<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Köşe Yazıları &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<atom:link href="https://www.hakyoluhaber.com/category/kose-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<description>Hak Yolda, Doğru Haberle.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Mar 2026 15:07:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.hakyoluhaber.com/wp-content/uploads/2025/09/hak-yolu-haber-1-1-150x150.jpg</url>
	<title>Köşe Yazıları &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uygar Eşkiyalık</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/uygar-eskiyalik/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/uygar-eskiyalik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 15:05:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=4133</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda dünya kamuoyunun gözü önünde yaşanan gelişmeler, uluslararası hukukun ve insan hakları söylemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in politikaları etrafında şekillenen çatışmalar, sadece bölgeyi değil küresel vicdanı da derinden sarsıyor. Okulların, hastanelerin, fabrikaların ve sivil yerleşim alanlarının bombalandığı görüntüler artık sıradanlaşmış durumda. Uluslararası hukuk, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda dünya kamuoyunun gözü önünde yaşanan gelişmeler, uluslararası hukukun ve insan hakları söylemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in politikaları etrafında şekillenen çatışmalar, sadece bölgeyi değil küresel vicdanı da derinden sarsıyor.</p>



<p>Okulların, hastanelerin, fabrikaların ve sivil yerleşim alanlarının bombalandığı görüntüler artık sıradanlaşmış durumda. Uluslararası hukuk, sivillerin korunmasını açıkça hükme bağlarken; savaşın dili, maalesef her geçen gün daha da sertleşiyor. Bu tablo karşısında “gelişmiş” ve “uygar” olarak tanımlanan Batılı ülkelerin büyük bölümünün Amerika Birleşik Devletleri’ne koşulsuz destek vermesi, çifte standart eleştirilerini beraberinde getiriyor.</p>



<p>Bölge ülkelerinin önemli bir kısmının siyasi, askeri ve ekonomik olarak Washington’a bağımlı olması, dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. Bu durum doğal olarak İran’ı hedef tahtasına yerleştiriyor. İran’ın politikaları elbette tartışılabilir; ancak mesele yalnızca bir ülkenin rejimi ya da ideolojisi değil. “Molla rejimi” söylemi üzerinden yürütülen propaganda dili, çoğu zaman sivillerin yaşadığı dramı görünmez kılıyor.</p>



<p>Benzer şekilde, Körfez’de monarşiyle yönetilen ülkeler söz konusu olduğunda demokrasi ve insan hakları söyleminin geri plana itilmesi, Batı’nın ilkesel değil çıkar odaklı bir tutum benimsediği yönündeki kanaati güçlendiriyor. Eğer mesele gerçekten demokrasi ise, neden bazı yönetim biçimleri için yüksek sesle eleştiri yapılırken, diğerleri için sessizlik tercih ediliyor?</p>



<p>“Taşıma demokrasi” söylemiyle yapılan müdahalelerin sonuçları ise ortada. Afganistan, Irak, Suriye ve Libya… Bu ülkelerde yaşanan yıkım, dış müdahalelerin istikrar ve refah getirmediğini; aksine uzun süreli kaos, otorite boşluğu ve insani krizler doğurduğunu gösteriyor. Demokrasi söylemi ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum, hafızalara kazınmış durumda.</p>



<p>Bir başka tehlikeli boyut ise mezhep eksenli kutuplaşma. Müslüman toplumların kendi içlerinde ayrıştırılması, gerilimlerin derinleştirilmesi ve bölgesel rekabetlerin dini kimlik üzerinden kurgulanması, daha büyük çatışmaların zeminini hazırlıyor. Bu senaryodan kazançlı çıkanın halklar değil, güç dengelerini kendi lehine şekillendirmek isteyen aktörler olduğu açık.</p>



<p>İnsanlık, bir yandan teknolojik ilerlemenin zirvesini yaşarken diğer yandan bu teknolojinin yıkıcı gücüyle yüzleşiyor. Akıllı bombalar, insansız hava araçları ve yüksek hassasiyetli silah sistemleri, savaşın “daha steril” olduğu iddiasını boşa çıkarıyor. Yıkım hâlâ yıkım; acı hâlâ acı.</p>



<p>Bugün ihtiyaç duyulan şey, sloganlar ya da propaganda değil; samimi bir uluslararası hukuk anlayışı ve sivilleri merkeze alan bir vicdan siyaseti. Hangi ülke olursa olsun, hangi rejimle yönetilirse yönetilsin, sivil hayatı hedef alan her saldırı açıkça kınanmalı. Çifte standartlar, yalnızca adaletsizliği derinleştirir.</p>



<p>İran’ın yaşadığı sıkışmışlığa sevinen ya da herhangi bir halkın acısından siyasi çıkar devşirmeye çalışan herkes, aslında insanlığın ortak değerlerine zarar veriyor. Çünkü mesele yalnızca devletlerin rekabeti değil; insan hayatının değeri ve geleceğimizin nasıl şekilleneceği meselesidir.</p>



<p>Belki de asıl soru şu: Teknoloji çağında insanlık gerçekten ilerliyor mu, yoksa sadece yıkım kapasitesini mi büyütüyor? Bu soruya verilecek cevap, önümüzdeki dönemin ahlaki pusulasını da belirleyecek.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/huseyin-kaya/uygar-eskiyalik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızıl İksirin İzinde: Şehadet Destanı- Av. Talip Ersöz Yazdı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/kizil-iksirin-izinde-sehadet-destani/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/kizil-iksirin-izinde-sehadet-destani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Talip Ersöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 07:42:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Av. Talip Ersöz]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=4129</guid>

					<description><![CDATA[I. Kuruluş: Kanla Yoğrulan Temel Güneşin henüz icat edilmediği karanlıklardan geldik; avuçlarımızda köz, sırtımızda dünya yükü&#8230; Bu yol ki sıradan bir geçit değil, varlığın Hüdaya açılan kapısıdır. Biz o taşların arasına kum değil, şahdamarımızdan süzülen kızıl nehirleri kattık. Her bir taş, &#8220;Lâ&#8221; tokmağıyla dövüldü ve &#8220;İllâ&#8221; mührüyle yerine sabitlendi. Biz bu yolu döşerken gökyüzünü yorgan, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>I. Kuruluş: Kanla Yoğrulan Temel</p>



