<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nusret Aslan &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<atom:link href="https://www.hakyoluhaber.com/author/nusretaslan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<description>Hak Yolda, Doğru Haberle.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Jan 2026 08:08:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.hakyoluhaber.com/wp-content/uploads/2025/09/hak-yolu-haber-1-1-150x150.jpg</url>
	<title>Nusret Aslan &#8211; Hak Yolu Haber</title>
	<link>https://www.hakyoluhaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hariciye Bakanımız sn.Hakan Fidana soruyoruz!</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/hariciye-bakanimiz-sn-hakan-fidana-soruyoruz/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/hariciye-bakanimiz-sn-hakan-fidana-soruyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:04:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3366</guid>

					<description><![CDATA[Bu vahşetle Suriye&#8217;de demokrasi inşa edilebilir mi?Henüz dün, HTŞ (eski adıyla El-Nusra) saflarındaki IŞİD zihniyetli bir şahsın, katledilen Kürt bir kadının örgülü saçlarını keserek teşhir etmesi ve bu vahşeti bir &#8220;kahramanlık sembolü&#8221; gibi dünyaya pazarlaması, hepimizin zihnine şu soruyu kazımalı:Suriye&#8217;de kurulması vaat edilen &#8220;yeni&#8221; düzenin adı bu vahşet mi olacak?Bugün Suriye’yi gerçek anlamda bir &#8220;devlet&#8221; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu vahşetle Suriye&#8217;de demokrasi inşa edilebilir mi?<br>Henüz dün, HTŞ (eski adıyla El-Nusra) saflarındaki IŞİD zihniyetli bir şahsın, katledilen Kürt bir kadının örgülü saçlarını keserek teşhir etmesi ve bu vahşeti bir &#8220;kahramanlık sembolü&#8221; gibi dünyaya pazarlaması, hepimizin zihnine şu soruyu kazımalı:<br>Suriye&#8217;de kurulması vaat edilen &#8220;yeni&#8221; düzenin adı bu vahşet mi olacak?<br>Bugün Suriye’yi gerçek anlamda bir &#8220;devlet&#8221; olarak tanımlamak ne kadar mümkündür?<br>Geçmişte hem ülkemizde hem de dünyada acımasız terör eylemlerine imza atmış El-Kaide, El-Nusra ve IŞİD artığı yapılarla, modern ve demokratik bir sosyolojik dönüşüm sağlanabilir mi?<br>İşlevsel bir anayasadan ve hukuktan mahrum; yerleşik bir devlet geleneğinden ve kurumsal müktesebattan yoksun; demokrasi kültüründen bihaber bir rejim… Dahası, dünyanın dört bir yanından gelen gayrinizami çete yapılanmalarından müteşekkil bir yapıyla, barışçıl bir uzlaşı zemini nasıl inşa edilebilir?<br>&#8220;Suriye’ye demokrasiyi bu yapılarla getireceğiz&#8221; iddiasında bulunanlara sormak gerekir:<br>Suriye’ye özgürlük ve demokrasiyi gerçekten bu çete artıklarıyla mı getireceksiniz?<br>Kadına yönelik bu alçaklığı bir &#8220;zafer nişanesi&#8221; gibi sunan bir zihniyetin hâkim olduğu bir coğrafyada; demokratik bir devlet kurmak ve huzurlu bir gelecek inşa etmek ne kadar gerçekçidir?<br>Bir kadının onurunu ve yaşam hakkını ayaklar altına alan bu vahşet, aslında sadece o kadını değil, Suriye’nin demokratik bir devlet olma ümidini de katletmektedir.<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/ekonomi/hariciye-bakanimiz-sn-hakan-fidana-soruyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sandığın Gölgesindeki Hayalet: Seçim Her Şey midir?</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/sandigin-golgesindeki-hayalet-secim-her-sey-midir/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/sandigin-golgesindeki-hayalet-secim-her-sey-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 17:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=3095</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde siyaset denilince zihnimizde canlanan ilk görüntü, önünde uzun kuyrukların oluştuğu o şeffaf plastik kutu:Sandık. Demokrasiyi sandığa, siyaseti ise sadece seçime indirgediğimiz bir çağdan geçiyoruz.Ancak Şi Cinping’den Putin’e, Trump’tan küresel ölçekteki pek çok popülist lidere baktığımızda karşımıza devasa bir paradoks çıkıyor: Demokrasinin en temel aracı olan seçimler, nasıl oluyor da kimi zaman otoriter rejimlerin meşruiyet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Günümüzde siyaset denilince zihnimizde canlanan ilk görüntü, önünde uzun kuyrukların oluştuğu o şeffaf plastik kutu:<br>Sandık. Demokrasiyi sandığa, siyaseti ise sadece seçime indirgediğimiz bir çağdan geçiyoruz.<br>Ancak Şi Cinping’den Putin’e, Trump’tan küresel ölçekteki pek çok popülist lidere baktığımızda karşımıza devasa bir paradoks çıkıyor: Demokrasinin en temel aracı olan seçimler, nasıl oluyor da kimi zaman otoriter rejimlerin meşruiyet zırhına dönüşebiliyor?<br>Bilmeliyiz ki İnsanın varoluş mücadelesi iki ana sütun üzerine yükselir: İçsel disiplin (ahlak) ve toplumsal düzen (siyaset).<br>Aslında ahlak, bireyin kendi iç dünyasında yürüttüğü bir &#8220;mikro politika&#8221;, siyaset ise bu ahlakın toplum ölçeğindeki &#8220;makro&#8221; yansımasıdır.<br>Bugün yaşadığımız küresel krizin temelinde, bu iki alan arasındaki organik bağın kopması yatıyor.<br>Ahlak ve etikten azade bir siyaset, ruhunu kaybetmiş, sadece güç devşiren soğuk bir mekanizmaya dönüşür.<br>Böyle bir mekanizmada toplumun genel mutluluğu değil, gücü elinde tutan mekanizmanın bekası önemsenir.<br>Çoğunluğun tahakkümü mü, ortak İyi mi?<br>Antik Yunan’dan bu yana filozoflar bizi Demokrasinin yozlaşma potansiyeli konusunda hep uyarıyor.<br>Eğer demokrasiyi sadece &#8220;sayıca üstün olanın iradesi&#8221; sığlığına hapsedersek, karşımıza &#8220;kamu yararı&#8221; değil, belirli bir grubun çıkarlarını kutsayan bir &#8220;çoğunluk diktatoryası&#8221; çıkar.<br>Antik dünyada &#8220;tiranlık&#8221; olarak kodlanan bu durum, bugünün partizan ve dışlayıcı yönetim anlayışlarının da ana kaynağıdır.<br>Peki, sayısal gücü nasıl erdemli bir yapıya dönüştürebiliriz?<br>Formül aslında binlerce yıl öncesinden bize fısıldanıyor: Aristoteles’in &#8220;Politeia&#8221; kavramı ve Farabi’nin &#8220;Erdemli Şehir&#8221; (el-Medinetü&#8217;l-Fazıla) tasavvuru.<br>Politeia, (Anayasa) yönetenlerin dar zümre çıkarlarını değil, yasaların üstünlüğünü ve toplumun tamamını gözettiği o ideal sentezin adıdır. Bu kadim kavramın modern dünyadaki tek bir karşılığı vardır: Anayasal Düzen.<br>Toplumsal medeniyetimizin gerçek seviyesini, yasalar ile anayasa arasındaki o ince ama keskin çizgide ölçeriz:<br>Yasalar: Günlük ihtiyaçlara ve konjonktüre göre değişebilen, halkın &#8220;anlık taleplerine&#8221; cevap veren esnek metinlerdir.<br>Anayasalar: Toplumun ortak aklını temsil eder.<br>Halkın anlık &#8220;isteklerini&#8221; değil, ebedi &#8220;haklarını&#8221; korumakla yükümlüdür.<br>Anayasa, siyasi rüzgârlara karşı sarsılmaz bir kale, toplumsal iradenin geçici hışmından bireyi koruyan bir kalkandır.<br>Sonuç: Adalet bir sayı değildir<br>Ahlakın bireydeki egemenliği, siyasetin toplumdaki adaletiyle buluşmadığı sürece gerçek bir barıştan söz edemeyiz.<br>Modern devletin asli vazifesi, demokrasiyi bir &#8220;matematiksel çoğunluk oyunu&#8221; olmaktan kurtarmaktır.<br>Nihai hedefimiz; çoğunluğun sesiyle meşruiyet kazanan ancak anayasal güvencelerle dengelenen, erdemli, rasyonel ve adil bir yönetim inşa etmek olmalıdır.<br>Unutmamalıyız ki; adalet sandıktan çıkan bir sayı değil, hukukun erdemli bir duruşudur.<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/sandigin-golgesindeki-hayalet-secim-her-sey-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fare ve Havlayan Kedi</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/fare-ve-havlayan-kedi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/fare-ve-havlayan-kedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 12:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2998</guid>

