<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hüseyin Kaya &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<atom:link href="https://www.hakyoluhaber.com/category/kose-yazilari/huseyin-kaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<description>Hak Yolda, Doğru Haberle.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Mar 2026 15:07:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.hakyoluhaber.com/wp-content/uploads/2025/09/hak-yolu-haber-1-1-150x150.jpg</url>
	<title>Hüseyin Kaya &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uygar Eşkiyalık</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/uygar-eskiyalik/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/uygar-eskiyalik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 15:05:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=4133</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda dünya kamuoyunun gözü önünde yaşanan gelişmeler, uluslararası hukukun ve insan hakları söylemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in politikaları etrafında şekillenen çatışmalar, sadece bölgeyi değil küresel vicdanı da derinden sarsıyor. Okulların, hastanelerin, fabrikaların ve sivil yerleşim alanlarının bombalandığı görüntüler artık sıradanlaşmış durumda. Uluslararası hukuk, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda dünya kamuoyunun gözü önünde yaşanan gelişmeler, uluslararası hukukun ve insan hakları söylemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in politikaları etrafında şekillenen çatışmalar, sadece bölgeyi değil küresel vicdanı da derinden sarsıyor.</p>



<p>Okulların, hastanelerin, fabrikaların ve sivil yerleşim alanlarının bombalandığı görüntüler artık sıradanlaşmış durumda. Uluslararası hukuk, sivillerin korunmasını açıkça hükme bağlarken; savaşın dili, maalesef her geçen gün daha da sertleşiyor. Bu tablo karşısında “gelişmiş” ve “uygar” olarak tanımlanan Batılı ülkelerin büyük bölümünün Amerika Birleşik Devletleri’ne koşulsuz destek vermesi, çifte standart eleştirilerini beraberinde getiriyor.</p>



<p>Bölge ülkelerinin önemli bir kısmının siyasi, askeri ve ekonomik olarak Washington’a bağımlı olması, dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. Bu durum doğal olarak İran’ı hedef tahtasına yerleştiriyor. İran’ın politikaları elbette tartışılabilir; ancak mesele yalnızca bir ülkenin rejimi ya da ideolojisi değil. “Molla rejimi” söylemi üzerinden yürütülen propaganda dili, çoğu zaman sivillerin yaşadığı dramı görünmez kılıyor.</p>



<p>Benzer şekilde, Körfez’de monarşiyle yönetilen ülkeler söz konusu olduğunda demokrasi ve insan hakları söyleminin geri plana itilmesi, Batı’nın ilkesel değil çıkar odaklı bir tutum benimsediği yönündeki kanaati güçlendiriyor. Eğer mesele gerçekten demokrasi ise, neden bazı yönetim biçimleri için yüksek sesle eleştiri yapılırken, diğerleri için sessizlik tercih ediliyor?</p>



<p>“Taşıma demokrasi” söylemiyle yapılan müdahalelerin sonuçları ise ortada. Afganistan, Irak, Suriye ve Libya… Bu ülkelerde yaşanan yıkım, dış müdahalelerin istikrar ve refah getirmediğini; aksine uzun süreli kaos, otorite boşluğu ve insani krizler doğurduğunu gösteriyor. Demokrasi söylemi ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum, hafızalara kazınmış durumda.</p>



<p>Bir başka tehlikeli boyut ise mezhep eksenli kutuplaşma. Müslüman toplumların kendi içlerinde ayrıştırılması, gerilimlerin derinleştirilmesi ve bölgesel rekabetlerin dini kimlik üzerinden kurgulanması, daha büyük çatışmaların zeminini hazırlıyor. Bu senaryodan kazançlı çıkanın halklar değil, güç dengelerini kendi lehine şekillendirmek isteyen aktörler olduğu açık.</p>



<p>İnsanlık, bir yandan teknolojik ilerlemenin zirvesini yaşarken diğer yandan bu teknolojinin yıkıcı gücüyle yüzleşiyor. Akıllı bombalar, insansız hava araçları ve yüksek hassasiyetli silah sistemleri, savaşın “daha steril” olduğu iddiasını boşa çıkarıyor. Yıkım hâlâ yıkım; acı hâlâ acı.</p>



<p>Bugün ihtiyaç duyulan şey, sloganlar ya da propaganda değil; samimi bir uluslararası hukuk anlayışı ve sivilleri merkeze alan bir vicdan siyaseti. Hangi ülke olursa olsun, hangi rejimle yönetilirse yönetilsin, sivil hayatı hedef alan her saldırı açıkça kınanmalı. Çifte standartlar, yalnızca adaletsizliği derinleştirir.</p>



<p>İran’ın yaşadığı sıkışmışlığa sevinen ya da herhangi bir halkın acısından siyasi çıkar devşirmeye çalışan herkes, aslında insanlığın ortak değerlerine zarar veriyor. Çünkü mesele yalnızca devletlerin rekabeti değil; insan hayatının değeri ve geleceğimizin nasıl şekilleneceği meselesidir.</p>



<p>Belki de asıl soru şu: Teknoloji çağında insanlık gerçekten ilerliyor mu, yoksa sadece yıkım kapasitesini mi büyütüyor? Bu soruya verilecek cevap, önümüzdeki dönemin ahlaki pusulasını da belirleyecek.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/uygar-eskiyalik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilik Suskun Değil</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilik-suskun-degil/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilik-suskun-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 17:21:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3852</guid>