<p>Güneşin henüz icat edilmediği karanlıklardan geldik; avuçlarımızda köz, sırtımızda dünya yükü&#8230; Bu yol ki sıradan bir geçit değil, varlığın Hüdaya açılan kapısıdır. Biz o taşların arasına kum değil, şahdamarımızdan süzülen kızıl nehirleri kattık. Her bir taş, &#8220;Lâ&#8221; tokmağıyla dövüldü ve &#8220;İllâ&#8221; mührüyle yerine sabitlendi. Biz bu yolu döşerken gökyüzünü yorgan, yeri döşek belledik; her bir adımı Tevhid’in sarsılmaz sütunları üzerine bina ettik.</p>



<p>II. Vazgeçiş: Masivadan Hicret</p>



<p>Duyun ey dünya hırslıları! Bu mukaddes yola niyet eden, önce kendi nefsini kurban sofrasına yatırır. Öyle bir vazgeçiş ki bu; gözün gördüğü, gönlün tutulduğu ne varsa –evlat, ayal, mal ve dahi hayal– hepsini eşikte bırakır. &#8220;Geç!&#8221; diyor hakikat; sevginden geç, benliğinden geç, aynadaki aksinden geç&#8230; Çünkü bu yol, iki kişilik bir yükü kaldırmaz. Ya O kalacaktır kalbinde, ya da sen kapının dışında!</p>



<p>III. Vuslat: Kibrit-i Ahmer ve Dönüş</p>



<p>Ve ey Aşk! Sen ki dokunduğun her bakırı altına çeviren o gizemli Kibrit-i Ahmer’sin. Varlığımızı senin potanda erittik, küle döndük de yine de sitem etmedik. Ey Sevgili! Sen; dervişin devranı, gurbetin sılası, dönüşlerin en muazzamısın. Ruhumuz senin iklimine doğru esen bir rüzgârdır artık.</p>



<p>IV. Hatime: Feda ve Şükür</p>



<p>Bir can dediğin nedir ki? Avuçta tutulan bir nefeslik emanet&#8230; Bizim katımızda hesabın hükmü yoktur. Göğsümüzde bin can çarpsaydı eğer, binini de senin yolunun tozuna toz eylemeye ant içmişiz. Her bir zerremiz feryat değil, şükür bestesi fısıldar.</p>



<p>Talip Ersöz</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/kizil-iksirin-izinde-sehadet-destani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilik Suskun Değil</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilik-suskun-degil/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilik-suskun-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 17:21:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3852</guid>

					<description><![CDATA[“Alevilik başkalarının tanımıyla yok edilemez.” Yaşadığımız süreçte Alevilerin durumu iç açıcı değil. Alevilik, öyle tanımlarla kuşatıldı ki artık anlaşılmaz bir hâl aldı. Zihinlerde ve bilinçaltında, Aleviliğe ait ne varsa silinmiş durumda. Yerine, başkalarının ürettiği kodlamalar, yeni tanımlar ve algılar kondu. Sistemli bir biçimde Aleviliğin özü, unutturulmaya çalışılıyor. Aleviysen ne olacağına dair dayatmalarla karşılaşıyorsun. Ama Ali’nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"></h2>



<p><strong>“Alevilik başkalarının tanımıyla yok edilemez.”</strong></p>



<p>Yaşadığımız süreçte Alevilerin durumu iç açıcı değil. Alevilik, öyle tanımlarla kuşatıldı ki artık anlaşılmaz bir hâl aldı. Zihinlerde ve bilinçaltında, Aleviliğe ait ne varsa silinmiş durumda. Yerine, başkalarının ürettiği kodlamalar, yeni tanımlar ve algılar kondu. Sistemli bir biçimde Aleviliğin özü, unutturulmaya çalışılıyor.</p>



<p>Aleviysen ne olacağına dair dayatmalarla karşılaşıyorsun. Ama Ali’nin yoluna, Ehlibeyt’e ve Kur’an’a gelince işler değişiyor. Ali’ye “Arap” deniyor, Muhammed’i tanımamak öğütleniyor, Kur’an reddediliyor. Ali ilmin kapısıdır denildiğinde ilgisizlikle karşılanıyor; Ali’nin dostu benim dostumdur dendiğinde düşmanlıkla karşılanıyor.</p>



<p>Her örgütün bir Alevi derneği, bir cem evi var; ama Ali ile bağı yok. Alevi’yi savunduğunu söyleyenler, Ehlibeyt’e tahammül edemiyor; Alevi geçinirler ama Kur’an’a mesafe koyuyorlar. Bu tablo, içler acısıdır.</p>



<p>Oysa Alevilik Allah–Muhammed–Ali ekseninde okunmalı. Ali ilmin kapısıdır, Kur’an ile Ali birdir. Bu birliği inkâr eden, Alevilikten söz edemez. Alevilik düzene karşı olmak ya da dine karşı olmak değildir; Alevilik <strong>adalet, irfan ve edep yoludur</strong>. Ali’yi slogan yapan değil, Ali gibi yaşayan Alevilerdir hakiki sahipler.</p>



<p>Alevilik başkalarının tanımıyla var olamaz. Siyasi ya da ideolojik sığınak değildir. Suskunların değil, eğilip bükülmeyenlerin yoludur. Allah–Muhammed–Ali diyenler buradadır ve bu yolu yaşatmak boynumuzun borcudur.</p>



<p><strong>Hüseyin KAYA</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/alevilik-suskun-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEKFÎRCİ İBN-İ TEYMİYE -1</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/tekfirci-ibn-i-teymiye-1/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/tekfirci-ibn-i-teymiye-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Talip Ersöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 15:42:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Av. Talip Ersöz]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3676</guid>

					<description><![CDATA[Av. Talip Ersöz Bir rivayete göre, Moğol hükümdarlarından Olcayto, sinirlenerek bir celsede hanımını üç talakla boşar. Öfkesi yatıştıktan bir müddet sonra pişman olur. Sünni âlim ve fakihlerini toplayarak verdiği talak hükmünü onlara sorar. Âlimler, talakın sahih olduğunu ve hanımıyla bir daha da evlenemeyeceğini ifade ederler. Vezirlerinden biri hükümdara şöyle der; “Hille fakihlerinden biri, bu talakın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Av. Talip Ersöz </p>



<p>  Bir rivayete göre, Moğol hükümdarlarından Olcayto, sinirlenerek bir celsede hanımını üç talakla boşar. Öfkesi yatıştıktan bir müddet sonra pişman olur. Sünni âlim ve fakihlerini toplayarak verdiği talak hükmünü onlara sorar. Âlimler, talakın sahih olduğunu ve hanımıyla bir daha da evlenemeyeceğini ifade ederler.</p>