					<description><![CDATA[Suriye&#8217;de Yaşananlar Bize Yeniden &#8220;Fare ve Havlayan Kedi&#8221; hikayesini hatırlatıyor…Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar. Anadolu topraklarinda yaratılmak istenen barış ve demokrasi kültürünü de enfekte etmektedir.Emperyal güç odakları, kendi laboratuvarlarında ürettikleri kaosu, pragmatik bir iştahla çıkarlarına tahvil etmeye devam ediyor.Bölgeye enjekte edilen bu &#8220;sosyolojik virüsün&#8221;, Türkiye gibi çeper ülkelerin bünyesinde onarılmaz hasarlar bırakmaması en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Suriye&#8217;de Yaşananlar Bize Yeniden &#8220;Fare ve Havlayan Kedi&#8221; hikayesini hatırlatıyor…<br>Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar. Anadolu topraklarinda yaratılmak istenen barış ve demokrasi kültürünü de enfekte etmektedir.<br>Emperyal güç odakları, kendi laboratuvarlarında ürettikleri kaosu, pragmatik bir iştahla çıkarlarına tahvil etmeye devam ediyor.<br>Bölgeye enjekte edilen bu &#8220;sosyolojik virüsün&#8221;, Türkiye gibi çeper ülkelerin bünyesinde onarılmaz hasarlar bırakmaması en büyük temennimiz.<br>Ancak temenni yetmiyor; zira tarih, bazen ders almayanlar için tekerrürden ibaret bir döngüye dönüşe bilir.</p>



