<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali İrfan Varol &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<atom:link href="https://www.hakyoluhaber.com/category/kose-yazilari/ali-irfan-varol/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<description>Hak Yolda, Doğru Haberle.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 Oct 2025 14:07:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.hakyoluhaber.com/wp-content/uploads/2025/09/hak-yolu-haber-1-1-150x150.jpg</url>
	<title>Ali İrfan Varol &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ALEVİLİĞİ BİL Kİ ALEVİ KİMDİR BİLESİN!</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviligi-bil-ki-alevi-kimdir-bilesin/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviligi-bil-ki-alevi-kimdir-bilesin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali İrfan Vural]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2025 14:40:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ali İrfan Varol]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=1689</guid>

					<description><![CDATA[(1)Anadolu Alevi Hareketi Kurucu BaşkanıAlevileri doğru tanımak için önce Aleviliğin ne olduğunu doğru bilmek gerekir.Ali İrfan VURALAlevilik ise birilerinin sözleri ve bazı fiilleri ile anlaşılmaz. İmam Ali efendimiz; “Hak kişilerden tanınmaz.Hakkın kendi nişaneleri vardır ve ancak kendi nişanelerinden tanınır.” buyurmaktadır.Şimdi, bizler de selam ona İmam Ali Efendimizin bu buyruğuna uygun olacak şekilde Aleviliği kısacaözetlemeye çalışalım.BİRİNCİ [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>(1)<br>Anadolu Alevi Hareketi Kurucu Başkanı<br>Alevileri doğru tanımak için önce Aleviliğin ne olduğunu doğru bilmek gerekir.<br>Ali İrfan VURAL<br>Alevilik ise birilerinin sözleri ve bazı fiilleri ile anlaşılmaz. İmam Ali efendimiz; “Hak kişilerden tanınmaz.<br>Hakkın kendi nişaneleri vardır ve ancak kendi nişanelerinden tanınır.” buyurmaktadır.<br>Şimdi, bizler de selam ona İmam Ali Efendimizin bu buyruğuna uygun olacak şekilde Aleviliği kısaca<br>özetlemeye çalışalım.<br><em>BİRİNCİ NİŞANE</em><br>KELİME VE KAVRAM OLARAK ALEVİLİK:<br>Aleviliğin kelime ve kavram olarak ortaya çıkışı, varlığı ve içeriği kendisine konan bu isimle vardır. Bu<br>isim onun gerçeğidir. Örneğin su gibi sıvı maddeleri içine doldurarak rahat içilmesini sağlamak için bir<br>vesileye ihtiyaç duyulmuş bu vesile meydana getirilip kullanıma başlanmıştır. Bu vesile meydana geldiği<br>andan itibaren bir isim konularak o isimle anılmaya başlanmıştır. Bugün bütün toplumda “bardak” deni<br>lince bu vesile anlaşılır. Aynı zamanda bu vesile kendi yapılış var oluş hedefi üzeredir. Varlığı, kullanımı<br>ve içeriği bu ismin yüklediği mana dahilindedir. Elbette örneğini verdiğimiz bu vesile her dilde farklı<br>harflerin oluşturduğu bir isimle anılır; hedef, içerik, mana aynıdır. Bazı isimler ise bütün dünya dillerinde<br>var oldukları andan bugüne kadar aynı dilin oluşturduğu harflerin meydana getirdiği okunuşu ile anılır.