<p>Vezirlerinden biri hükümdara şöyle der; “Hille fakihlerinden biri, bu talakın batıl ve geçersiz olduğunu iddia ediyor.” Hükümdar Olcayto, hiç zaman kaybetmeden allameyi sarayına davet eder. Allame, İrana geldiğinde hükümdar bir toplantı tertip ederek bütün İslam âlimlerini davet eder. Allame iki adil şahit olmadan padişah eşini boşadığı için; boşanmaya geçersiz fetvası verir. Padişah Olcayto, Allame Hilli’nin delillerini, bilgisini ve açıklamalarını duyunca oldukça etkilenir ve ona karşı özel bir ilgi duymaya başlar.</p>



<p>Bu olaydan sonra Olcayto, farklı mezheplerin alimlerini bir araya getirdi ve bazı ihtilaflı konuları tartışmaya açtı. Allame Hilli, Moğol hükümdarının kurduğu münazara oturumlarında hilafet makamının Hz. Ali&#8217;nin (a.s) hakkı olduğunu güçlü ve sağlam delillerle ispatladı. Bu münazaranın bitiminde Moğol hükümdarı, Caferi fıkhını kabul etti. Daha sonra da Hükümdar Mahmut Hudabende lakabını takındı. Daha sonra, İran genelinde Cuma hutbelerinde 12 imamın (a.s) adının anılmasını ve onların adına para basılmasını emretti. Bu arada, Allame Hılli, imamet hususunu ele aldığı &#8220;Minhacu&#8217;l Keramet fi Marifeti’l İmamet” adlı değerli kitabı sultan Olcayto için kaleme aldı.</p>



<p>Bunun üzerine Memlük sarayı, bu kitaba karşı bir reddiye yazması için İbn-i Teymiye&#8217;yi görevlendirir ve karşılığında bolca ihsanda bulunur. O da bu eseri çürütmek amacıyla “Minhacüs-Sünnetin-Nebeviyye fi nakdi kelamiş-Şîati vel-Kaderiyye” adlı kitabı kaleme alır.</p>



<p>İbn-i Teymiye&#8217;nin, İmam Hüseyin (as) hakkındaki hezeyanı;</p>



<p>“Hüseyin b. Ali&#8217;nin kıyamı ne dinin ve ne de dünyanın ıslahı için değildi. Hüseyinin kıyamında ve kıyam ederken öldürülmesinde o kadar fesad vardı ki eğer evinde otursaydı insanlar arasında onun kıyamının fesatları yayılmazdı.” (İbn-i Teymiyye, Minhacus-sünne, 4/530)</p>



<p>Devam edecek                                                                                                                                                                      </p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/tekfirci-ibn-i-teymiye-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşek Neden Hem Akıllı, Hem Eşek Oluyor…!!!</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/essek-neden-hem-akilli-hem-essek-oluyor/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/essek-neden-hem-akilli-hem-essek-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Yılmaz Yurtsever]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 18:43:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yılmaz Yurtsever]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3561</guid>

					<description><![CDATA[Eşek, Türk kültüründe ve dilinde sıkça kullanılan bir metafor. Mevlânâ&#8217;ya göre, eşek, nefsin sembolüdür ve insanın hayvânî, şehevî ve bedensel dürtülerini temsil eder. Eşek, aynı zamanda, mânevî ilimlerden yoksun, hakîkati göremeyen ve sûrete takılıp kalan kimseleri de simgeler ¹.Eşeğin bu metaforik anlamları, onun fiziksel özelliklerinden ve davranışlarından kaynaklanır. Eşek, yük taşıyan, sabırlı ve dayanıklı bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eşek, Türk kültüründe ve dilinde sıkça kullanılan bir metafor. Mevlânâ&#8217;ya göre, eşek, nefsin sembolüdür ve insanın hayvânî, şehevî ve bedensel dürtülerini temsil eder. Eşek, aynı zamanda, mânevî ilimlerden yoksun, hakîkati göremeyen ve sûrete takılıp kalan kimseleri de simgeler ¹.<br>Eşeğin bu metaforik anlamları, onun fiziksel özelliklerinden ve davranışlarından kaynaklanır. Eşek, yük taşıyan, sabırlı ve dayanıklı bir hayvandır, ancak aynı zamanda inatçı ve aptal olarak da görülür. Bu özellikler, insanın nefsânî ve bedensel yönlerini temsil eder.<br>&#8220;Eşeği sağlam kazığa bağla&#8221; veya &#8220;Eşeğe altın semer vursan yine eşektir&#8221; gibi atasözleri, eşeğin bu metaforik anlamlarını pekiştirir. Eşek, aynı zamanda, alt sınıfın ve ezilenlerin sembolü olarak da kullanılır ² ³.<br>Kısacası, eşek, insanın nefsânî ve bedensel yönlerini, mânevî ilimlerden yoksunluğu ve alt sınıfı temsil eden bir metafordur.</p>



