz Kaygılaroğlu</li>



<li>Bora Akkaş</li>



<li>İdil Sivritepe</li>



<li>Bige Önal</li>



<li>Nevra Cansu Özel</li>



<li>Murat Eken</li>



<li>Emre Karayel</li>



<li>Ahmet Pınar</li>
</ul>



<p>Cem Yılmaz, daha önce yaptığı açıklamada filmin önceki yapımların doğrudan devamı olmayacağını, ancak aynı evrende geçen yeni bir hikâye anlatacağını belirtmişti.</p>



<p>GORA 4 GORA’nın çekim ve vizyon tarihiyle ilgili ayrıntıların önümüzdeki dönemde paylaşılması bekleniyor.</p>
<p class="source"><b>Kaynak:</b> EVRENSEL</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kultur-ve-sanat/cem-yilmaz-duyurdu-yeni-gora-filminde-kimler-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