					<description><![CDATA[“Alevilik başkalarının tanımıyla yok edilemez.” Yaşadığımız süreçte Alevilerin durumu iç açıcı değil. Alevilik, öyle tanımlarla kuşatıldı ki artık anlaşılmaz bir hâl aldı. Zihinlerde ve bilinçaltında, Aleviliğe ait ne varsa silinmiş durumda. Yerine, başkalarının ürettiği kodlamalar, yeni tanımlar ve algılar kondu. Sistemli bir biçimde Aleviliğin özü, unutturulmaya çalışılıyor. Aleviysen ne olacağına dair dayatmalarla karşılaşıyorsun. Ama Ali’nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"></h2>



<p><strong>“Alevilik başkalarının tanımıyla yok edilemez.”</strong></p>



<p>Yaşadığımız süreçte Alevilerin durumu iç açıcı değil. Alevilik, öyle tanımlarla kuşatıldı ki artık anlaşılmaz bir hâl aldı. Zihinlerde ve bilinçaltında, Aleviliğe ait ne varsa silinmiş durumda. Yerine, başkalarının ürettiği kodlamalar, yeni tanımlar ve algılar kondu. Sistemli bir biçimde Aleviliğin özü, unutturulmaya çalışılıyor.</p>



<p>Aleviysen ne olacağına dair dayatmalarla karşılaşıyorsun. Ama Ali’nin yoluna, Ehlibeyt’e ve Kur’an’a gelince işler değişiyor. Ali’ye “Arap” deniyor, Muhammed’i tanımamak öğütleniyor, Kur’an reddediliyor. Ali ilmin kapısıdır denildiğinde ilgisizlikle karşılanıyor; Ali’nin dostu benim dostumdur dendiğinde düşmanlıkla karşılanıyor.</p>



<p>Her örgütün bir Alevi derneği, bir cem evi var; ama Ali ile bağı yok. Alevi’yi savunduğunu söyleyenler, Ehlibeyt’e tahammül edemiyor; Alevi geçinirler ama Kur’an’a mesafe koyuyorlar. Bu tablo, içler acısıdır.</p>



<p>Oysa Alevilik Allah–Muhammed–Ali ekseninde okunmalı. Ali ilmin kapısıdır, Kur’an ile Ali birdir. Bu birliği inkâr eden, Alevilikten söz edemez. Alevilik düzene karşı olmak ya da dine karşı olmak değildir; Alevilik <strong>adalet, irfan ve edep yoludur</strong>. Ali’yi slogan yapan değil, Ali gibi yaşayan Alevilerdir hakiki sahipler.</p>



<p>Alevilik başkalarının tanımıyla var olamaz. Siyasi ya da ideolojik sığınak değildir. Suskunların değil, eğilip bükülmeyenlerin yoludur. Allah–Muhammed–Ali diyenler buradadır ve bu yolu yaşatmak boynumuzun borcudur.</p>



<p><strong>Hüseyin KAYA</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilik-suskun-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Yol Kimin Yoludur?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/bu-yol-kimin-yoludur/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/bu-yol-kimin-yoludur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 10:24:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3534</guid>

					<description><![CDATA[Bugün Alevilik üzerine söylenen her sözü dikkatle dinlemek zorundayız. Çünkü artık mesele açık baskılar değil; yönlendirmelerdir. Aleviler, çeşitli odaklar tarafından kendi yollarından yavaş yavaş uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu, yüksek sesle değil; yumuşak bir dille, “iyi niyet” vurgusuyla yapılıyor. Burada durup düşünmek gerekiyor. Size sunulan yeni anlatılar gerçekten Aleviliğin içinden mi geliyor, yoksa dışarıdan mı biçimlendiriliyor? Geçmişle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"></h3>



<p>Bugün Alevilik üzerine söylenen her sözü dikkatle dinlemek zorundayız. Çünkü artık mesele açık baskılar değil; yönlendirmelerdir. Aleviler, çeşitli odaklar tarafından kendi yollarından yavaş yavaş uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu, yüksek sesle değil; yumuşak bir dille, “iyi niyet” vurgusuyla yapılıyor.</p>



<p>Burada durup düşünmek gerekiyor.</p>



<p>Size sunulan yeni anlatılar gerçekten Aleviliğin içinden mi geliyor, yoksa dışarıdan mı biçimlendiriliyor? Geçmişle bağ kurmayan, hafızayı geri plana iten, hak talebini gereksizleştiren bu dil neyi amaçlıyor? Eğer bir anlatı sizi rahatlatıyor ama aynı zamanda talepsiz bırakıyorsa, orada ciddi bir sorun vardır.</p>



<p>Alevilik, yalnızca bireysel bir inanç alanı değildir. Yüzyıllar boyunca oluşmuş bir toplumsal hafızanın ürünüdür. Bu hafıza, acıları çoğaltmak için değil; yönü kaybetmemek için vardır. Hafıza devre dışı bırakıldığında, Alevilik başkalarının çizdiği çerçevelerin içine kolayca yerleştirilebilir.</p>



<p>Bugün Alevilik adına konuşan, yazan, projeler üreten birçok yapı var. Okur olarak, yurttaş olarak, Alevi olarak şu soruyu sormak zorundasınız: Bu sözler beni güçlendiriyor mu, yoksa sakinleştirip etkisiz mi kılıyor? Geçmişi anlamaya mı çağırıyor, yoksa unutturmaya mı?</p>



<p>Yol değiştirmek her zaman açık bir tabelayla olmaz. Bazen yol, fark ettirmeden yön değiştirir. Dil değişir, öncelikler değişir, sorular azalır. Sonra bir gün bakarsınız, yürüdüğünüz yol artık size ait değildir.</p>