<p>Eşşek neden akıllı.!?<br>▪️Eşek bir defa gittiği yolu<br>asla unutmaz, bu yüzden değerli<br>ve makbul kurban sayılan<br>&#8220;develere kılavuzluk&#8221; yaparlar…<br>▪️Eşek,<br>bir mühendis gibi yokuşları<br>matematiksel bir eğimle<br>katederek, kısa mesafeleri de<br>virajlar alarak çıkar.<br>▪️Eşek,<br>bir kere düştüğü çukura<br>ikinci kez düşmediği gibi,<br>bir kere bastığı bataklığa<br>bir daha basmaz…<br>▪️Eşek,<br>sıpasını doğururken kimseden<br>yardım almaz, bakımını ve<br>eğitimini kendisi verir…<br>▪️Eşek,<br>kendine iyilik yapanı da,<br>kötülük yapanı da asla unutmaz…<br>▪️Eşeğin gözleri harikadır, yakından<br>bakınca içinde kaybolursunuz…<br>▪️Bu yüzden bazı insanımsı<br>yaratıklara eşek demek,<br>eşeklere yapılmış hakaret olur.<br>▪️1950’li yıllarda Amerikalı<br>mühendisler gelmiş Türkiye’ye.<br>Küçük Amerika olacağız diye<br>ilk heveslendiğimiz günler.<br>Bir kısım imar çalışmalarına<br>rehberlik ediyorlarmış.<br>O zamanlarda bizde yol güzergahını belirleyecek alet yok, eleman yok..<br>▪️Nafia mühendisleri eşeği<br>yokuşa sürüyorlar, arkasından<br>elemanlar şeritmetre çekiyor<br>ve eşeğin ayak izlerine kazık<br>çakıp istikamet belirliyorlarmış.<br>Bunu gören Amerikalı mühendis,<br>pratiği kavrayamamış ve sormuş:<br>+Ne yapıyorlar böyle?<br>▪️Rampada yolun güzergahını belirliyorlar.<br>+Nasıl yani, anlayamadım?<br>▪️Eşek % 7 eğimin üstüne çıkmaz,<br>biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergahı belirliyoruz. demişler.<br>+Amerikalı katılarak gülmeye başlamış.<br>+Yatışınca da sormuş:<br>+Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?<br>▪️Yetkili cevap vermiş:<br>▪️Amerika’dan mühendis getirtiyoruz…!!!<br>Eşeğin bu kadar çok olumlu özelliği olduğunu bilmiyordum<br>Gerçekten de eşek, sabırlı, dayanıklı ve zeki bir hayvan. Bir defa gittiği yolu unutmaması, yokuşları matematiksel bir eğimle kat etmesi ve sıpasını doğururken kimseden yardım almaması gerçekten etkileyici.<br>Aynı zamanda, eşeğin bir mühendis gibi yol güzergahı belirlemesi de çok ilginç. % 7 eğimin üstüne çıkmaması ve izinde kazık çakıp rampada yol güzergahı belirlenmesi, eşeğin pratik zekasının bir göstergesi.</p>



<p>EŞEK OĞLU EŞEK&#8221;</p>



<p>(Iraklı şair Ahmed Matar tarafından yazılmıştır!)<br>Bir zamanlar, Arap ahırlarından birinde bir grup eşek yaşardı. Bir gün, bir eşek yemek yemeyi reddetti ve vücudu zayıfladı, kulakları sarktı ve neredeyse yere düşecek kadar güçsüzleşti.<br>Baba eşek, oğlunun durumunun her geçen gün kötüleştiğini fark etti ve nedenini anlamak istedi.<br>Oğluna yalnızca onunla konuşmak için geldi ve kötüleşen fiziksel ve ruhsal durumunu anlamaya çalıştı.<br>Ona sordu: &#8220;Neyin var oğlum? Sana en iyi arpayı getirdim ama hala yemeyi reddediyorsun. Bana neyin var onu söyle? Neden kendine bunu yapıyorsun? Seni rahatsız eden biri mi var?&#8221;<br>Oğlu başını kaldırdı ve babasına şöyle dedi: &#8220;Evet baba, insanlar…&#8221;<br>Baba eşek şaşırdı ve oğluna sordu: &#8220;İnsanların neyi var oğlum?&#8221;<br>Oğlu cevap verdi:<br>&#8220;Biz eşeklerle alay ediyorlar. Her biri kötü bir şey yaptığında ona &#8216;eşek&#8217; diyorlar. Biz gerçekten böyle miyiz? Aptallarını eşek olarak tanımlıyorlar ama biz böyle değiliz baba. Biz yorulmadan çalışırız, anlarız ve duygularımız var.&#8221;<br>Baba eşek, oğlunun bu kötü durumunda nasıl cevap vereceğini bilemedi, ama kulaklarını sağa sola hareket ettirerek oğlunu ikna etmeye çalıştı.<br>&#8220;Oğlum, insanlar Allah tarafından yaratılmış ve diğer yaratıklardan üstün kılınmışlardır, ama kendilerine çok zarar verdiler ve bize, eşeklere de zarar vermeye başladılar!</p>



<p>Örneğin, hayatında hiç kardeşinin parasını çalan bir eşek gördün mü? Diğer eşeklere sadece zayıf oldukları veya söylediklerini beğenmedikleri için işkence eden bir eşek gördün mü? Renk, cinsiyet ve dil ayrımcılığı yapan bir eşek gördün mü? Neden toplandıklarını bilmeyen eşeklerin zirvesini duydun mu? Amerikalı eşeklerin, arpa elde etmek için Arap eşekleri öldürmeyi planladığını duydun mu? Yabancı bir ülkeye ajanlık yapan ve kendi ülkesindeki eşeklere karşı komplo kuran bir eşek gördün mü? Ailesini mezhepsel temelde ayıran bir eşek gördün mü? Tabi ki, eşekler dünyasında böyle insanlık suçları duymadın!&#8221;<br>Ama insanlar, yaratılışlarının hikmetini bilmiyorlar ve buna göre hareket etmiyorlar? Bu yüzden oğlum, eşek aklını kullanmanı istiyorum ve başımı ve annenin başını yüksek tutmanı istiyorum. Sen &#8220;Eşek oğlu eşek olarak kal.&#8221;<br>&#8220;Oğlum, bırak ne derlerse desinler. Bizim için gurur kaynağı olan şey; &#8221; yalan söylemememiz, öldürmememiz, çalmamamız, dedikodu yapmamamız, küfretmememiz ve yaralı ve ölüler arasında sevinçle dans etmememizdir.&#8221;<br>Bu sözler oğul eşeği etkiledi ve arpayı yemeye başladı ve şöyle dedi: &#8220;Evet baba, senin gibi kalacağım. Eşek oğlu eşek olmaktan gurur duyacağım ve toprak olacağım, insan ve taşların yakıt olduğu cehenneme girmeyeceğim.&#8221;</p>



<p>Sonuç:<br>Bu hikaye, eşeklerin insanlara bir ders vermesi gibi. İnsanlar, eşekleri aşağılamak için kullanıyorlar, ama aslında eşekler, insanlardan daha dürüst ve ahlaklı olabilirler. Hikayedeki baba eşek, oğluna insanların kötü davranışlarını anlatırken, aslında insanlara bir ayna tutuyor.<br>&#8220;Eşek oğlu eşek&#8221; ifadesi, burada ironik bir şekilde kullanılıyor. Eşekler, insanların kötü davranışlarına karşı bir örnek olarak gösteriliyor. Hikayenin sonunda, oğul eşek, &#8220;Eşek oğlu eşek olmaktan gurur duyacağım&#8221; diyerek, eşeklerin dürüstlüğünü ve ahlakını savunuyor.</p>



