Alevi İnancında Baş Bağlama- Ali Haydar Gömek Yazdı

Alevi İnancında Baş Bağlama- Ali Haydar Gömek Yazdı
Yayınlama: 20.02.2026
Düzenleme: 20.02.2026 15:23
19
A+
A-

Alevi kültürü; mimarisinden giyimine, semahından deyişine kadar her detayında derin bir sembolizm barındırır. Bu kültürün her zerresi, rastgele seçilmemiş bir semiyotik (Göstergebilim) derinliğin ve mananın yansımasıdır. İnsanı “Hakk’ın aynası” gören bu inançta, giyimdeki her renk ve her bağ, insanın yüzündeki ilahi hatların ve harflerin inançta birer nişanesidir. Kadınların başlarına bağladıkları bağlar; renklerin her biri Alevilik inancındaki kutsal değerlerdir. Örneğin Sivas Zara’da kadınların o sarsılmaz duruşun ve ciddiyetin rengi olan siyahla başlarını bağlamaları, bu kadim hafızanın ayrılmaz bir parçasıdır. Üstelik bu gelenek sadece kadınlara özgü de değildir; meydana olan saygının bir gereği olarak erkeklerin dahi Cem meydanında başlarını örttüğü, o ağırbaşlılık ve inanç disipliniyle gerçekleşirdi. Bu yapısal gerçekliğin insana yüklediği kutsallığı ve binlerce yıllık baş bağlama geleneğini bilmeden ortaya atılan her türlü yorum, bilgi kirliliğinden başka bir şey üretmeyen kof bir safsatadır.

Bu değerleri görmeyen, saymayan ve köklerinden kopuk bir mantıkla yorumlayanların asıl sorunu, baktıkları yerde sadece şekil görmeleri, o şeklin ruhuna nüfuz edememeleridir. Kendi inancının estetiğini, tarihsel derinliğini ve sembol dilini anlamaktan aciz olan bu sığ mantık; bin yıllık bir onur nişanesini güncel siyasetin dar kalıplarına hapsetmeye çalışmaktadır. Bugün bir Cem meydanında, inancın nişanesini taşıyan kadınları “türban takmakla” suçlamak veya bu kutsal meydanı karanlık zihniyetlerin “kadın pazarlarına” benzetmek, kelimenin tam anlamıyla bir cehalet vesikası ve bilinçli bir asimilasyon projesidir. Alevi kadınının başındaki bağı “IŞİD” vahşeti ya da siyasi bir simge olan türbanla eş değer tutanlar; ancak ve ancak o karanlık zihniyetin gönüllü işbirlikçileri ve aynı kirli kaynaktan beslenen birer hizmet aracı olabilirler. Bu benzetmeleri yapanlar, Alevi inancına dışarıdan sızmış birer Truva atı gibi, inancın özünü kendi gizli hesaplarına ve yıkıcı planlarına uydurmaya çalışmaktadır. Kendi kültürünün renklerini ve erkeklerin dahi edep gereği başını örttüğü o meydanın kutsiyetini idrak edemeyen bu kirli zihniyet sahipleri; aslında eleştirdiklerini iddia ettikleri o karanlık yapıların, Aleviliği içeriden çürütmek için görevlendirilmiş en tehlikeli temsilcileridir.

Hakikati savunanları “Şiacı” olmakla itham etmek ise, yapılan bu büyük ihaneti ve bilgi eksikliğini örtbas etme çabasından başka bir anlam taşımaz. Sembollerin, renklerin inançtaki karşılığını idrak edemeyen anlayışın fikirleri, inanç dünyasında hiçbir değer ve saygınlık arz etmez. Bin yıldır bu toprakların rengi ve edebi olan bu baş bağlama geleneğini, eli kanlı yapıların sembolleriyle yan yana getirmek; sadece o meydandaki canları değil, o meydanın temsil ettiği değerlerini de aşağılamaktır. Bu dili kullananlar, Aleviliğin özgün kimliğini yozlaştırmak için kurgulanmış birer zihniyet operasyonunun parçasıdır. Bu saldırgan ve temelsiz fikirlerin sahipleri, o karanlık odakların zihniyetinden beslenen, özüne yabancılaşmış birer proje ürünüdür ve şayet Alevi ocakları ayağa kalkarsa toplum vicdanında ebediyen mahkûm kalacaklardır.

Ali Haydar Gömek

20.02.2026

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.