<p>Bu noktada Alevi kurumları ve temsilcileri kadar okurun da sorumluluğu vardır. Temsil, sorgulanmadığı sürece yönlendirmeye dönüşür. Alevilik, sadece anlatılan bir şey değil; sahip çıkılan bir yol olmak zorundadır.</p>



<p>Bu bir çağrı değil, bir uyarıdır.<br>Kendi yolunu başkasının pusulasıyla yürüyenler, nereye vardıklarını ancak vardıklarında fark ederler.</p>



<p>O yüzden şimdi sormanın tam zamanı:<br><strong>Bu yol kimin yoludur?</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/bu-yol-kimin-yoludur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Esad Artığı&#8221; dediğiniz Kim?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/esad-artigi-dediginiz-kim/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/esad-artigi-dediginiz-kim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 12:15:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3279</guid>

					<description><![CDATA[Suriye konuşulurken Türkiye’de kurulan dil masum değil. “Esad artığı” denildiğinde hedef alınanın sadece bir diktatör olduğu söyleniyor. Bu doğru değil. Bu söz, yıllardır Alevilere yöneltilen mezhepçi nefretin güncellenmiş hâlidir. Açık konuşalım: Hedef alınan Esad değil, Alevilerdir. Suriye’de Aleviler yalnızlaştırıldı, öldürüldü, yerinden edildi. Ama asıl tehlikeli olan, bu yaşananların Türkiye’de meşrulaştırılmasıydı. Medyada, sosyal ağlarda, siyaset dilinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Suriye konuşulurken Türkiye’de kurulan dil masum değil. “Esad artığı” denildiğinde hedef alınanın sadece bir diktatör olduğu söyleniyor. Bu doğru değil. Bu söz, yıllardır Alevilere yöneltilen mezhepçi nefretin güncellenmiş hâlidir. Açık konuşalım: Hedef alınan Esad değil, Alevilerdir.</p>



<p>Suriye’de Aleviler yalnızlaştırıldı, öldürüldü, yerinden edildi. Ama asıl tehlikeli olan, bu yaşananların Türkiye’de meşrulaştırılmasıydı. Medyada, sosyal ağlarda, siyaset dilinde rejimle halk arasındaki fark bilinçli olarak silindi. Alevi olmak, kolektif bir suç gibi sunuldu. “Esad artığı” ifadesi, bu zihniyetin en çıplak özetidir.</p>



<p>Bu dil sayesinde Alevi siviller görünmez kılındı. Öldürüldüklerinde sessizlik hâkim oldu. Sürgün edildiklerinde “ama”larla başlayan cümleler kuruldu. Çünkü Aleviler, hâkim anlatıya göre zaten “yanlış taraftaydı”. Onların acısı pazarlık konusuydu.</p>



<p>Daha da vahimi şu: Kendini muhalif, demokrat, insan hakları savunucusu olarak tanımlayan birçok çevre de bu dili sorgulamadı. Rejim eleştirisi adı altında mezhepçi bir nefrete göz yumuldu. Çünkü mesele Aleviler olunca ilkeler askıya alındı.</p>



<p>Bu dil sadece Suriye Alevilerini hedef almadı. Türkiye’de yaşayan Alevilere de açık bir mesaj verdi: <em>Gerekirse sizi de gözden çıkarırız.</em> Bu ülkede Alevilerin hayatının ne kadar koşullu olduğunu bilenler için bu yeni bir durum değil. Ama Suriye savaşıyla birlikte bu gerçek daha pervasız biçimde dile getirildi.</p>



<p>Şunu net söylemek gerekiyor: Kimliği suç haline getiren her dil faşizmdir. Bunu yumuşatmaya gerek yok. Alevileri kolektif olarak “rejim artığı” ilan edenler, şiddetin ideolojik zeminini hazırlar. Bugün Suriye’de, yarın başka bir yerde.</p>



<p>Ben bu yazıyı bir rejimi savunmak için yazmıyorum. Bir yalana itiraz ediyorum. Rejimler yıkılır, iktidarlar değişir. Ama mezhepçi nefret kalıcıdır. Ve bu nefretle ne adalet kurulur ne barış gelir.</p>



<p>“Esad artığı” dediğinizde kimden söz ettiğinizi bir kez daha düşünün. Çünkü o kelimenin ucunda bir diktatör değil, bir halk var.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/esad-artigi-dediginiz-kim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Aleviler ve Müslümanlar” Demek Kime Hizmet Eder?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviler-ve-muslumanlar-demek-kime-hizmet-eder/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviler-ve-muslumanlar-demek-kime-hizmet-eder/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 08:58:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2994</guid>

					<description><![CDATA[Bazı cümleler vardır, ilk bakışta sade görünür; ama içine girildiğinde ağır bir zihniyet yükü taşır. “Aleviler ve Müslümanlar” ifadesi de bunlardan biridir. Bu söz, yalnızca bir dil tercihi değildir. Aynı zamanda bir ayrıştırma biçimi, hatta Aleviliği İslam’ın dışında görme eğiliminin açık bir yansımasıdır. Sormak gerekir: Neden “Aleviler ve Müslümanlar”? Neden “Aleviler ve Sünniler” değil? Çünkü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"></h3>



<p>Bazı cümleler vardır, ilk bakışta sade görünür; ama içine girildiğinde ağır bir zihniyet yükü taşır. “Aleviler ve Müslümanlar” ifadesi de bunlardan biridir. Bu söz, yalnızca bir dil tercihi değildir. Aynı zamanda bir ayrıştırma biçimi, hatta Aleviliği İslam’ın dışında görme eğiliminin açık bir yansımasıdır.</p>