<p>Akleden temiz akıl sahiplerine selam olsun…!!!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/essek-neden-hem-akilli-hem-essek-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Yol Kimin Yoludur?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/bu-yol-kimin-yoludur/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/bu-yol-kimin-yoludur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 10:24:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3534</guid>

					<description><![CDATA[Bugün Alevilik üzerine söylenen her sözü dikkatle dinlemek zorundayız. Çünkü artık mesele açık baskılar değil; yönlendirmelerdir. Aleviler, çeşitli odaklar tarafından kendi yollarından yavaş yavaş uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu, yüksek sesle değil; yumuşak bir dille, “iyi niyet” vurgusuyla yapılıyor. Burada durup düşünmek gerekiyor. Size sunulan yeni anlatılar gerçekten Aleviliğin içinden mi geliyor, yoksa dışarıdan mı biçimlendiriliyor? Geçmişle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"></h3>



<p>Bugün Alevilik üzerine söylenen her sözü dikkatle dinlemek zorundayız. Çünkü artık mesele açık baskılar değil; yönlendirmelerdir. Aleviler, çeşitli odaklar tarafından kendi yollarından yavaş yavaş uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu, yüksek sesle değil; yumuşak bir dille, “iyi niyet” vurgusuyla yapılıyor.</p>



<p>Burada durup düşünmek gerekiyor.</p>



<p>Size sunulan yeni anlatılar gerçekten Aleviliğin içinden mi geliyor, yoksa dışarıdan mı biçimlendiriliyor? Geçmişle bağ kurmayan, hafızayı geri plana iten, hak talebini gereksizleştiren bu dil neyi amaçlıyor? Eğer bir anlatı sizi rahatlatıyor ama aynı zamanda talepsiz bırakıyorsa, orada ciddi bir sorun vardır.</p>



<p>Alevilik, yalnızca bireysel bir inanç alanı değildir. Yüzyıllar boyunca oluşmuş bir toplumsal hafızanın ürünüdür. Bu hafıza, acıları çoğaltmak için değil; yönü kaybetmemek için vardır. Hafıza devre dışı bırakıldığında, Alevilik başkalarının çizdiği çerçevelerin içine kolayca yerleştirilebilir.</p>



<p>Bugün Alevilik adına konuşan, yazan, projeler üreten birçok yapı var. Okur olarak, yurttaş olarak, Alevi olarak şu soruyu sormak zorundasınız: Bu sözler beni güçlendiriyor mu, yoksa sakinleştirip etkisiz mi kılıyor? Geçmişi anlamaya mı çağırıyor, yoksa unutturmaya mı?</p>



<p>Yol değiştirmek her zaman açık bir tabelayla olmaz. Bazen yol, fark ettirmeden yön değiştirir. Dil değişir, öncelikler değişir, sorular azalır. Sonra bir gün bakarsınız, yürüdüğünüz yol artık size ait değildir.</p>



<p>Bu noktada Alevi kurumları ve temsilcileri kadar okurun da sorumluluğu vardır. Temsil, sorgulanmadığı sürece yönlendirmeye dönüşür. Alevilik, sadece anlatılan bir şey değil; sahip çıkılan bir yol olmak zorundadır.</p>



<p>Bu bir çağrı değil, bir uyarıdır.<br>Kendi yolunu başkasının pusulasıyla yürüyenler, nereye vardıklarını ancak vardıklarında fark ederler.</p>



<p>O yüzden şimdi sormanın tam zamanı:<br><strong>Bu yol kimin yoludur?</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/bu-yol-kimin-yoludur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSAN NEDİR…!!!?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/insan-nedir/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/insan-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Yılmaz Yurtsever]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:28:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yılmaz Yurtsever]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3456</guid>

					<description><![CDATA[İnsan: Allah tarafından yaratılmış, akıl, irade ve duygulara sahip, dünyadaki en şerefli yaratıktır. İnsan, hem maddi hem de manevi bir varlıktır. Kur&#8217;an&#8217;da insan hakkında şöyle buyrulur: &#8220;Andolsun, Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık.&#8221; (Tîn Sûresi, 95/4) İnsan, Allah&#8217;ın halifesi olarak yeryüzünde görevlendirilmiştir. İnsan, akıl ve irade sahibi bir varlıktır, ve bu nedenle sorumludur. İnsan, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsan: Allah tarafından yaratılmış, akıl, irade ve duygulara sahip, dünyadaki en şerefli yaratıktır. İnsan, hem maddi hem de manevi bir varlıktır.</p>



<p>Kur&#8217;an&#8217;da insan hakkında şöyle buyrulur:</p>



<p>&#8220;Andolsun, Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık.&#8221; (Tîn Sûresi, 95/4)</p>



<p>İnsan, Allah&#8217;ın halifesi olarak yeryüzünde görevlendirilmiştir. İnsan, akıl ve irade sahibi bir varlıktır, ve bu nedenle sorumludur.</p>



<p>İnsan, sevgi, merhamet, adalet ve şükür gibi yüksek değerlere sahiptir. Aynı zamanda, insan zaaflara ve hatalara da sahiptir.</p>



<p>Kısacası, insan, Allah&#8217;ın en güzel yaratıklarından biridir ve özel bir şeref ve sorumluluk taşır.</p>



<p>Eşref-i mahluk olarak yaratılan insan hakında, ayetler;</p>



<p>Eşref-i mahluk (en şerefli yaratık) olarak insan hakkında Kur&#8217;an&#8217;da birçok ayet bulunmaktadır. İşte bazı örnekler:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>İnsanın yaratılışı: &#8220;Andolsun, Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık.&#8221; (Tîn Sûresi, 95/4)</li>



<li>İnsanın şerefli kılınması: &#8220;Andolsun, Biz insanı şerefli kıldık.&#8221; (İsrâ Sûresi, 17/70)</li>



<li>İnsanın Allah&#8217;ın halifesi: &#8220;Hani Rabbin meleklere, &#8216;Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım&#8217; demişti.&#8221; (Bakara Sûresi, 2/30)</li>



<li>İnsanın akıl ve irade sahibi: &#8220;Biz, onlara kulaklar, gözler ve kalpler verdik.&#8221; (Ahkâf Sûresi, 46/26)</li>



<li>İnsanın sorumluluğu: &#8220;Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik. Onlar bunu yüklenmekten çekindiler. İnsan ise onu yüklendi.&#8221; (Ahzâb Sûresi, 33/72)</li>
</ol>