<br>Bu onun önemini, şöhretini, özelliğini ve özel oluşunu da gösterir. Alevi ve Alevilik bu kelimelerdendir.<br>Her şey ortaya çıkıp gözlere görüldüğü, varlığı insanlar tarafından hissedilip şahit olunduğunda; kendi<br>sine uygun görülen bir isimle adlandırılır. Tıpkı yeni doğan bir insanı adlandırmak gibi. Alevilik de böyle<br>dir.<br>Peki, Aleviliğe neden Alevilik denmiştir? Alevilik neden bu isim üzere var olmuştur? Bunu dil kaideleri<br>yani edebiyat açısından incelediğimizde gerçek, karşımıza değişmez bir kanun olarak net bir şekilde çık<br>maktadır.<br>Alevi ve Alevilik Arapça bir kelimedir. Her dil için edebiyat olarak adlandırdığımız dil kuralları vardır. Her<br>bir dil içerdiği kelime ve kavramları bu kurallar üzere açıklar ve adlandırır.<br>Alevilik, kendi içeriği üzerinde kendi adının işaret ettiği özellikleri içerisinde barındıran özel bir sıfattır.<br>Alevi ise Alevilik ile sıfatlanan Alevilik içerisindeki mana ve değerleri üzerinde taşıyan kimse demektir. Yani<br>Alevi, Aleviliğe uygun ve Aleviliği yaşayan kimseye denir.<br>Alevi kelimesinin varlığı Arapça olan “Ali” ismine bağlıdır. Ali ismi olmadan bu kelimenin ortaya çıkması<br>mümkün değildir. Burada bu kelimenin Alevi olarak çıkışı Ali ismi ile ilgilendirilen bir manayı ifade etmek<br>üzere kullanılan yardımcı bir Arapça harften yararlanarak gerçekleştirilmiştir.<br>Bu harf Arapçada nispet, irtibat, ilgi, benzerlik manalarını ifade eden “y” harfidir. Bu harf “Ali” isminin<br>sonuna eklenerek hedeflenen mana meydana gelmiştir. Bu durumda Alevi kelimesi meydana gelişinde he<br>deflenen manayı bizlere bildirmektedir. Bu mana, bu Arapça isim ve harfin içeriği ile şu manadadır: Ali’ye<br>nispet verilen, Ali ile ilgili, Ali’ye benzeyen. Bu, inkârı olmayan ve hiçbir tevili mümkün olmayan edebiyat<br>ilminin ortaya koyduğu bir kanundur.<br>Bugün Türkçemizde kullandığımız “siyahi”, “altuni” kelimeleri gibi. Yani, burada bir şey siyaha nispet<br>verilmekte veya altına nispet verilmekte. Kendisi siyah veya altın değil ama siyah ve altın arasında güçlü<br>bir irtibatın ya da benzerliğin olduğunu ifade için kullanılır.<br>ALEVİ: Edebiyat ilmi çerçevesinde; Ali’ye nispet verilen, Ali’ye benzeyen, Ali ile arasında ciddi ve güçlü<br>ilişkisi olan kimseler için verilen isimdir. Alevi, “Ali’nin” varlığına, düşüncelerine, inançlarına, fiillerine, sı<br>fatlarına, buyruklarına tabi, bağlı, sadık; bu doğrultuda inanç ve muhabbetle gayret gösteren kimselerdir.<br><em>İKİNCİ NİŞANE</em><br>TARİHSEL OLARAK ALEVİLİK:<br>Tarihin hiçbir döneminde bu isimle anılan bir topluluk görülmemiştir. Ancak bu var ve bu toplum insan<br>tarihinde ilk kez İslam döneminde Allah’ın velisi ve hak halifesi Kâbe’de doğan İmam Ali efendimizin yeryü<br>zünü şereflendirmesi ile hayat bulmuştur. Bunun aksini iddia edenler ilim ve haktan uzak birilerinin emrin<br>de, art niyetli kimselerdir. Onların yeri karanlıklardır.