Siyasetsizliğin Tablosu Bu

Siyasetsizliğin Tablosu Bu
Yayınlama: 26.12.2025
9
A+
A-

Rejiminin baskı politikaları karşısında savunmaya çekilen muhalefet, toplumsal talepleri siyasal hatta dönüştüremiyor. Kamuoyu araştırmaları, ülkedeki siyaset sahnesinin belirli bir alana sıkıştığını ortaya koyuyor.POLİTİKA SERVİSİ 

Türkiye’de siyaset uzun süredir dar bir alana sıkıştı. Tek adam rejimi, siyasal alanı baskı, yargı müdahaleleri ve güvenlikçi politikalarla belirlerken, muhalefet cephesi bu saldırılar karşısında kaldığı savunma pozisyonunu tam olarak tersine çevirebilmiş değil.

Ülkeyi yönetme krizi içerisinde olan iktidarın toplumsal desteğinin azalmasına karşı muhalefet halkın değişim talebini tam olarak sırtlayamadı.

Siyaset alanında oluşan bu pat durumu da iktidara hala hamle yapma alanı yaratmaya devam ediyor.Ortaya çıkan bu tablo, kamuoyu araştırmalarına da yansıdı. Son olarak Area Araştırma’nın yaptığı ankete göre neredeyse yazdan bu yana gelinen süreçte seçmen tercihleri belli bir banda sıkışmış vaziyette. Yapılan araştırmaya göre zaman zaman yükselen ve birinci parti iddiasını koruyan CHP, yüzde 30-32 bandına, halkın desteğini günden güne yitiren ancak özellikle kırsal kesimlerde oy oranını korumayı başaran AKP ise yüzde 29-31 bandında durmuş vaziyette.

Rejimin ortağı MHP de bu oran 6,5-8,5 arasında oynarken araştırmaya göre DEM Parti yüzde 9-10 aralığında sabit bir şekilde ilerliyor. Üstelik bu durum sadece Area’nın değil neredeyse tüm anketlerde de benzer şekilde seyrediyor. İktidar partisi AKP ile ülkenin birinci partisi konumunda olan CHP’nin oy oranlarının uzun süredir belirgin bir değişim göstermemesi, Türkiye siyasetindeki donukluğun en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

SAVUNMA SİYASETİ ÇIKMAZI

Muhalefetin içinde bulunduğu tabloyu belirleyen en önemli başlıklardan biri ise iktidarın hamlelerine yanıt vermekle sınırlı kalan bir siyaset anlayışı. Kayyum atamaları, yargı operasyonları, medya üzerindeki baskılar ve seçim hukukuna yönelik müdahaleler karşısında iyi bir performans gösterilse de halkın değişim talebini kapsayacak yeterlilik henüz ortaya koyulamadı.

Etki-tepkiye dönen siyaset sahnesinde muhalefet, kendi gündemini kurmakta zorlanırken toplumsal talepler de siyasetin merkezine taşınamıyor. AKP ile CHP’nin oy oranlarının görece sabit kalması, bir yandan iktidarın tüm devlet olanaklarına rağmen yeni bir toplumsal rıza üretemediğini gösterirken, diğer yandan muhalefetin de bu tabloyu kıracak bir çıkış yaratamadığını da ortaya çıkarıyor. Siyasetteki bu sıkışmanın en önemli çıktısı ise halkın taleplerinin görünmez kılınması olarak ortaya çıkıyor.

GÜNDEM DEĞİŞMİYOR

Oysa saha araştırmaları, toplumun gündeminin son derece net olduğunu da gösteriyor. Ekonomi, hayat pahalılığı, işsizlik ve adalet talebi, uzun süredir ilk sıralardaki yerini koruyor. Açıklanan son asgari ücretle beraber yüksek enflasyon karşısında eriyen ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve adaletin rafa kaldırılması gibi başlıca sorunlar, toplumun büyük bölümünün ortak deneyimi haline gelmiş durumda.

Buna karşın siyasal alanın büyük ölçüde liderler, ittifak dengeleri ve taktik manevralar etrafında dönmesi halkın gündemi ile siyaset arasındaki mesafeyi daha da açıyor. Seçmenin yaşadığı ekonomik ve toplumsal kriz, güçlü bir siyasal karşılık bulamadığı koşullarda siyaset de kendi içine hapsolmaya devam ediyor.

ÇIKIŞ YOLU NEREDE?

19 Mart sürecinde de görüldü ki ülkede siyasetin bu sıkışmış halinden çıkış, savunma reflekslerini aşan, halkın somut taleplerini merkeze alan bir siyasal hattın kurulmasından geçiyor. Ekonomi ve adalet başta olmak üzere temel sorunları seçim matematiğinin ötesine taşımadıkça, halkın talepleri doğrudan siyasal alana taşınmadıkça bu tablo değişecek gibi görünmüyor.

Son olarak ünlülere düzenlenen operasyonlarla, rejim eliyle sürdürülen sindirme politikalarının devam etmesiyle, halka magazin niyetine sunulan gündemlerle ve tepeden kurulan ‘çözüm’ başlıklarıyla siyaset yerinde sayarken bu tabloyu değiştirmeye dair sorulacak bir soru ortada varlığını koruyor.

Rejime karşı itirazını her fırsatta açığa çıkartan kadınların, gençlerin, işçilerin, emeklilerin başta olmak üzere var olan toplumsal talepler, yeniden siyasetin kurucu gücü haline gelebilecek mi, yoksa daralan siyasal alan bu talepleri daha da bastırmaya devam mı edecek?

Kaynak: BİRGÜN

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.