<p>Cihatçı gelenekten siyasi prim devşirme peşinde koşanların bir türlü kavrayamadığı gerçek, bölgenin kendine has, kaygan ve çok katmanlı dinamikleridir. Ortadoğu’nun bu kaotik ruhunu anlatan o meşhur hikâyeyi hatırlatmakta fayda var:<br>Ortadogu&#8217;da bir fare, kediyi görünce bir oyuğa saklanır. Bir süre sonra içeriden bir köpek havlaması duyar. &#8220;Tamam,&#8221; der fare, &#8220;köpek geldiğine göre kedi kaçmıştır.&#8221; Ancak dışarı çıktığı anda kedinin pençesine düşer. Fare can havliyle sorar: &#8220;Sen gitmedin mi? Köpek havlıyordu!&#8221; Kedi, soğukkanlı bir edayla yanıt verir: &#8220;Burası Ortadoğu evlat; burada hayatta kalmak istiyorsan en az birkaç lisan bileceksin.&#8221;<br>Bugün bölgede siyaset yaptığını sananlar, duydukları &#8220;seslerin&#8221; hangi &#8220;gırtlaktan&#8221; çıktığını ayırt edemeyecek kadar kör olmuş durumdalar.</p>



<p>Suriye ve geniş perspektifte Ortadoğu’da, sanki &#8220;çölde hafıza oluşmaz&#8221; söylemi gerçekliğe dönüşmüş gibi bir manzara var. Oysa hafıza silinmiyor, sadece toz bulutlarının ardına gizleniyor.<br>Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a ve karar vericilere hatırlatmak isteriz: Filistinlilerin yaşadığı trajedi ve Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar, medeni dünyanın ve bu coğrafyanın hafızasına silinmeyecek şekilde kazınmıştır.<br>Siyaseti eklektik, omurgası ise istikrarsız olan bu bölgede; rüzgâra göre yer değiştiren kum tepecikleri gibi duruş değiştiren cihatçı yapılarla mı demokrasi inşa edeceksiniz?</p>



<p>Ez cümle hakikat şudur: Sınırlarımızda her gün maske değiştiren, radikalizmin pençesindeki yapılar yerine; bizimle kan bağı olan kadim zamanlardan beri birlikte yaşadığımız, Cumhuriyetin kuruluşunda birlikte bedel ödediğimiz, aynı mezarda kucak kucağa yattığımız kadın ve erkeği eşitlemiş, tüm sosyal kesimlerle bir arada yaşama kültürü oluşturmuş seküler bir yapıyla Kürt kardeşlerimizle komşu olmak, Türkiye’nin milli güvenliği ve bölgesel barış için tek rasyonel tercihtir.<br>Unutulmamalıdır ki; cihatçı radikalizmle kurulan her ittifak, eninde sonunda &#8220;farklı lisanlar konuşan&#8221; bir gücün avı olmaya mahkûmdur. Tarih bizi bir kez daha uyarırken; hafızayı diri tutmak, ideolojik saplantılardan arınmak ve bölgenin çok dilli gerçeğini doğru okumak zorundayız…<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/fare-ve-havlayan-kedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Fehmi Kubulay; Cumhuriyetin Yarınlarını Aydınlatan Işığıdır.</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/mustafa-fehmi-kubulay-cumhuriyetin-yarinlarini-aydinlatan-isigidir/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/mustafa-fehmi-kubulay-cumhuriyetin-yarinlarini-aydinlatan-isigidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 05:55:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2612</guid>

					<description><![CDATA[Bu tarihsel gerçekliği bir kez daha hatırlamak lazım.Din; vicdan ve inanç çizgisinden taşarak kamu düzenini, siyaseti ve hukuku şekillendirmeye başladığında, ortaya çıkan tablo kaos ve karanlıktır. Bunun en somut ve acı örneği bugün Afganistan’dır. Orada kadın ne bir birey, ne bir anne, ne de özgür bir insandır; yalnızca köle pazarlarında metalaştırılan, hakları elinden alınmış bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Bu tarihsel gerçekliği bir kez daha hatırlamak lazım.<br>Din; vicdan ve inanç çizgisinden taşarak kamu düzenini, siyaseti ve hukuku şekillendirmeye başladığında, ortaya çıkan tablo kaos ve karanlıktır. Bunun en somut ve acı örneği bugün Afganistan’dır. Orada kadın ne bir birey, ne bir anne, ne de özgür bir insandır; yalnızca köle pazarlarında metalaştırılan, hakları elinden alınmış bir gölgeden ibarettir.<br>Bugün tüm siyasi aktörlere hatırlatmak gerekir ki; siyaset mekanizması hukukun üstünlüğü üzerinden kendini arındırmadikca , yarınlara dair umut beslemek mümkün değildir.<br>Aynı şekilde tüm Müslümanlara şu soruyu sormak bir vicdan borcudur: Hz. Muhammed’in &#8220;Ey insanlar!&#8221; diyerek evrensel bir hitapla başlayan Veda Hutbesi&#8217;ndeki adaleti; bugün kadına yönelik şiddete, çocuk yaşta evliliklere, eğitim yasaklarına ve hak ihlallerine karşı savunacak mısınız?<br>Bizim ulus olarak; kadını toplumsal yaşamın dışına iten, Orta Çağ yöntemleriyle ceza infaz eden ve dogmaları aklın önüne koyan Talibanvari zihniyetlere karşı teyakkuzda olmamızın sebebi budur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu tarihî uyarısı, yolumuzu aydınlatan en parlak meşaledir:<br>&#8220;Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.&#8221;<br>Bir toplumun millî değerleri; demokratik, laik ve insani değerlerle tahkim edilmemişse, o toplumda özgürlükten söz edilemez. Bilimin ve irfanın yerini aşiret ve klan bağlılıklarının aldığı her yerde, insan onuru ayaklar altına alınır. Biz bu karanlık senaryoyu Irak’ta, Suriye’de ve dinci terör örgütlerinin hüküm sürdüğü her coğrafyada, yıkılan şehirler ve sönen hayatlar üzerinden acıyla izledik.<br>Şimdi Anladınız mı?<br>Hukuk üzerinden arınmanın ne kadar önemli oldugunu Cumhuriyet değerlerini, demokrasiyi ve hukuk devletini,<br>Seküler ve laik yaşamın insanlık için ne kadar hayati olduğunu,<br>İnancın siyasallaşmasının toplumu nasıl bir çürümeye sürüklediği…<br>Eğer bugün modern dünya ile aramızdaki mesafe açılıyor ve toplum bir karanlığa hapsoluyorsa, sebebi bu değerlerden uzaklaşılmasıdır. Menemen’de ödenen bedel, aslında Cumhuriyetin yarınlarını aydınlatan sönmez bir ışık oldugunu bilmemiz lazım.<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/mustafa-fehmi-kubulay-cumhuriyetin-yarinlarini-aydinlatan-isigidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizden Söylemesi</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/bizden-soylemesi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/bizden-soylemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 07:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2506</guid>