<br>Kelime ve tarih nişanesine baktığımızda bunun örneklenişini net bir şekilde göreceğiz. Tarihe ilmi bakış<br>açısıyla baktığımızda; İmam Ali efendimizin evlatlarına “Alevi” ismi ile hitap edildiğini görürüz. Aynı şekilde<br>daha sonraları onların safında olan, onlara yakın olan, onlara yar, yardımcı ve dost olanlara “Alevi” ismi ile<br>hitap edildiği gerçeğinin inkârı mümkün değildir. Bu gerçek hem dilbilgisi hem de tarih ilmi açısından Alevi<br>kelimesinin manasını, inkârı mümkün olmayacak şekilde bizlere bildirmektedir.<br>İslam peygamberi zamanında; İmam Ali efendimizin varlığı, onun peygamber efendimizle irtibatı, onun<br>hayat içinde insanlar arasındaki çok önemli ve üstün yapısı ile Allah’ın velisi iken ona karşı olumsuz, vic<br>dansız, insafsız davrananlar, olumsuz tutumlar içerisinde olan, onu sevmeyen ve istemeyen kimseler vardı.<br>Üstelik Allah ve Resul&#8217;ünün onu sevmesi; onun hakkında sevgi ve itaatini, onun güzel makamın değerini,<br>üstünlüklerini ısrarla buyurmalarına rağmen. İslam tarihini tarafsız ve ciddi bir şekilde inceleyen herkes,<br>Peygamber efendimizin dönemi ve sonraki dönemde bu gerçeğe baktığında “hepimizin bildiği o Şah-ı<br>Merdan, Haydar-ı Kerrar, Emir-el Mü’minin, İmam’ul Muttakin” Ali’yi seven ve sevmeyenler, isteyen ve<br>istemeyenler oluşu gerçeğine şahit olacaktır. İşte bu gerçek ve İslam tarihinin o günlerinde doğan bu ne<br>denlerden dolayı Alevilik ateşi tutuşmuştur.<br>Bu tarih sürecinde meydana gelen ve günümüze kadar uzanan gelişmelerle; acılar, zulümler, ihanetler,<br>cehaletler, sömürüler, kan ve karanlıklarla yoğrulup bugün içinde bulunduğumuz hali almıştır.<br>ÖNDERLERİMİZ:<br><em>ÜÇÜNCÜ NİŞANE</em><br>Üçler: “Hak Muhammed Ali”; bu üç isim Alevilik ve Aleviler için olmazsa olmazdır. Bu üç isim, varlığın<br>kaynağı her şeyi kuşatan ilim, adalet, gerçek ve aşkın kendisidir.<br>Bu üç isim, Aleviliğin ve Alevilerin ruhu, canı, kanı, varlık nedenidir. Aleviler bu üç ismi birlemişlerdir.<br>Bu üç isimde tevhidi bulmuşlardır. Bu üç ismi ayrı düşünemez, aralarına virgül bile koymazlar. Önderlikte<br>tabi olmakta itaatte ve muhabbette bu üç isim aynıdır; ayrılamaz, kopmaz bir bütündür. Bu Yüce Allah’ın;<br>“Allah’a ve Resul’üne ve sizden olan ulu’l emre itaat edin” emrinin hayat bulmasıdır.<br>Bu, Alevi olmanın en önemli özelliğidir. Aleviler için bir insanın Allah’ı hak bilmesi ve iman ettim deme<br>si ile Alevi olması mümkün değildir. Aynı zamanda nübüvvet sahibi Hz. Muhammed efendimize ve onun<br>nübüvvetine iman ve teslimiyeti gerekir. Ama Alevi olabilmesi için bu da yeterli değildir. Aynı zamanda<br>velayet sahibi İmam Ali efendimize ve onun velayetine iman ve teslimiyet gerekir. Bu üç kutsal iman Ale<br>viler için Alevilikte olmazsa olmazdır. Alevilikte buna “Üçler” denir. Yani, 1. Hak olan Yüce Allah, 2. Nübüv<br>vet sahibi Hz. Muhammed, 3. Velayet sahibi Hz. Ali.