<p>Sormak gerekir: Neden “Aleviler ve Müslümanlar”? Neden “Aleviler ve Sünniler” değil? Çünkü bu ifade, Aleviyi Müslüman kategorisinin dışına iten örtük bir kabule dayanır. Yani cümlenin alt metni şudur: “Aleviler Müslüman değildir.” İşte sorun tam da burada başlar.</p>



<p>Oysa Alevilik, Hak–Muhammed–Ali diyen, Ehlibeyt’i merkeze alan, adaleti, vicdanı ve insanı esas alan bir inanç yoludur. Hz. Ali’nin adını anıp, onun yolundan gittiğini söyleyen bir topluluğu İslam dışı ilan etmek; yalnızca Alevilere değil, İslam’ın kendi tarihine ve çoğul yapısına da haksızlıktır.</p>



<p>Bu dil, masum değildir. Çünkü dil, düşüncenin aynasıdır. Bir topluluğu dilde ayırırsanız, zihinde de ayırırsınız. Zihinde ayırdığınızda ise toplumsal hayatta dışlamanın önü açılır. Alevilerin yüzyıllar boyunca maruz kaldığı ötekileştirme, yok sayma ve baskı; işte tam da bu ayrımcı dilin ürünüdür.</p>



<p>Daha da vahimi, bu söylem İslam’ı tek bir yoruma indirger. Sanki İslam yalnızca bir mezhebin, bir fıkhın ya da bir tarih okumasının tekelindeymiş gibi davranılır. Oysa İslam tarihi, farklı yolların, yorumların ve irfan geleneklerinin birlikte var olduğu zengin bir bütündür. Alevilik de bu bütünün ayrılmaz bir parçasıdır.</p>



<p>“Aleviler ve Müslümanlar” demek, farkında olarak ya da olmayarak şunu söylemektir: “Biz Müslümanız, onlar başka.” Bu, ne ilmi bir tespittir ne de vicdani. Bu, ancak ayrışmadan beslenen, ötekileştirmeyi meşrulaştıran bir zihniyete hizmet eder.</p>



<p>Bugün gerçekten birlikte yaşamak, gerçekten barışı konuşmak istiyorsak; önce dili temizlemek zorundayız. Aleviliği İslam’ın dışında konumlandıran her ifade, toplumsal barışa atılmış bir çentiktir. Kapsayan bir dil, kapsayıcı bir toplumun ilk şartıdır.</p>



<p>Unutmayalım: Hak–Muhammed–Ali diyenleri ötekileştirmek, sadece Alevilere değil; adaletin, vicdanın ve hakikatin kendisine mesafe koymaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviler-ve-muslumanlar-demek-kime-hizmet-eder/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsrail–ABD Ortaklığı: Zulmün Stratejik İttifakı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/israil-abd-ortakligi-zulmun-stratejik-ittifaki/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/israil-abd-ortakligi-zulmun-stratejik-ittifaki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 10:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2837</guid>

					<description><![CDATA[Ortada artık inkâr edilebilecek bir “ittifak” değil, organize bir suç ortaklığı var. İsrail’in uyguladığı her politikada, attığı her bombada, yıktığı her şehirde Amerika’nın izi bulunuyor. Çünkü İsrail, Ortadoğu’da yalnız değildir; arkasında Beyaz Saray’ın sınırsız desteği vardır. Amerika, İsrail’in hamisi değil; ortağıdır. Silahı Amerika verir, parayı Amerika verir, diplomatik korumayı Amerika sağlar. Birleşmiş Milletler’de İsrail ne [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortada artık inkâr edilebilecek bir “ittifak” değil, organize bir suç ortaklığı var. İsrail’in uyguladığı her politikada, attığı her bombada, yıktığı her şehirde Amerika’nın izi bulunuyor. Çünkü İsrail, Ortadoğu’da yalnız değildir; arkasında Beyaz Saray’ın sınırsız desteği vardır.<br />
Amerika, İsrail’in hamisi değil; ortağıdır.<br />
Silahı Amerika verir, parayı Amerika verir, diplomatik korumayı Amerika sağlar. Birleşmiş Milletler’de İsrail ne yaparsa yapsın, veto Amerika’dan gelir. Çocuklar ölür, siviller katledilir, şehirler yerle bir edilir; Washington’dan yükselen ses hep aynıdır: “İsrail’in kendini savunma hakkı.”<br />
Hangi savunma?<br />
Hangi hukuk?<br />
Hangi vicdan?<br />
Gazze bombalanırken Beyaz Saray susmaz, meşrulaştırır.<br />
Batı Şeria’da topraklar gasp edilirken Pentagon izler, silah gönderir.<br />
Uluslararası hukuk çiğnenirken ABD Dışişleri Bakanlığı açıklama yapar, faili aklar.<br />
Bu bir hata değildir. Bu bir sapma değildir. Bu, bilinçli bir devlet politikasıdır.<br />
Amerikan başkanları değişir, İsrail’e verilen destek değişmez. Demokratlar gelir “endişeliyiz” der, Cumhuriyetçiler gelir “koşulsuz destek” ilan eder. Ton farklıdır ama sonuç aynıdır: İsrail dokunulmazdır. Çünkü İsrail, Amerika’nın bölgedeki ileri karakoludur.<br />
Silah şirketleri kazanır.<br />
Lobiler kazanır.<br />
Jeopolitik çıkarlar kazanır.<br />
Kaybeden kimdir?<br />
Filistin halkı.<br />
Kaybeden hukuk, kaybeden insanlıktır.<br />
ABD, İsrail’in işlediği suçları “güvenlik” kelimesiyle aklar. İsrail ise Amerika’nın küresel söylemini sahada uygular: Güç haklıdır, direnen teröristtir, ölenler “kaçınılmaz yan hasar”dır. İşte bu dil, bu düzen, bu ittifak modern çağın en kirli ortaklığıdır.<br />
Bugün İsrail’in dokunulmazlığının tek nedeni vardır: Amerika.<br />
Ve Amerika’nın Ortadoğu’daki ahlaki çöküşünün en net göstergesi de İsrail’dir.<br />
Bu ilişki demokrasiyle açıklanamaz.<br />
Bu bağ insan haklarıyla savunulamaz.<br />
Bu ortaklık yalnızca çıkar, güç ve zorbalık üzerinden okunabilir.<br />
Tarih bu ilişkiyi “stratejik ittifak” diye değil,<br />
zulmün küresel iş birliği olarak yazacaktır.<br />
Ve şunu herkes bilmelidir:<br />
Filistin’de akan kanın izi yalnızca Tel Aviv’de değil,<br />
Washington’un koridorlarındadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/israil-abd-ortakligi-zulmun-stratejik-ittifaki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilerin Sahte Dostları</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilerin-sahte-dostlari/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilerin-sahte-dostlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 13:04:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2569</guid>