					<description><![CDATA[Tabii, bizden söylemesi; görmeyen gözlere göstermek, duymayan kulaklara duyurmak istiyoruz.Türkiye&#8217;de alternatif siyasetin krizi, iktidarın ahlak ve erdemdeki erozyonu ile toplumsal sonuçları hepimizin gözleri önünde. İsim vermiyecegim ama hepiniz anladınız. Gerek medya, gerek spor, gerekse baska kurumlarda yaşanan rezillik diz boyu.Türkiye siyasetinin son yıllardaki görünümü, siyaset bilimi ve sosyoloji açısından incelenmesi gereken derin bir yapısal krize [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tabii, bizden söylemesi; görmeyen gözlere göstermek, duymayan kulaklara duyurmak istiyoruz.<br>Türkiye&#8217;de alternatif siyasetin krizi, iktidarın ahlak ve erdemdeki erozyonu ile toplumsal sonuçları hepimizin gözleri önünde. İsim vermiyecegim ama hepiniz anladınız. Gerek medya, gerek spor, gerekse baska kurumlarda yaşanan rezillik diz boyu.<br>Türkiye siyasetinin son yıllardaki görünümü, siyaset bilimi ve sosyoloji açısından incelenmesi gereken derin bir yapısal krize ve toplumsal bir paradoksa işaret etmektedir. Siyaset kurumu, temel işlevi olan hizmet ve umut üretme yarışından uzaklaşarak, sürekli bir tartışma ve toplumsal kutuplaşma aracı hâline gelmiştir.</p>



<p>İktidarın yönetim anlayışından kaynaklanan ahlak ve erdem krizi, toplumun her kesimini rahatsız etmektedir.<br>Uzun süreli iktidarların, siyaset biliminin temel bulgularına göre, yönetimde kalış süreleri arttıkça demokrasinin denge ve denetim mekanizmalarının bozulduğu ve antidemokratik yapılara dönüştüğü, ülke olarak şahit olduğumuz bir gerçekliktir.</p>



<p>Ancak, alternatif siyasetin zafiyetini de göz ardı etmemek gerekir.<br>Bu durum, önümüzde duran önemli bir paradokstur.<br>Bir siyasi sistemin köklü bir fonksiyonel kriz içinde olduğunun en belirgin göstergesi, alternatif siyasetin bizzat iktidara gelme çabasından ziyade, kendi iç kavgalarını daha fazla tartışıyor olmasıdır.<br>Muhalefet kanadının sunduğu çözüm önerilerinin, projelerin uygulanabilirliğinin, etik temellerinin veya ehil kadrolarının konuşulması gerekirken; muhalefetin kendi içi anlaşmazlıklarını ve iletişim hatalarını kamuoyunda sürekli gündemleştirmesi, bu durumlara müdahil olunmaması ve bu hususların tartışılıyor olması üzücüdür.<br>Geçmişte partiye emek vermiş önemli siyasi figürlerin yeniden gündeme getirilmesi ve kendi seçmen tabanında tartışmaya açılması, muhalefete güç kaybettirmektedir. Bu durum, temelde bir iktidar alternatifi eksikliğini açıkça ortaya koyan ve bu eksikliği maskelemeye çalışan bir hamle olarak da okunmalıdır</p>



<p>Öncelikle muhalefetin bu reaktif siyaset sarmalından kendini kurtarması lazım.<br>İktidarın yarattığı olumsuzluklar sarmalına rağmen muhalefetin toplumda sürekli tartışılması siyaseten büyük bir zafiyet.<br>Muhalefet reaktif siyaset tuzağına düşmeden, kendi vizyonunu (eğitim reformu, yoksulluk ve yüksek enflasyonla mücadele, hukuk devleti, başkanlık sistemindeki sistemsel problemler, ahlak ve erdem temelli siyaset vb.) kamuoyuna sunmak yerine, enerjisinin büyük kısmını iktidarın adımlarına karşı sadece eleştirel cevaplar üretmeye harcaması büyük yanlış.<br>Güvenilir olmak, iktidarın her yeni hamlesine karşı, detaylı maliyet analizi üzerine inşa edilmiş, kamuoyuna inandırıcı bir çözüm paketi sunmakla mümkündür.</p>



<p>İktidarı yolsuzluk veya kayırmacılık (nepotizm) nedeniyle eleştirirken, kendi iç dinamiklerinde de benzer etik ihlallere karşı net bir duruş sergileyememesi, muhalefetin samimi ve erdemli siyaset iddiasını zayıflatmaktadır.</p>