<br>Sonra “Beşler” vardır. Bu ise Alevilikte şöyle sıralanır:<br>Muhammed Mustafa<br>Ali’yyul Murteza<br>Fatıma’tuz Zehra<br>Hasan’ul Mücteba<br>Hüseyin-i Deşti Kerbela<br>Sonra “Yediler” gelir. Bu da zikrettiğimiz Beşlere; Hz. Hatice-i Kübra ve Selman-ı Pir’i Pak eklenerek<br>tamamlanır.<br>On iki İmamlar: Alevilikte kıyamete kadar pak, masum önderler ve Allah’ın yeryüzünde halifeleri ola<br>rak seçtiği on iki hidayet imamı olarak tanınan ve iman edilen on iki imamlar vardır. Bunlar ise sırasıyla<br>şöyle zikrolunur:<br>1– İmam Ali’yyel Murteza<br>2– İmam Hasan-ı Mücteba<br>3– İmam Hüseyin-i Deşti Kerbela<br>4– İmam Ali Zeynel Aba<br>5– İmam Muhammed Bakır-ı Beka<br>6– İmam Cafer-i Sadık-u Sefa<br>7– İmam Musa-i Kazım Cismi Pak<br>8– İmam Rıza Şah-ı Horasan<br>9– İmam Şah Muhammed Taki<br>10– İmam Şah Ali’yyel Naki<br>11– İmam Hasan Askeri Gazi<br>12– Sahib Zaman İmam Mehdi<br>(Allah’ın salat ve selamı onlara, şefaatleri inanıp izlerini sürenlere olsun.)<br>Sonra “On yedi Kemerbestler” gelir. Bu ulular da şu şekilde zikrolunur:<br>1– Selman Farisi<br>2– Ebu Bekir oğlu Muhammed<br>3– Maliki Eşter<br>4– Yasir oğlu Ammar<br>5– Veysel Karani<br>6– Ebu Zer Gaffari<br>7– Haris oğlu Huzeyme<br>8– Hazai oğlu Abdullah<br>9– Haris oğlu Abdullah<br>10– Ebu Heysem Tihani<br>11– Ebu Vakkas oğlu Utabe’nin oğlu Haşim<br>12– Ebu Huzeyfe’nin oğlu Muhammed<br>13– Kamber Ali Sultan<br>14– Vezza oğlu Murtefi<br>15– Kays Hemedani oğlu Sa’d<br>16– Abbas oğlu Abdullah<br>17– Harisi Şeyhani<br>Başka bir nakilde de şöyle geçmekte:<br>1– Selman Farsi<br>2– Yasir oğlu Ammar<br>3– Malik Eşter<br>4– Ebubekir oğlu Muhammed<br>5– Veysel Karani<br>6– Ebuzer Gaffari<br>7– Haris oğlu Huzeyme (veya Huzeyfe)<br>8– Yedil Hezai oğlu Abdullah<br>9– Adil el Haris oğlu Abdullah<br>10– Cafer-i Tayyar<br>12– Ebu Eyyub Ensari<br>13– Kanber<br>14– Seyid’il Ferraş<br>15– Fazl (Fazlı)<br>16– Ebu Derda<br>17– Kamber Ali Sultan<br>Bu ulular İslam tarihinin önde gelen ilk Alevilerinden sayılmaktadırlar.<br>“Kırklar”: Alevi inancında Kırklar adı ile anılan ve Aleviler arasında içselleştirilmiş manevi bir gerçektir.<br>Bu Kırk Ulu, zamanın önde gelen gerçek Alevileridirler.<br>Bu kimseler iman, muhabbet, yar ve yardımcı olma üzere duruşlarını Ehlibeyt safında sabit kılarak Hz.<br>Ali efendimizin evinde cem olan kimselerdir. Onların bu cemi sadece belli bir zaman, olayla sınırlandırılma<br>sı söz konusu değildir.<br>Ama Alevilikte iki konu ve olay ile simgelenmiştir. Bunların birincisi; Peygamber efendimizin Miraçtan<br>döndüğünde ilk uğrağı olan Hz. Ali ve Fatma anamızın evinde onların cem olduğu andır.