					<description><![CDATA[Aleviliğin sürüklendiği ve sürüklenmek istendiği yer, değerlerinden arındırılmış, safsatalarla içi doldurulmuş bir Alevilik anlayışıdır. Günümüzde dünyada baş döndürücü bir hızla yaşanan değişim, yalnızca toplumsal yapıları değil; değerleri, inanç biçimlerini ve kimlikleri de çözülmeye zorlamaktadır. Bu değişim ve dönüşüm girdabı, farkında olsak da olmasak da, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla biz Alevileri de etkilemektedir. Ancak Aleviler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Aleviliğin sürüklendiği ve sürüklenmek istendiği yer, değerlerinden arındırılmış, safsatalarla içi doldurulmuş bir Alevilik anlayışıdır. Günümüzde dünyada baş döndürücü bir hızla yaşanan değişim, yalnızca toplumsal yapıları değil; değerleri, inanç biçimlerini ve kimlikleri de çözülmeye zorlamaktadır. Bu değişim ve dönüşüm girdabı, farkında olsak da olmasak da, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla biz Alevileri de etkilemektedir.</h3>



<p>Ancak Aleviler için esas olan, <strong>“kendimiz kalarak değişmeyi”</strong> öğrenebilmektir. Bu zorunlu değişim sürecini, Aleviliğin Ehl-i Beyt ve On İki İmam merkezli inanç anlayışına sadık kalarak, yolu ve erkânı esas alarak kendi denetimimizde tutmak mümkündür. Aksi hâlde, Aleviliğin özünden koparılmasıyla ortaya çıkacak sonuçların nereye varacağını öngörmek güçtür.</p>



<p>Alevileri ve Aleviliği bekleyen tehlikelerin sayısı belirsizdir. Bu tehlikeleri görmezden gelmek, yok saymak ya da korkuyla susmak, çözüm değil; aksine Aleviliği sıradanlaştırmaya, içini boşaltmaya çalışan yapıların ekmeğine yağ sürmektir. Alevileri kendi tarihsel ve inançsal değerlerinden koparmayı hedefleyen kişi ve kurumların niyetlerini boşa çıkarmanın yolu, bu bilinci sürekli canlı tutmaktan geçer.</p>



<p>Tarihsel gerçeklikten uzak, art niyetli ve kasıtlı Alevilik tanımlamaları dün olduğu gibi bugün de sürmektedir. Kimi zaman bireysel egoları tatmin etmek, kimi zaman etnik, ideolojik ya da politik çıkarlar doğrultusunda yapılan bu tanımlamalar; Aleviliği İslam’ın dışında göstermeyi, Ehl-i Beyt’ten koparmayı ve İmam Ali ile olan bağını zayıflatmayı amaçlamaktadır. Bu projeler farklı biçimlerde hâlâ devam etmektedir.</p>



<p>Aleviliğin İslam’ın içinde olduğu gerçeğini çarpıtan bu yaklaşımlar, Alevi düşmanlığını çoğu zaman “dostluk” maskesiyle gizlemektedir. Alevileri Şaman ya da Zerdüşt kökenli göstermeye çalışan bu anlayışların dayandığı temel safsata, İslam’ı yalnızca Sünnilikten ibaret saymalarıdır. Ya da Aleviliğin İslam’dan önce var olduğu iddiasını öne sürerek, Alevilerin tarih boyunca dışlanmış olmasını ideolojik ve politik çıkarlarına malzeme yapmaktadırlar.</p>



<p>Bugün hâlâ bu ülkede Alevilerin Allah’a inanıp inanmadıkları, Kur’an’a inanıp inanmadıkları, namaz kılıp kılmadıkları sorgulanıyorsa; açık ya da örtük biçimde Sünnileştirme dayatmaları sürüyorsa, Aleviler bu ülkenin neresinde durmaktadır? Bu soruyu sormak kaçınılmazdır. Bir yanda merkezi otoritenin baskıları, diğer yanda Alevilere farklı dinler arayan çevrelerin kuşatması altında kalan ve bu kara propagandalardan etkilenen çok sayıda Alevi olduğu bilinmektedir.</p>