<p>Ez cümle<br>Bugün itibarıyla, ne iktidarın mevcut yönetim biçimi toplumsal bir umut vadetmekte, ne de muhalefet güvenilir ve uygulanabilir bir iktidar alternatifi sunabilmektedir. Türkiye siyaseti, yapısal bir vizyon ve erdem krizinin ortasındadır…<br>n.asln.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/bizden-soylemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Aralık İnsan Hakları Günü- N. ASLAN Yazdı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/10-aralik-insan-haklari-gunu/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/10-aralik-insan-haklari-gunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 12:19:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2367</guid>

					<description><![CDATA[10 Aralık İnsan Hakları Günü.Biliriz ki insanlık haysiyetle yoğruldu,Hakikatle mayalandı,Her zerresi emektir.Hani hepimiz aynı gökkubbenin altında nefesleniyorduk?Hani hepimiz Hz. İbrahim’den beri omuz omuza duran Âdem’in çocuklarıydık?Hani hepimiz Havva Anamızın sıcak kucağının tanığıydık?Binleriz, milyonlarız;Şimdi ne diyeceğiz Filistinli anneye, babaya, evlada?Şimdi ne diyeceğiz Suriye’deki Alevi genç kıza, evlada, yüreği yaralı anneye, çaresiz babaya?Yaşananlar, hepimizin; medeni dünyanın hafızasında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p></p>



<p>10 Aralık İnsan Hakları Günü.<br>Biliriz ki insanlık haysiyetle yoğruldu,<br>Hakikatle mayalandı,<br>Her zerresi emektir.<br>Hani hepimiz aynı gökkubbenin altında nefesleniyorduk?<br>Hani hepimiz Hz. İbrahim’den beri omuz omuza duran Âdem’in çocuklarıydık?<br>Hani hepimiz Havva Anamızın sıcak kucağının tanığıydık?<br>Binleriz, milyonlarız;<br>Şimdi ne diyeceğiz Filistinli anneye, babaya, evlada?<br>Şimdi ne diyeceğiz Suriye’deki Alevi genç kıza, evlada, yüreği yaralı anneye, çaresiz babaya?<br>Yaşananlar, hepimizin; medeni dünyanın hafızasında çakılı duruyor.<br>Parçalansa da canlar, biriz.<br>Her kanda insan, her ruhta can var.<br>Dillerimiz ayrı, göz rengimiz başka olsa da,<br>10 Aralık’ta eşitlik ve adaletiz öyle mi?<br>Aynı göğün altında tek bir nefesiz öyle mi?<br>…<br>10 Aralık İnsan Hakları Gününüz kutlu olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/10-aralik-insan-haklari-gunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış Çığlığı -Nusret ASLAN Yazdı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/baris-cigligi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/baris-cigligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 13:12:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=2066</guid>

					<description><![CDATA[Barış meselesi; Bozkırın kavruk suratlı, yoksul Türk annesi ile pamuk tarlasında çalışmaktan elleri nasır tutmuş, yoksul Kürt annenin meselesidir.Gelin, &#8220;Barış Çığlığı&#8221; üzerinden hakikate ve adalete hizalanalım. Şimdi sesleniyoruz barış için yanıp tutuşan, umudu yüreğinde taşıyan herkese!Şimdi sesleniyoruz; hayatının baharındaki evladını asker ocağında kaybetmiş, bozkırın kavruk suratlı, yoksul Türk annesine.Şimdi sesleniyoruz; evladını dağda yitirmiş, pamuk toplamaktan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Barış meselesi; Bozkırın kavruk suratlı, yoksul Türk annesi ile pamuk tarlasında çalışmaktan elleri nasır tutmuş, yoksul Kürt annenin meselesidir.<br>Gelin, &#8220;Barış Çığlığı&#8221; üzerinden hakikate ve adalete hizalanalım.</p>



<p>Şimdi sesleniyoruz barış için yanıp tutuşan, umudu yüreğinde taşıyan herkese!<br>Şimdi sesleniyoruz; hayatının baharındaki evladını asker ocağında kaybetmiş, bozkırın kavruk suratlı, yoksul Türk annesine.<br>Şimdi sesleniyoruz; evladını dağda yitirmiş, pamuk toplamaktan elleri nasırlı, acısı dinmeyen yoksul Kürt annesine.<br>Şimdi sesleniyoruz;Toroslarin doruklarında ekmeğinin derdinde olan Yörük annesine.</p>



<p>Şimdi sesleniyoruz; Ankara Garı katliamında annesini, babasını, kardeşini, evladını, yârini kaybeden genç kıza, genç delikanlıya, yüreği daglanmış babaya, yetim çocuğa, öksüz evlada.<br>Şimdi sesleniyoruz; Soma&#8217;da, Ermenek&#8217;te ekmek teknelerinde yitip giden canların geride kalan, adaleti bekleyen kederli ailelerine.<br>Şimdi sesleniyoruz; Gezi&#8217;de, barışçıl eylemlerde şiddetin gölgesinde kalan, özgürlük aşkıyla dimdik duran gençlere.<br>Şimdi sesleniyoruz; kırk yıldır evladının kemiklerini arayan Berfo Ana, Emine Ana gibi, yüreği parçalanmış, evlatlarının cesetleri peşinde koşan Cumartesi Annelerine. Metinleri Cemilleri unutmayın.<br>Şimdi sesleniyoruz; kayıp çocuklarını arayan Diyarbakır annelerine, hakikat ve adalet arayışından vazgeçmeyen tüm cesur yüreklere.<br>Şimdi sesleniyoruz; gözünü budaktan esirgemeyen, onurlu bir gelecek davasına sevdalı, bu toprakların tüm fedakâr insanlarına!<br>Bu sizin davanız. Bedeli siz ödüyorsunuz barışa ses verin…<br>n.asln.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/baris-cigligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bir Gelecek Tahayyülü *Nusret ASLAN Yazdı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yeni-bir-gelecek-tahayyulu/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yeni-bir-gelecek-tahayyulu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 06:30:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=1873</guid>

