Fare ve Havlayan Kedi

Fare ve Havlayan Kedi
Yayınlama: 09.01.2026
71
A+
A-

Suriye’de Yaşananlar Bize Yeniden “Fare ve Havlayan Kedi” hikayesini hatırlatıyor…
Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar. Anadolu topraklarinda yaratılmak istenen barış ve demokrasi kültürünü de enfekte etmektedir.
Emperyal güç odakları, kendi laboratuvarlarında ürettikleri kaosu, pragmatik bir iştahla çıkarlarına tahvil etmeye devam ediyor.
Bölgeye enjekte edilen bu “sosyolojik virüsün”, Türkiye gibi çeper ülkelerin bünyesinde onarılmaz hasarlar bırakmaması en büyük temennimiz.
Ancak temenni yetmiyor; zira tarih, bazen ders almayanlar için tekerrürden ibaret bir döngüye dönüşe bilir.

Cihatçı gelenekten siyasi prim devşirme peşinde koşanların bir türlü kavrayamadığı gerçek, bölgenin kendine has, kaygan ve çok katmanlı dinamikleridir. Ortadoğu’nun bu kaotik ruhunu anlatan o meşhur hikâyeyi hatırlatmakta fayda var:
Ortadogu’da bir fare, kediyi görünce bir oyuğa saklanır. Bir süre sonra içeriden bir köpek havlaması duyar. “Tamam,” der fare, “köpek geldiğine göre kedi kaçmıştır.” Ancak dışarı çıktığı anda kedinin pençesine düşer. Fare can havliyle sorar: “Sen gitmedin mi? Köpek havlıyordu!” Kedi, soğukkanlı bir edayla yanıt verir: “Burası Ortadoğu evlat; burada hayatta kalmak istiyorsan en az birkaç lisan bileceksin.”
Bugün bölgede siyaset yaptığını sananlar, duydukları “seslerin” hangi “gırtlaktan” çıktığını ayırt edemeyecek kadar kör olmuş durumdalar.

Suriye ve geniş perspektifte Ortadoğu’da, sanki “çölde hafıza oluşmaz” söylemi gerçekliğe dönüşmüş gibi bir manzara var. Oysa hafıza silinmiyor, sadece toz bulutlarının ardına gizleniyor.
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a ve karar vericilere hatırlatmak isteriz: Filistinlilerin yaşadığı trajedi ve Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldığı kıyımlar, medeni dünyanın ve bu coğrafyanın hafızasına silinmeyecek şekilde kazınmıştır.
Siyaseti eklektik, omurgası ise istikrarsız olan bu bölgede; rüzgâra göre yer değiştiren kum tepecikleri gibi duruş değiştiren cihatçı yapılarla mı demokrasi inşa edeceksiniz?

Ez cümle hakikat şudur: Sınırlarımızda her gün maske değiştiren, radikalizmin pençesindeki yapılar yerine; bizimle kan bağı olan kadim zamanlardan beri birlikte yaşadığımız, Cumhuriyetin kuruluşunda birlikte bedel ödediğimiz, aynı mezarda kucak kucağa yattığımız kadın ve erkeği eşitlemiş, tüm sosyal kesimlerle bir arada yaşama kültürü oluşturmuş seküler bir yapıyla Kürt kardeşlerimizle komşu olmak, Türkiye’nin milli güvenliği ve bölgesel barış için tek rasyonel tercihtir.
Unutulmamalıdır ki; cihatçı radikalizmle kurulan her ittifak, eninde sonunda “farklı lisanlar konuşan” bir gücün avı olmaya mahkûmdur. Tarih bizi bir kez daha uyarırken; hafızayı diri tutmak, ideolojik saplantılardan arınmak ve bölgenin çok dilli gerçeğini doğru okumak zorundayız…
n.asln

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.