<p>Yazılı kaynakların sınırlı olması, Alevilik konusunda ciddi bilgi boşlukları yaratmakta; bu durum sağlıklı düşünmeyi zorlaştırarak karmaşayı derinleştirmektedir. Alevilik üzerine yayımlanan kitap, dergi ve gazetelere bakıldığında; yolu ve erkânı bilmeyen, Aleviliği İslam dışı bir inanç gibi sunan pek çok yayının varlığı görülmektedir.</p>



<p>Tüm bu kaos ortamında, Alevi dostu gibi görünen ancak Alevileri belirsizliğe sürükleyen faydacı ve art niyetli çevrelere karşı en güçlü silah, <strong>doğru ve sahih bir Alevilik bilincidir</strong>. Aksi hâlde, yolumuzu karartacak ve gelecekte daha büyük sorunlara yol açacak sahte dostlarımızın sayısı hiç de az olmayacaktır.</p>



<p><strong>Hüseyin Kaya</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilerin-sahte-dostlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aleviliğin İçine Sızan Rol Oyunları</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviligin-icine-sizan-rol-oyunlari/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviligin-icine-sizan-rol-oyunlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 09:06:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2226</guid>

					<description><![CDATA[Yolun Bilgisiz Liderleri Son yıllarda “dede”, “kanaat önderi”, “aydın” ve “uzman” unvanlarıyla ortalarda dolaşan bir grup türedi. Peki, kaçının yolun tozunu duyduğu, ocakla bağı olduğu, kültürün tınısını hissettiği biliniyor? Sosyal medyada birkaç paylaşım ve birkaç kitapla kendilerini Aleviliğin lideri sanıyorlar. Hadi canım siz de! Unutmayın, Alevilik bin yıllık bir mirastır; masa başında icat edilecek kadar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yolun Bilgisiz Liderleri</p>



<p>Son yıllarda “dede”, “kanaat önderi”, “aydın” ve “uzman” unvanlarıyla ortalarda dolaşan bir grup türedi. Peki, kaçının yolun tozunu duyduğu, ocakla bağı olduğu, kültürün tınısını hissettiği biliniyor? Sosyal medyada birkaç paylaşım ve birkaç kitapla kendilerini Aleviliğin lideri sanıyorlar. Hadi canım siz de!</p>



<p>Unutmayın, Alevilik bin yıllık bir mirastır; masa başında icat edilecek kadar ucuz değildir. 16. yüzyıldan beri yolun devamlılığı sadakat ve bilgiyle sağlanmıştır; sahte liderlerle değil. Yolun içini bilmeden liderlik yapmak, toplumu yönettiğini sanmak büyük bir yanılgıdır.</p>



<p><strong>Sahte Unvanlar ve Toplumsal Karmaşa</strong></p>



<p>Bu kişiler genellikle kendi projelerinin pazarlamacısıdır. “Fark yok” diyerek toplumu uyutmaya çalışıyorlar. Fark etmeyenler belki etkilenir, ama biz fark ediyoruz. Sosyal medya paylaşımlarıyla, birkaç kitapla ve uydurma kavramlarla Aleviliği yeniden şekillendirdiklerini sanıyorlar. Bu hayal, tarihin hiçbir döneminde gerçeklik kazanmamıştır.</p>



<p>18. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında da benzer girişimler olmuştur. O dönemde yolun içine sızan, bilgisi ve kökü olmayan kişiler geçici etkiler yaratmış, ancak topluluk uzun vadede dimdik ayakta kalmıştır. Bugün de durum farklı değildir; sahte liderler kısa süreli görünür olabilir, ancak yolun vicdanı ve mirası her zaman üstün gelecektir.</p>



<p><strong>Meydan Burada: Gerçek İddialarınızı Gösterin</strong></p>



<p>Madem iddianız varsa, durun ve gösterin. Eğer gerçekten topluma hizmet edecekseniz, adımınızı atın. Yoksa, unvanlarınızla, ithal kavramlarınızla oynamaya devam edin… Ama sakın şaşırmayın; bu yol sizi taşır ama asla tutmaz.</p>



<p>Yol bilmediğiniz hâlde yol öğrettiğinizi mi sanıyorsunuz? Ocakla bağı olmayan hâlde dedelik yaptığınızı mı sanıyorsunuz? Geleneği tanımayan hâlde “hakikati” sunduğunuzu mu sanıyorsunuz? Tarih bu tür sahte kahramanları defalarca kaydetmiştir; kısa süreli etki yaratabilirler, ama uzun vadede yok olurlar.</p>



<p><strong>Tarihsel Perspektif ve Uyarı</strong></p>



<p>Aleviliği masa başında icat edenlere değil, onlara inananlara gülüyorum. Ama meydan boş değil; biz buradayız. Bu yol, sahte unvanlarla, uydurma kavramlarla, sosyal medya beğenileriyle yönetilecek kadar ucuz değildir. Kim gerçekten yola sadıksa, kim rol peşindeyse, her şey ortadadır.</p>



<p>Tarih, yolun sahte kahramanlara karşı nasıl dimdik durduğunu gösterir. 16. yüzyılda Safevî etkisi, 18. yüzyılda Osmanlı baskıları ve 20. yüzyılın politik manipülasyonları, Aleviliğin köklerini test etmiştir. Ancak yol, her zaman kendi sadık takipçilerini korumuş, sahte liderler tarihe karışmıştır.</p>



<p><strong>Son Söz: Bu Yol Size Dar</strong></p>



<p>Artık susma devri bitmiştir. Alevilik ne size göre eğilir ne sizin oyunlarınıza göre şekil alır. Buyurun, çıkın sahneye, meydan burası. Ama unutmayın: bu yol sizin tasarım defteriniz değil.</p>