<p>Bu ayetler, Kur&#8217;an&#8217;ın insanı eşref-i mahluk olarak gördüğünü ve ona özel bir şeref ve sorumluluk verdiğini gösteriyor.</p>



<p>İnsan asla alçak bir şekilde yaratılmamıştır. Ancak eşref-i mahluk olarak yaratılan bir varlık olmasına karşılık, içinde nefis taşıdığı için bir çok kötü zaafları barındırır.<br>Genel olarak, Şeytan İNSANI kalbi, zihni ve midesi üzerinde zaafa uğratarak avlar…!</p>



<p>Bu cümle, insan davranışlarının ve kararlarının, genellikle duygusal ve fiziksel ihtiyaçlar tarafından yönlendirildiğini vurgulayan bir deyim gibi görünüyor.</p>



<p>&#8220;İnsan kalbi, zihni ve midesi üzerinde avlanır&#8221; cümlesi, insanların:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Duygusal ihtiyaçlar (kalp): Sevgi, aşk, güvenlik gibi duygusal ihtiyaçlar,</li>



<li>Fikirler ve inançlar (zihni): Düşünceler, inançlar, değerler,</li>



<li>Fiziksel ihtiyaçlar (midesi): Açlık, susuzluk, konfor gibi fiziksel ihtiyaçlar,</li>
</ol>



<p>tarafından yönlendirildiğini öne sürüyor.</p>



<p>Bu cümle, insanların kararlarını verirken, genellikle duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını ön plana çıkardıklarını ve bu ihtiyaçların, düşüncelerini ve davranışlarını etkilediğini vurguluyor.</p>



<p>Bu deyim, insan doğasının karmaşıklığını ve insanların çok yönlü ihtiyaçlarını vurgulayan bir ifade olarak görülebilir…!</p>



<p>Kur&#8217;an da insan karekteri hakında geçen ayetler;</p>



<p>Kur&#8217;an&#8217;da insan karakteri hakkında birçok ayet bulunmaktadır. İşte bazı örnekler:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>İnsanların yaratılışı: &#8220;Andolsun, Biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.&#8221; (Mü&#8217;minûn Sûresi, 23/12)</li>



<li>İnsanın zayıflığı: &#8220;İnsan zayıf yaratılmıştır.&#8221; (Nisâ Sûresi, 4/28)</li>



<li>İnsanın sabırsızlığı: &#8220;İnsan, aceleci olarak yaratılmıştır.&#8221; (İsrâ Sûresi, 17/11)</li>



<li>İnsanın nankörlüğü: &#8220;İnsan, Rabbine karşı çok nankördür.&#8221; (İsrâ Sûresi, 17/67)</li>



<li>İnsanın kibri: &#8220;İnsan, kendini kendine yeterli görür.&#8221; (Alak Sûresi, 96/6-7)</li>



<li>İnsanın şükrü: &#8220;Eğer nimetlerime şükrederseniz, elbette size daha fazlasını veririm.&#8221; (İbrahim Sûresi, 14/7)</li>
</ol>



<p>Bu ayetler, Kur&#8217;an&#8217;ın insan karakteri hakkında geniş bir perspektif sunduğunu gösteriyor. Kur&#8217;an, insanın hem olumlu hem de olumsuz yönlerini ele alıyor ve insanlara doğru yolu göstermek için rehberlik ediyor.</p>



<p>Kalbinde maraz olan, nefsini ilah edinen ve fitne çıkaran hakında ayetler;</p>



<p>Kur&#8217;an&#8217;da kalbinde maraz olan, nefsini ilah edinen ve fitne çıkaranlar hakkında birçok ayet bulunmaktadır. İşte bazı örnekler:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Kalbinde maraz olanlar: &#8220;Kalplerinde hastalık olanlar, münafıklar, &#8216;Bizi dinimize bu dinin va&#8217;dettiği şeyler yaklaştı&#8217; dediler.&#8221; (Ahzâb Sûresi, 33/12)</li>



<li>Nefsini ilah edinenler: &#8220;Gördün mü o kimse ki, kendi hevasını (nefsini) ilah edinmiştir. Allah, onu bir ilme (bir bilgiye) karşı sapıklığa bırakmıştır.&#8221; (Câsiye Sûresi, 45/23)</li>



<li>Fitne çıkaranlar: &#8220;Fitne, fısktan (yoldan çıkmaktan) daha kötüdür.&#8221; (Bakara Sûresi, 2/191)</li>



<li>Kalbinde maraz olanların sonu: &#8220;Kalplerinde hastalık olanlar, münafıklar, &#8216;Bizi dinimize bu dinin va&#8217;dettiği şeyler yaklaştı&#8217; dediler. Allah, onlara azabını indirdi.&#8221; (Ahzâb Sûresi, 33/12)</li>



<li>Nefsini ilah edinenlerin cezası: &#8220;Kim nefsinin hevasına (arzularına) uymuşsa, onun için cehennem vardır.&#8221; (Nâziât Sûresi, 79/37-39)</li>
</ol>



<p>Bu ayetler, Kur&#8217;an&#8217;ın kalbinde maraz olan, nefsini ilah edinen ve fitne çıkaranlar hakkında ne kadar sert bir uyarıda bulunduğunu gösteriyor. Allah, bu tür insanların azabına karşı uyarıyor…!</p>



<p>Selam ve dua, okuyan araştıran sorgulayan anlayışı ve kavrayışı yüksek olan temiz akıl sahiplerine olsun inşallah… !!!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/insan-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Esad Artığı&#8221; dediğiniz Kim?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/esad-artigi-dediginiz-kim/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/esad-artigi-dediginiz-kim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 12:15:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3279</guid>

					<description><![CDATA[Suriye konuşulurken Türkiye’de kurulan dil masum değil. “Esad artığı” denildiğinde hedef alınanın sadece bir diktatör olduğu söyleniyor. Bu doğru değil. Bu söz, yıllardır Alevilere yöneltilen mezhepçi nefretin güncellenmiş hâlidir. Açık konuşalım: Hedef alınan Esad değil, Alevilerdir. Suriye’de Aleviler yalnızlaştırıldı, öldürüldü, yerinden edildi. Ama asıl tehlikeli olan, bu yaşananların Türkiye’de meşrulaştırılmasıydı. Medyada, sosyal ağlarda, siyaset dilinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Suriye konuşulurken Türkiye’de kurulan dil masum değil. “Esad artığı” denildiğinde hedef alınanın sadece bir diktatör olduğu söyleniyor. Bu doğru değil. Bu söz, yıllardır Alevilere yöneltilen mezhepçi nefretin güncellenmiş hâlidir. Açık konuşalım: Hedef alınan Esad değil, Alevilerdir.</p>