					<description><![CDATA[Sayın Bahçeli barışa elini uzattığında;Bu toprakların çocukları artık birbirlerini öldürmeyecek diye sevinmek ve umutlu olmak hepimizin hakkıdır.Önce bir kan dursun, sonra herkes hikâyesini yüksek sesle konuşsun demiştik.Barış; Munzur&#8217;un, Gabar&#8217;ın ve Cudi&#8217;nin zirvelerinde çocuklarımızın yarınlara kucaklaşmasıdır.Namlu siyasetinin dinmesiyle, çöllerin derinliklerindeki onurlu bir sessizliktir.Yaşlı ağaçların tanıklığında, mağrur çehrelerde içe akıtılan gözyaşlarında ve her tatlı su kaynağına duyulan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sayın Bahçeli barışa elini uzattığında;<br>Bu toprakların çocukları artık birbirlerini öldürmeyecek diye sevinmek ve umutlu olmak hepimizin hakkıdır.<br>Önce bir kan dursun, sonra herkes hikâyesini yüksek sesle konuşsun demiştik.<br>Barış; Munzur&#8217;un, Gabar&#8217;ın ve Cudi&#8217;nin zirvelerinde çocuklarımızın yarınlara kucaklaşmasıdır.<br>Namlu siyasetinin dinmesiyle, çöllerin derinliklerindeki onurlu bir sessizliktir.<br>Yaşlı ağaçların tanıklığında, mağrur çehrelerde içe akıtılan gözyaşlarında ve her tatlı su kaynağına duyulan özlemde hayat bulur.<br>Barış, bedel ödemiş yüreklerin teskin edilmesidir.<br>Barış, yıldızlarla kaplı gökyüzünün ve apaydınlık günlerin müjdecisi gibi, dökülen yaşlara inat çocuklarımızın yarına gülümseyerek bakmasıdır.<br>Bugünün Türkiye&#8217;sinde barışa giden yolda, siyasi liderlerin tutumu, geleceğe dair tahayyülümüzün en önemli unsurlarıdır.<br>Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın, &#8220;Mazimiz gibi geleceğimiz de ortaktır.<br>Bir ve beraberdir,&#8221; sözü; Sayın Selahattin Demirtaş’ın baş eğmeyen sakinliği üzerinden dile getirdiği, Anadolu koca bir gül bahçesi olsun, içinde &#8220;Hakkâri&#8217;nin lâlesi de olsun Yozgat&#8217;ın nergisi de olsun,&#8221; sözü; Sayın Devlet Bahçeli&#8217;nin barış adına &#8220;taşın altına koyduğu el&#8221; ve Sayın Özgür Özel&#8217;in &#8220;barış neredeyse biz oradayız,&#8221; diyen kararlı duruşu, toplumu sakinleştiren yaklaşımlarıyla yeni bir dönemi işaret etmektedir.<br>Munzur, Gabar ve Cudi&#8217;de silah seslerinin susması, yalnızca Türkiye için değil, Ortadoğu&#8217;da da kalıcı bir huzurun müjdesi ve barışın en güçlü delilidir.<br>Namlu siyasetinin sonuna gelinmiştir.<br>Eğer bu tarihi süreç kesintiye uğramaz ve siyaseten başarıyla sonuçlanırsa, bu, Türkiye halkının topyekûn özgürlük bayramı olacaktır.<br>Komünal değerlerden beslenerek, demokratik entegrasyon ve dayanışma temelinde demokratik toplumu hedeflemek, ellerin tetikten çekilmesiyle somutlaşan bu adımla güçlenmektedir.<br>Bu gelişme, Türk ve Kürt halklarının yeniden kardeşliğine dair en büyük alamettir.<br>Toplum olarak barışa hazırlanmak; yarının aydınlık ve berrak günlerine doğru bir ruhsal arınma içinde olmak, bütün barışseverlerin en büyük özlemidir.<br>Bu arınma, ruhların kin, nefret ve ön yargılardan temizlenmesi, kalplerin sevgi ve hoşgörüyle dolması demektir.<br>Süreç sağlıklı işler ve provokasyonlara izin verilmezse, apaydınlık günlerin eşiğinde, o pırıl pırıl şafağın ışığı yarınları aydınlatacaktır.<br>Devletin bu süreçte barışa yönelik sergilediği duruş, sadece bir dilek değil, aynı zamanda kararlı bir iradenin yansımasıdır. Bu duruş; adaletin, eşitliğin ve karşılıklı saygının hüküm sürdüğü bir dünya için atılan her adımın somut karşılığıdır.<br>Bu bağlamda, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli&#8217;nin barış sürecine dair yaptığı çıkışlar ve eski HDP Eş Genel Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş&#8217;a yönelik gösterdiği yapıcı tutum, korkuların ve tabuların yıkılabileceğini, siyasetin imkânlarının genişleyebileceğini göstermiştir.<br>Selahattin Demirtaş’ın da bu sürece verdiği tereddütsüz destek ve Sayın Bahçeli’ye &#8220;tabuları yıktı, korkulara teslim olarak barışın inşa edilemeyeceğini gösterdi&#8221; diyerek teşekkür etmesi, farklı siyasi çizgilerin dahi ortak bir barış zemininde buluşabileceğine dair umutları büyütmüştür.<br>Bu ara nefesler ısrarla barışı solumalı, akıl ve vicdan onu inatla inşa etmelidir.<br>Yarının barışı; sadece eli namluda olanların sustuğu değil, aynı zamanda:<br>Kalplerdeki fırtınaların dindiği,<br>Gözyaşlarının akmadığı,<br>Ön yargıların ortadan kaldırıldığı,<br>Anlayışın öne çıkarıldığı ve empati köprülerinin kurulduğu o aydınlık günlerde ruhlarımızın yıkanmasıyla mümkün olacaktır.<br>İnsanlığın ortak vicdanında yankılanan bu dilek, her birimizin üzerine düşen sorumluluğu hatırlatır: Barışı sadece namluların susması değil, onu her an, her yerde yaşatmak ve gelecek nesillere apaydınlık bir miras bırakmak temel görevimizdir.<br>Yaşasın Barış!<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yeni-bir-gelecek-tahayyulu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhalefet Üzerindeki Yargı Gölgesi ve Demokratik Meşruiyet Gerilimi- N.Aslan yazdı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/muhalefet-uzerindeki-yargi-golgesi-ve-demokratik-mesruiyet-gerilimi/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/muhalefet-uzerindeki-yargi-golgesi-ve-demokratik-mesruiyet-gerilimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 09:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=1830</guid>