<p>Mirası yok sayanlar, unvanlarla oynayanlar ve uydurma kavramlarla toplumu yönettiğini sananlar, tarihin aynasında kendilerini görecekler. Bu yol, sahte kahramanlara değil, bilgiye ve sadakate saygı duyanlara açıktır.</p>



<p>Hüseyin Kaya</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviligin-icine-sizan-rol-oyunlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaratılan Karanlıklardan Ali&#8217;ye Sığınmak- Hüseyin KAYA Yazdı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/yaratilan-karanliklardan-aliye-siginmak-huseyin-kaya-yazdi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/yaratilan-karanliklardan-aliye-siginmak-huseyin-kaya-yazdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 13:38:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2069</guid>

					<description><![CDATA[Y Yıllardır yıkıcı ve bozguncular tarafından, saptırıcı propaganda sağanağına tutulan Aleviler; düşünsel ve inançsal olarak ve diplomatik oyunlarla Alevileri içerden ve dışarıdan kemirerek yok etmeyi hedeflemektedirler. Bu günümüzü ve yarınımızı yok etmeye yeminli odakların, sahte demokrasi düşleri hiç bir zaman gerçekleşmeyecek kadar çirkindir. Geçmişten beridir, ayrılıklar, yetersizlikler, savaşlar ve kompleksler yakamızı bırakmamıştır. Peşinden, kültürel baskınlar, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Y</p>



<p>Yıllardır yıkıcı ve bozguncular tarafından, saptırıcı propaganda sağanağına tutulan Aleviler; düşünsel ve inançsal olarak ve diplomatik oyunlarla Alevileri içerden ve dışarıdan kemirerek yok etmeyi hedeflemektedirler. Bu günümüzü ve yarınımızı yok etmeye yeminli odakların, sahte demokrasi düşleri hiç bir zaman gerçekleşmeyecek kadar çirkindir.</p>



<p>Geçmişten beridir, ayrılıklar, yetersizlikler, savaşlar ve kompleksler yakamızı bırakmamıştır. Peşinden, kültürel baskınlar, inançsal saldırılar ve bu inanca sahip insanların zihinleri kirletilmek istenerek, en başından beri, kutsadığımız değerlerin yok edilmesine ve inancımızın mayası olan İmamlarımıza yönelik etkisizleştirme, anlamsızlaştırma çalışmaları hızlanarak devam edegelmiştir.</p>



<p>Asıl amaçları, hayalleri, dinleri ve ideolojileri, Ali&#8217;yi oradan almak, on iki imamlarımızı işlevsizleştirmek olanların, kendi porsumuş gelenek ve törelerini dayatarak, kendi yarattıkları puta tapınmamızı sağlamak için, bu inancımızın değişmesi gerektiğini iyi bilmektedirler. Alevilere musallat olan bu misyonerlerin, Allah-Muhammed-Ali ile ve onun devamında 12 imamlarla ete- kemiğe bürünen bu inancın temellerini dinamitlemek demek olduğunu hangi ahlakla açıklayacaklardır? Biliyorlardır ki; Allah-Muhammed-Ali ile gerçeklik kazanan bu ilahi yolda, bunlar bizim rotamızı belirleyen, yolumuzu gösteren ilahi işaretlerdir.</p>



<p>Devletin asimilasyon politikaları ve siyasi arenada Alevilerle flört eden sahte dostlarının amacı; ikinci el bir Alevilik ve kendi istedikleri insan tipini ve kendi Alilerini yaratmak olacaktır. Yarattıkları bu Ali ile, Peygamberimizin damadı, Kerbela Şehidi Hüseyin&#8217;in-Hasan&#8217;ın babası olan Ali&#8217;yi karşı karşıya getireceklerdir. Gerçek olmayan, gerçekçi olmayan Ali&#8217;yi şimdiden zihinlerimize yazdılar bile.</p>



<p>Değerli dostlar; Alevilik çeşitli inanç ve ideolojik düşünce sahiplerinin saldırısıyla karşı karşıyadır. Bu düşünsel ve ideolojik saldırılara karşı Aleviler direnmek ve kendilerini var etmek,yaşatmak adına inancına sarılarak korumak zorundadırlar. Aleviler bu gücü kendilerinde bulmalıdırlar. Çünkü, inancımızın yaşaması veya gelişmesi noktasında, bakış açımız, duygu ve düşüncelerimiz, dünya görüşümüz ve inancımız baskı altına alınıp felç edilmiştir. Yaratılan bu zihinsel kölelikten kurtulmayı başaramadan, yeni tehlike ve oyunlarla Aleviler teslim alınmak amaçlanmaktadır.</p>



<p>Yaşadığımız son süreçte, aydın geçinen yarı aydınların, veya dost geçinen hainlerin, Alevilerin beyinlerine yerleştirmek, yüklemek istedikleri aldatmacaları, özgür insan yaratma ,demokratikleşme demagojileriyle, özellikle gençlerimiz kendi inançsal gerçekliklerinde koparılmaktadır. Çünkü manevi açlığımızı giderebilecek, bir bilgi,birikimden yoksunuz. Hz. Ali&#8217;yi tanımadığımızdan olacak ki; Ali ile ilgili söylenenlere rahatlıkla kanıyoruz.</p>



