Dersim’deki “Talana ve ranta geçit vermeyeceğiz” mitingi yüzlerce yurttaşı bir araya getirdi. “Dersim’in dağlarını, suyunu, ormanını teslim etmeyeceğiz” diyen yaşam savunucuları, talana ve madene karşı kararlılık mesajı verdi.
Dersim’de yıllardır süren ekolojik yıkım projelerine karşı halk bir kez daha sokaklara çıkarak iktidarın rant politikalarına yanıt verdi.
Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen “Talana ve ranta geçit vermeyeceğiz. Biz kazanacağız, yaşam kazanacak” mitingi dün geniş katılımla gerçekleşti. Sanat Sokağı’nda bir araya gelen yurttaşlar, “Dersim’de talana geçit vermeyeceğiz”, “Barajlara hayır”, “Madenciliğe hayır”, “Doğama, suyuma, toprağıma dokunma” ve Kürtçe, Zazaca “Talana geçit vermiyoruz”, “Dersim sahipsiz değildir” pankartlarıyla yürüyüşe başladı. Yürüyüş boyunca “Kutsalıma dokunma”, “Geyiksuyu’nda madene hayır”, “Talan yasasına hayır” dövizleri taşındı; “Direne direne kazanacağız”, “Kayyuma geçit yok”, “Dersim İliç olmayacak”, “Kent bizim, toprak bizim” sloganları Dersim sokaklarında yankılandı. Zılgıtlar ve alkışlarla büyüyen yürüyüş Seyit Rıza Meydanı’na ulaştı.Miting tertip komitesi adına konuşan Doğukan Kudat, şirketlerin ve iktidarın rant projelerine karşı net bir tutum aldıklarını vurgulayarak “Dersim’in dağlarını, suyunu, ormanını, yaşamını kimseye teslim etmeyeceğiz! Çocuklarımıza beton değil, zehir değil; yaşanabilir bir gelecek bırakacağız” dedi.Kalkınma değil, yıkım Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu’nun hazırladığı Kürtçe açıklama Zeynep Kılınç tarafından, Türkçe metin ise Yusuf Topçu tarafından okundu. Açıklamada, Dersim’in uluslararası sermaye, AKP-MHP koalisyonu ve “kalkınma” adı altında yürütülen projelerle kuşatma altında olduğu belirtildi: “Dağlarımız vahşi madencilikle delik deşik edilmek, derelerimiz HES’lerle kurutulmak, meralarımız ve kutsal mekânlarımız şirketlere açılmak isteniyor. Bu yalnızca doğaya değil, halkın belleğine, kimliğine, geleceğine ve inancına yönelik bir saldırıdır. Bu bir ‘kalkınma’ değil, açık bir ekolojik kıyım ve asimilasyon projesidir.”
Platform, su kaynaklarının ticarileştirildiğini, kutsal mekânların “mesire alanı” adıyla metalaştırıldığını, yaban hayatının parayla hedef haline getirildiğini vurguladı. Açıklamada “Yaşam alanlarımızı istihdam yalanları değil, halkın örgütlü gücü koruyacak” denildi. Mücadelenin süreceği belirtilen çağrıda şu ifadeler yer aldı: “Doğa kazanacak, halk kazanacak. Tüm hak savunucularını, ekoloji örgütlerini, Dersimlileri doğayı ve geleceğimizi savunmak için omuz omuza vermeye çağırıyoruz. Munzur özgür akacak, halk kazanacak.”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidarın doğa talanını yasal düzenlemelerle meşrulaştırmaya çalıştığını belirterek şöyle konuştu: “Dersim 145 maden sahasıyla tehdit altında. Munzur tehdit altında. Kapitalizmin tehdidine karşı zılgıtlarımızla ‘Munzur özgür akacak’ demeye devam edeceğiz. Ey iktidar, ey sermaye, Dersim’den elinizi çekin.”
Kaynak: BİRGÜN