					<description><![CDATA[Muhalefet Üzerindeki Yargı Gölgesi ve Demokratik Meşruiyet GerilimiSayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Almanya Başbakanı Merz&#8217;in ortak basın toplantısında dile getirilen &#8220;Yargı Devleti&#8221; kavramı, Türkiye&#8217;de uzun süredir devam eden yargı kararlarının tartışmalarını yeniden güncel bir bağlamda Jüristokrasi kavramı üzerinden gündeme taşımıştır.Özellikle ana muhalefet partileri CHP ve DEM Parti üzerinde hissedilen yargısal baskı ve gölge, demokratik işleyiş ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Muhalefet Üzerindeki Yargı Gölgesi ve Demokratik Meşruiyet Gerilimi<br>Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Almanya Başbakanı Merz&#8217;in ortak basın toplantısında dile getirilen &#8220;Yargı Devleti&#8221; kavramı, Türkiye&#8217;de uzun süredir devam eden yargı kararlarının tartışmalarını yeniden güncel bir bağlamda Jüristokrasi kavramı üzerinden gündeme taşımıştır.<br>Özellikle ana muhalefet partileri CHP ve DEM Parti üzerinde hissedilen yargısal baskı ve gölge, demokratik işleyiş ve siyasi meşruiyet açısından ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.<br>Siyaset bilimci Ran Hirschl&#8217;ın, yargıyı &#8220;Merkez&#8221;in (muhafazakar, bürokratik ve askeri elitler) seçimle yükselen &#8220;Çevre&#8221;ye karşı kurduğu bir &#8220;sigorta mekanizması&#8221; olarak tanımlayan &#8220;Hegemonik Koruma&#8221; tezi, günümüz Türkiye siyasetine ışık tutmaktadır.<br>Ancak mevcut siyasal iklimde, bu sigorta mekanizmasının artık doğrudan yürütme erkinin nüfuzu altında olduğu iddia edilen alt ve üst yargı kurumları aracılığıyla muhalefet üzerindeki baskıyı artırdığı görülmektedir.<br>Güncel uygulamalar, Türkiye&#8217;deki Jüristokrasi olgusunun geleneksel Anayasa Mahkemesi&#8217;nin parti kapatma davaları veya yüksek yargının askeri vesayetle ittifakı biçiminden, yürütmenin etkin olduğu yargısal süreçler üzerinden muhalefetin siyaset yapma ve iktidarı denetleme alanını kısıtlama şekline evrildiğini düşündürmektedir.<br>Muhalefete yönelik güncel jüristokrasi uygulamaları, üç ana başlık altında ifade edebiliriz;</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Yargısal Yolla Siyasetçileri Saf Dışı Bırakma (Siyasi Yasaklama Tehdidi)<br>Tarihsel olarak Refah Partisi kapatma ve AK Parti kapatma davası girişimleri, yargının siyasi aktörleri sahneden silme gücünü somutlaştırmıştır.<br>Bugün ise bu güç, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gibi kilit ve potansiyel lider figürler hakkında açılan ve siyasi yasak riski taşıyan davalar üzerinden kendini göstermektedir.<br>Bu tür kararlar, halkın seçimle tecelli eden iradesini hiçe sayma ve muhalefetin kilit liderlerini seçim dışı yollarla diskalifiye etme potansiyelini koruyarak, halk tercihlerini yargı eliyle manipüle etme endişesini güçlendirmektedir.</li>



<li>DEM Parti özelinde kayyım uygulamaları ve temsil hakkının ihlali<br>DEM Parti&#8217;nin kazandığı belediyelere, seçimle göreve gelmiş başkanların &#8220;terör&#8221; veya benzeri gerekçelerle görevden alınarak yerlerine yargısal/idari kararla Kayyım atanması uygulaması, Jüristokrasinin en somut ve tartışmalı güncel örneğidir.<br>Seçim dışı devir islemi uygulamasıyla, yerel yönetimlerde halkın iradesini yok sayarak, yetkinin temsili kurumlardan (seçilmiş meclis) seçim dışı bir otoriteye (kayyım) devredilmesi anlamına gelmektedir.<br>Hegemonik kontrol yöntemiyle yargısal süreçlerin siyasi motivasyonlarla kullanıldığı iddiası, devletin temel politikalarını (üniter yapı, beka) koruma refleksiyle muhalif siyasal alanın (Kürt siyaseti) hegemonik koruma altına alınması olarak yorumlanmaktadır.</li>