<p>Aleviler olarak bir yol ayrımındayız. Yaratılan zindanda-zifiri karanlıktan kurtulmak için , her zamankinden daha çok Ali&#8217;ye-On iki imamlarımıza ihtiyaç duymaktayız. Aslında aradığımız her şey Ali&#8217;de var. Yeter ki , Ali&#8217;ye sığınalım&#8230;</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/yaratilan-karanliklardan-aliye-siginmak-huseyin-kaya-yazdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YARATILAN ZİFİRİ KARANLIKLARDAN ALİ&#8217;YE SIĞINMAK- Hüseyin KAYA</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yaratilan-zifiri-karanliklardan-aliye-siginmak-huseyin-kaya/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yaratilan-zifiri-karanliklardan-aliye-siginmak-huseyin-kaya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:21:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=1900</guid>

					<description><![CDATA[Yıllardır yıkıcı ve bozguncular tarafından, saptırıcı propaganda sağanağına tutulan Aleviler; düşünsel ve inançsal olarak ve diplomatik oyunlarla Alevileri içerden ve dışarıdan kemirerek yok etmeyi hedeflemektedirler. Bu günümüzü ve yarınımızı yok etmeye yeminli odakların, sahte demokrasi düşleri hiç bir zaman gerçekleşmeyecek kadar çirkindir. Geçmişten beridir, ayrılıklar, yetersizlikler, savaşlar ve kompleksler yakamızı bırakmamıştır. Peşinden, kültürel baskınlar, inançsal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Yıllardır yıkıcı ve bozguncular tarafından, saptırıcı propaganda sağanağına tutulan Aleviler; düşünsel ve inançsal olarak ve diplomatik oyunlarla Alevileri içerden ve dışarıdan kemirerek yok etmeyi hedeflemektedirler. Bu günümüzü ve yarınımızı yok etmeye yeminli odakların, sahte demokrasi düşleri hiç bir zaman gerçekleşmeyecek kadar çirkindir.</p>



<p>Geçmişten beridir, ayrılıklar, yetersizlikler, savaşlar ve kompleksler yakamızı bırakmamıştır. Peşinden, kültürel baskınlar, inançsal saldırılar ve bu inanca sahip insanların zihinleri kirletilmek istenerek, en başından beri, kutsadığımız değerlerin yok edilmesine ve inancımızın mayası olan İmamlarımıza yönelik etkisizleştirme, anlamsızlaştırma çalışmaları hızlanarak devam edegelmiştir.</p>



<p>Asıl amaçları, hayalleri, dinleri ve ideolojileri, Ali&#8217;yi oradan almak, on iki imamlarımızı işlevsizleştirmek olanların, kendi porsumuş gelenek ve törelerini dayatarak, kendi yarattıkları puta tapınmamızı sağlamak için, bu inancımızın değişmesi gerektiğini iyi bilmektedirler. Alevilere musallat olan bu misyonerlerin, Allah-Muhammed-Ali ile ve onun devamında 12 imamlarla ete- kemiğe bürünen bu inancın temellerini dinamitlemek demek olduğunu hangi ahlakla açıklayacaklardır? Biliyorlardır ki; Allah-Muhammed-Ali ile gerçeklik kazanan bu ilahi yolda, bunlar bizim rotamızı belirleyen, yolumuzu gösteren ilahi işaretlerdir.</p>



<p>Devletin asimilasyon politikaları ve siyasi arenada Alevilerle flört eden sahte dostlarının amacı; ikinci el bir Alevilik ve kendi istedikleri insan tipini ve kendi Alilerini yaratmak olacaktır. Yarattıkları bu Ali ile, Peygamberimizin damadı, Kerbela Şehidi Hüseyin&#8217;in-Hasan&#8217;ın babası olan Ali&#8217;yi karşı karşıya getireceklerdir. Gerçek olmayan, gerçekçi olmayan Ali&#8217;yi şimdiden zihinlerimize yazdılar bile.</p>



<p>Değerli dostlar; Alevilik çeşitli inanç ve ideolojik düşünce sahiplerinin saldırısıyla karşı karşıyadır. Bu düşünsel ve ideolojik saldırılara karşı Aleviler direnmek ve kendilerini var etmek,yaşatmak adına inancına sarılarak korumak zorundadırlar. Aleviler bu gücü kendilerinde bulmalıdırlar. Çünkü, inancımızın yaşaması veya gelişmesi noktasında, bakış açımız, duygu ve düşüncelerimiz, dünya görüşümüz ve inancımız baskı altına alınıp felç edilmiştir. Yaratılan bu zihinsel kölelikten kurtulmayı başaramadan, yeni tehlike ve oyunlarla Aleviler teslim alınmak amaçlanmaktadır.</p>



<p>Yaşadığımız son süreçte, aydın geçinen yarı aydınların, veya dost geçinen hainlerin, Alevilerin beyinlerine yerleştirmek, yüklemek istedikleri aldatmacaları, özgür insan yaratma ,demokratikleşme demagojileriyle, özellikle gençlerimiz kendi inançsal gerçekliklerinde koparılmaktadır. Çünkü manevi açlığımızı giderebilecek, bir bilgi,birikimden yoksunuz. Hz. Ali&#8217;yi tanımadığımızdan olacak ki; Ali ile ilgili söylenenlere rahatlıkla kanıyoruz.</p>



<p>Aleviler olarak bir yol ayrımındayız. Yaratılan zindanda-zifiri karanlıktan kurtulmak için , her zamankinden daha çok Ali&#8217;ye-On iki imamlarımıza ihtiyaç duymaktayız. Aslında aradığımız her şey Ali&#8217;de var. Yeter ki , Ali&#8217;ye sığınalım&#8230;</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yaratilan-zifiri-karanliklardan-aliye-siginmak-huseyin-kaya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