<p>Suriye’de Aleviler yalnızlaştırıldı, öldürüldü, yerinden edildi. Ama asıl tehlikeli olan, bu yaşananların Türkiye’de meşrulaştırılmasıydı. Medyada, sosyal ağlarda, siyaset dilinde rejimle halk arasındaki fark bilinçli olarak silindi. Alevi olmak, kolektif bir suç gibi sunuldu. “Esad artığı” ifadesi, bu zihniyetin en çıplak özetidir.</p>



<p>Bu dil sayesinde Alevi siviller görünmez kılındı. Öldürüldüklerinde sessizlik hâkim oldu. Sürgün edildiklerinde “ama”larla başlayan cümleler kuruldu. Çünkü Aleviler, hâkim anlatıya göre zaten “yanlış taraftaydı”. Onların acısı pazarlık konusuydu.</p>



<p>Daha da vahimi şu: Kendini muhalif, demokrat, insan hakları savunucusu olarak tanımlayan birçok çevre de bu dili sorgulamadı. Rejim eleştirisi adı altında mezhepçi bir nefrete göz yumuldu. Çünkü mesele Aleviler olunca ilkeler askıya alındı.</p>



<p>Bu dil sadece Suriye Alevilerini hedef almadı. Türkiye’de yaşayan Alevilere de açık bir mesaj verdi: <em>Gerekirse sizi de gözden çıkarırız.</em> Bu ülkede Alevilerin hayatının ne kadar koşullu olduğunu bilenler için bu yeni bir durum değil. Ama Suriye savaşıyla birlikte bu gerçek daha pervasız biçimde dile getirildi.</p>



<p>Şunu net söylemek gerekiyor: Kimliği suç haline getiren her dil faşizmdir. Bunu yumuşatmaya gerek yok. Alevileri kolektif olarak “rejim artığı” ilan edenler, şiddetin ideolojik zeminini hazırlar. Bugün Suriye’de, yarın başka bir yerde.</p>



<p>Ben bu yazıyı bir rejimi savunmak için yazmıyorum. Bir yalana itiraz ediyorum. Rejimler yıkılır, iktidarlar değişir. Ama mezhepçi nefret kalıcıdır. Ve bu nefretle ne adalet kurulur ne barış gelir.</p>



<p>“Esad artığı” dediğinizde kimden söz ettiğinizi bir kez daha düşünün. Çünkü o kelimenin ucunda bir diktatör değil, bir halk var.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/esad-artigi-dediginiz-kim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sandığın Gölgesindeki Hayalet: Seçim Her Şey midir?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/sandigin-golgesindeki-hayalet-secim-her-sey-midir/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/sandigin-golgesindeki-hayalet-secim-her-sey-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 17:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3095</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde siyaset denilince zihnimizde canlanan ilk görüntü, önünde uzun kuyrukların oluştuğu o şeffaf plastik kutu:Sandık. Demokrasiyi sandığa, siyaseti ise sadece seçime indirgediğimiz bir çağdan geçiyoruz.Ancak Şi Cinping’den Putin’e, Trump’tan küresel ölçekteki pek çok popülist lidere baktığımızda karşımıza devasa bir paradoks çıkıyor: Demokrasinin en temel aracı olan seçimler, nasıl oluyor da kimi zaman otoriter rejimlerin meşruiyet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Günümüzde siyaset denilince zihnimizde canlanan ilk görüntü, önünde uzun kuyrukların oluştuğu o şeffaf plastik kutu:<br>Sandık. Demokrasiyi sandığa, siyaseti ise sadece seçime indirgediğimiz bir çağdan geçiyoruz.<br>Ancak Şi Cinping’den Putin’e, Trump’tan küresel ölçekteki pek çok popülist lidere baktığımızda karşımıza devasa bir paradoks çıkıyor: Demokrasinin en temel aracı olan seçimler, nasıl oluyor da kimi zaman otoriter rejimlerin meşruiyet zırhına dönüşebiliyor?<br>Bilmeliyiz ki İnsanın varoluş mücadelesi iki ana sütun üzerine yükselir: İçsel disiplin (ahlak) ve toplumsal düzen (siyaset).<br>Aslında ahlak, bireyin kendi iç dünyasında yürüttüğü bir &#8220;mikro politika&#8221;, siyaset ise bu ahlakın toplum ölçeğindeki &#8220;makro&#8221; yansımasıdır.<br>Bugün yaşadığımız küresel krizin temelinde, bu iki alan arasındaki organik bağın kopması yatıyor.<br>Ahlak ve etikten azade bir siyaset, ruhunu kaybetmiş, sadece güç devşiren soğuk bir mekanizmaya dönüşür.<br>Böyle bir mekanizmada toplumun genel mutluluğu değil, gücü elinde tutan mekanizmanın bekası önemsenir.<br>Çoğunluğun tahakkümü mü, ortak İyi mi?<br>Antik Yunan’dan bu yana filozoflar bizi Demokrasinin yozlaşma potansiyeli konusunda hep uyarıyor.<br>Eğer demokrasiyi sadece &#8220;sayıca üstün olanın iradesi&#8221; sığlığına hapsedersek, karşımıza &#8220;kamu yararı&#8221; değil, belirli bir grubun çıkarlarını kutsayan bir &#8220;çoğunluk diktatoryası&#8221; çıkar.<br>Antik dünyada &#8220;tiranlık&#8221; olarak kodlanan bu durum, bugünün partizan ve dışlayıcı yönetim anlayışlarının da ana kaynağıdır.<br>Peki, sayısal gücü nasıl erdemli bir yapıya dönüştürebiliriz?<br>Formül aslında binlerce yıl öncesinden bize fısıldanıyor: Aristoteles’in &#8220;Politeia&#8221; kavramı ve Farabi’nin &#8220;Erdemli Şehir&#8221; (el-Medinetü&#8217;l-Fazıla) tasavvuru.<br>Politeia, (Anayasa) yönetenlerin dar zümre çıkarlarını değil, yasaların üstünlüğünü ve toplumun tamamını gözettiği o ideal sentezin adıdır. Bu kadim kavramın modern dünyadaki tek bir karşılığı vardır: Anayasal Düzen.<br>Toplumsal medeniyetimizin gerçek seviyesini, yasalar ile anayasa arasındaki o ince ama keskin çizgide ölçeriz:<br>Yasalar: Günlük ihtiyaçlara ve konjonktüre göre değişebilen, halkın &#8220;anlık taleplerine&#8221; cevap veren esnek metinlerdir.<br>Anayasalar: Toplumun ortak aklını temsil eder.<br>Halkın anlık &#8220;isteklerini&#8221; değil, ebedi &#8220;haklarını&#8221; korumakla yükümlüdür.<br>Anayasa, siyasi rüzgârlara karşı sarsılmaz bir kale, toplumsal iradenin geçici hışmından bireyi koruyan bir kalkandır.<br>Sonuç: Adalet bir sayı değildir<br>Ahlakın bireydeki egemenliği, siyasetin toplumdaki adaletiyle buluşmadığı sürece gerçek bir barıştan söz edemeyiz.<br>Modern devletin asli vazifesi, demokrasiyi bir &#8220;matematiksel çoğunluk oyunu&#8221; olmaktan kurtarmaktır.<br>Nihai hedefimiz; çoğunluğun sesiyle meşruiyet kazanan ancak anayasal güvencelerle dengelenen, erdemli, rasyonel ve adil bir yönetim inşa etmek olmalıdır.<br>Unutmamalıyız ki; adalet sandıktan çıkan bir sayı değil, hukukun erdemli bir duruşudur.<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/sandigin-golgesindeki-hayalet-secim-her-sey-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fare ve Havlayan Kedi</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/fare-ve-havlayan-kedi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/fare-ve-havlayan-kedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 12:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2998</guid>