<li>Yargının parti iç işleyişine dolaylı müdahalesi ve siyasi alanın daraltılmasıyla<br>CHP İstanbul İl Başkanlığı Özgür Çelik gibi önemli muhalif merkezler çevresindeki polis ablukaları ve siyasi içerikli soruşturmaların açılması, yargı ve kolluk gücünün birleşerek muhalefetin örgütlenme ve siyaset yapma özgürlüğüne doğrudan gölge düşürdüğü izlenimini yaratmaktadır.<br>Muhalefet milletvekilleri hakkındaki dokunulmazlık dosyalarının yoğun bir şekilde işleme alınması ve fezlekeler, parlamenter dokunulmazlığın siyasi denetim aracı olarak kullanılma potansiyelini güçlendirerek, yasama faaliyetinin baskı altına alınması tehlikesini doğurmaktadır.<br>Sonuç olarak; demokratik meşruiyet erozyonu riski<br>günümüz Türkiye&#8217;sinde Jüristokrasi tartışması, Ran Hirschl&#8217;ın işaret ettiği gibi &#8220;Merkez&#8221;in &#8220;Çevre&#8221;ye karşı bir sigortası olmaktan çıkarak; seçimle gelen iktidarın (Yürütme), hukuki süreçler üzerindeki etkinliğini kullanarak ana muhalefeti (CHP, DEM) kısıtlama, engelleme ve hatta saf dışı bırakma aracı haline geldiği yönündeki iddialarla şekillenmektedir.<br>Bu durum, tıpkı geçmişteki parti kapatma ve 2007 krizinde olduğu gibi, demokratik meşruiyet (seçim sandığından çıkan irade) ile hukuki meşruiyet (yargı kararları) arasında derin bir uçurum yaratmaktadır. Yargının bu tür eylemleri, muhalefetin iktidarı denetleme yeteneğini zayıflatmakta, siyasi mücadeleyi sandık yerine mahkeme salonlarına taşıyarak siyasetin yargısallaşma derecesini artırmakta ve Türkiye&#8217;nin kurumsal demokrasisini erozyona uğratma riskini gün geçtikçe artırmaktadır…<br>n.asln.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/muhalefet-uzerindeki-yargi-golgesi-ve-demokratik-mesruiyet-gerilimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaşasın Cumhuriyet! Nusret ASLAN Yazdı</title>
		<link>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yasasin-cumhuriyet/</link>
					<comments>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yasasin-cumhuriyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nusret Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 13:35:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakyoluhaber.com/?p=1796</guid>

					<description><![CDATA[Nusret ASLAN Yazdı &#8220;Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın demokrasi!&#8221; diyerek hep umuda durduk.Bizim, karanlığın en zifiri anında aydınlığa yürümek gibi bir geleneğimiz var.O güzel bahar sabahlarını hiç unutmadık.Yarını düşlerken, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, &#8220;Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz,&#8221; demişti.Biz de o coşkuyla, sımsıcak aydınlık günlere doğru yürüme motivasyonunu hep kılavuz belledik.Bizim Cumhuriyetimiz;Kişilerin mutlak otorite sahibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Nusret ASLAN Yazdı</p>



<p>&#8220;Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın demokrasi!&#8221; diyerek hep umuda durduk.<br>Bizim, karanlığın en zifiri anında aydınlığa yürümek gibi bir geleneğimiz var.<br>O güzel bahar sabahlarını hiç unutmadık.<br>Yarını düşlerken, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, &#8220;Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz,&#8221; demişti.<br>Biz de o coşkuyla, sımsıcak aydınlık günlere doğru yürüme motivasyonunu hep kılavuz belledik.<br>Bizim Cumhuriyetimiz;<br>Kişilerin mutlak otorite sahibi yönetici olamayacağını esas alır.<br>&#8220;Ben bilirimci,&#8221; kulluk anlayışı yerine, biz olmayı önemser.<br>Tebaa olmayı reddeder.<br>Egemenliği parlamenter sistem üzerinden kullanır.<br>Sorunların çözümünde katılımcılık ve dayanışmayı önceler.<br>Azınlıkta olanların hak ve hukukunu koruyup kollar, onları meşru görüp önemser.<br>Bu rejim, geleceği demokrasi ışığı ile aydınlatan, gerçek halk yönetimidir.<br>Cumhuriyetimizin ilanı;<br>ABD&#8217;de 4 Temmuz 1776&#8217;da ilan edilen Bağımsızlık Bildirgesi,<br>Fransa&#8217;da 1789&#8217;da ilan edilen &#8220;Adalet, Eşitlik ve Özgürlük&#8221; bildirgesi,<br>Rusya&#8217;da 17 Ekim 1917 Ekim Devrimi ne anlam ifade ediyorsa,<br>Bizim için 29 Ekim 1923&#8217;te ilan ettiğimiz Cumhuriyet de odur!<br>Yani Cumhuriyet, halkın tebaa ve kul anlayışından uzaklaşıp, egemenliği kendi eline aldığı günün adıdır!<br>Cumhuriyetin ilanında emeği geçen başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün Cumhuriyetçilere minnet ve şükranlarımızı sunarız.<br>Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Demokrasi!<br>Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!<br>n.asln</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakyoluhaber.com/kose-yazilari/yasasin-cumhuriyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