<br>İkinci bir simgesel zaman ve olay da; Peygamber efendimizin vefatından sonra hilafet ile ilgili çıkan<br>olaylarda bu kimselerin Hz. Ali ve Fatma anamızın evinde cem oluşlarıdır.<br>Bu kimselerin isimleri hakkında tarih kitaplarında ihtilaflı isimler ve belirsizlikler olmasına rağmen bu<br>kimselerin on yedisi kadın yirmi üçü erkek olduğu belirtilen o zamanın ulu kimseleri, gerçek Alevileri oldu<br>ğu bilinmektedir.<br>Aleviler bu kimselerin duruşunu, inancını, Ehlibeyt’e olan yakınlık, muhabbet, fedakarlık ve ahlaklarını<br>örnek alırlar.<br>YEDİ ULU OZAN<br>Ayrıca Anadolu Alevileri için “Yedi Ulu Ozan” önder olarak kabul edilir.<br>Alevi erkan ve ibadetlerinde onlardan gelen bilgi, dua, nefes ve deyişler önemli yer tutar.<br>Hz. Peygamber ve kızı Hz. Fatıma anamızın da zikirleri içinde geçen on iki imamların adına yazılı “Duvaz”<br>dediğimiz özel şiirleri vardır.<br>Onların nefesleri; cem birliğinin tutkalı, semah dönen pervanelerin rüzgarıdır.<br>Bunlar sırayla hepsi de Türk ereni olan şu yedi uludur:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Seyyid İmameddin Nesimi</li>



<li>Şah İsmail Safevi (Hatai)</li>



<li>Fuzuli</li>



<li>Yemini</li>



<li>Virani</li>



<li>Pir Sultan</li>



<li>Kul Himmet<br>Elbette bu şöhret bulmuş ulular dışında çok değerli hepsi Oğuz soylu Türk, azımsanmayacak sayıda De<br>de Korkut’tan yakın tarihimize kadar ulularımız, erenlerimiz, örnek ve önderlerimiz vardır. Bu uluların ne<br>fes, deyiş ve nasihatlerinde hakkı, insani ahlak ve değerleri, Aleviliği görmek, tanımak mümkündür. Onların<br>sözleri irşad edici bilgiler ve dualar içerir.<br>HORASAN ERENLERİ<br>İran’ın kuzey doğusunda; Kuzey Horasan, Razevi Horasan, Güney Horasan üç ayrı bölge olarak sınırlan<br>mış eski Horasan bölgesinde yaşayan Türkler içerisinde, Kökleri Oğuz Kağan’a (M.Ö: 234) uzanan Horasan<br>dan Anadolu’ya gelen derviş ve din bilginleridir. Yetmiş yedi bin kişi oldukları da söylenilen bu erenlerden<br>bilinen örneklerden bir kısmını şöyle zikredebiliriz. Ahmet Yesevi, Lokman Perende, Şeyh Edebali, Somun<br>cu baba, Sarı Saltuk, Hacı Bektaş Veli, Baba İlyas, Abdal Musa, Geyikli baba, Yunus Emre…<br>Horasan erenleri olarak bilinen Türk erenleri, Kuran ve Ehlibeyt sevgisi esası üzere, Alevilik ve Bektaşilik<br>düşünce ve inanç sisteminin tanınması, yayılmasına büyük katkılarda bulunmuş Anadolu’da kök salmasın<br>da mücadele vermişlerdir. Bilgelikleri, sade yaşantıları, ahlaki değerleri sahiplenerek, yaşayarak örnek ve<br>önder olmuşlar, Türk milleti tarafından büyük değer ve sevgi görmüşler, sahiplenilmişlerdir. Tüm dünya<br>aydınları tarafından tanınmakta ve sevilmektedirler.<br>Anadolu Türkmen aşiretlerinin büyük bölümü Horasandan gelen alevilerdir.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/aleviligi-bil-ki-alevi-kimdir-bilesin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