					<description><![CDATA[Suriye&#8217;de Yaşananlar Bize Yeniden &#8220;Fare ve Havlayan Kedi&#8221; hikayesini hatırlatıyor…Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar. Anadolu topraklarinda yaratılmak istenen barış ve demokrasi kültürünü de enfekte etmektedir.Emperyal güç odakları, kendi laboratuvarlarında ürettikleri kaosu, pragmatik bir iştahla çıkarlarına tahvil etmeye devam ediyor.Bölgeye enjekte edilen bu &#8220;sosyolojik virüsün&#8221;, Türkiye gibi çeper ülkelerin bünyesinde onarılmaz hasarlar bırakmaması en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Suriye&#8217;de Yaşananlar Bize Yeniden &#8220;Fare ve Havlayan Kedi&#8221; hikayesini hatırlatıyor…<br>Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar. Anadolu topraklarinda yaratılmak istenen barış ve demokrasi kültürünü de enfekte etmektedir.<br>Emperyal güç odakları, kendi laboratuvarlarında ürettikleri kaosu, pragmatik bir iştahla çıkarlarına tahvil etmeye devam ediyor.<br>Bölgeye enjekte edilen bu &#8220;sosyolojik virüsün&#8221;, Türkiye gibi çeper ülkelerin bünyesinde onarılmaz hasarlar bırakmaması en büyük temennimiz.<br>Ancak temenni yetmiyor; zira tarih, bazen ders almayanlar için tekerrürden ibaret bir döngüye dönüşe bilir.</p>



<p>Cihatçı gelenekten siyasi prim devşirme peşinde koşanların bir türlü kavrayamadığı gerçek, bölgenin kendine has, kaygan ve çok katmanlı dinamikleridir. Ortadoğu’nun bu kaotik ruhunu anlatan o meşhur hikâyeyi hatırlatmakta fayda var:<br>Ortadogu&#8217;da bir fare, kediyi görünce bir oyuğa saklanır. Bir süre sonra içeriden bir köpek havlaması duyar. &#8220;Tamam,&#8221; der fare, &#8220;köpek geldiğine göre kedi kaçmıştır.&#8221; Ancak dışarı çıktığı anda kedinin pençesine düşer. Fare can havliyle sorar: &#8220;Sen gitmedin mi? Köpek havlıyordu!&#8221; Kedi, soğukkanlı bir edayla yanıt verir: &#8220;Burası Ortadoğu evlat; burada hayatta kalmak istiyorsan en az birkaç lisan bileceksin.&#8221;<br>Bugün bölgede siyaset yaptığını sananlar, duydukları &#8220;seslerin&#8221; hangi &#8220;gırtlaktan&#8221; çıktığını ayırt edemeyecek kadar kör olmuş durumdalar.</p>



<p>Suriye ve geniş perspektifte Ortadoğu’da, sanki &#8220;çölde hafıza oluşmaz&#8221; söylemi gerçekliğe dönüşmüş gibi bir manzara var. Oysa hafıza silinmiyor, sadece toz bulutlarının ardına gizleniyor.<br>Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a ve karar vericilere hatırlatmak isteriz: Filistinlilerin yaşadığı trajedi ve Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar, medeni dünyanın ve bu coğrafyanın hafızasına silinmeyecek şekilde kazınmıştır.<br>Siyaseti eklektik, omurgası ise istikrarsız olan bu bölgede; rüzgâra göre yer değiştiren kum tepecikleri gibi duruş değiştiren cihatçı yapılarla mı demokrasi inşa edeceksiniz?</p>



<p>Ez cümle hakikat şudur: Sınırlarımızda her gün maske değiştiren, radikalizmin pençesindeki yapılar yerine; bizimle kan bağı olan kadim zamanlardan beri birlikte yaşadığımız, Cumhuriyetin kuruluşunda birlikte bedel ödediğimiz, aynı mezarda kucak kucağa yattığımız kadın ve erkeği eşitlemiş, tüm sosyal kesimlerle bir arada yaşama kültürü oluşturmuş seküler bir yapıyla Kürt kardeşlerimizle komşu olmak, Türkiye’nin milli güvenliği ve bölgesel barış için tek rasyonel tercihtir.<br>Unutulmamalıdır ki; cihatçı radikalizmle kurulan her ittifak, eninde sonunda &#8220;farklı lisanlar konuşan&#8221; bir gücün avı olmaya mahkûmdur. Tarih bizi bir kez daha uyarırken; hafızayı diri tutmak, ideolojik saplantılardan arınmak ve bölgenin çok dilli gerçeğini doğru okumak zorundayız…<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/fare-ve-havlayan-kedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
